Gazete Halk

Mutabakat metninde ne var ne yok

Murat Ağırel

Haftalardır beklenen “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” mutabakat metni imzalandı. Ben de Ankara’da imza töreninin gerçekleştirildiği Bilkent Otel Sakarya salonundaydım. 2021 yılının Ekim ayından bu yana üzerinde çalışılan ve toplumun en geniş yelpazesini temsil eden 6 muhalefet partisinin imzalarıyla teminat altına alınan metin, partilerin Genel Başkan Yardımcıları tarafından kürsüde okundu. Bu salonun Ankara siyasetinde özel bir anlamı var. Sakarya salonu aynı zamanda AKP’nin 2002 yılında kuruluşunun açıklandığı bir yer olmasıyla da biliniyor.

Fakat ben kim geldi kim gitti bilgilerinden çok hemen oturdum mutabakat metnini inceledim.

Öngörülen yeni sistem doğrudan parlamentonun hâkim olduğu denetleme ve hükmetme düzenini öngörüyor. Günümüz koşullarında demokratik bir düzen vaat ediyor.

Tam olarak şu cümle çok dikkatimi çekti:

“Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile geçmişe dönmeyi değil, Türkiye Cumhu­riyeti’nin köklü devlet ve Cumhuriyet tecrübesinin demokrasi ile taçlandırıldığı yeni bir sisteme geçmeyi hedefliyoruz.”

Yani Türkiye’nin kısır tartışmaların içerisine girdiği koalisyon dönemleri kastediliyor burada. Salondan aldığım izlenim şimdilik kağıt üstünde de olsa bir Avrupa demokrasisi yaratılmak isteniyor.

Salonda mutabakat metninde “Atatürk” yok, “FETÖ”ye karşı bir duruş yok diyenler oldu. Bu kısmen haklı bir eleştiri olmasına karşılık açıkçası anayasa benzeri bir metinde hukuku tanımlamayan ifadelerin olması beklenmemesi gerekirdi diye düşünüyorum.

Eleştirilerimi birazdan yazacağım…

Ancak…

Mutabakat metninde benim en çok hoşuma giden detaylar üst seviyede denetim uygulamaları geliyor. Cumhurbaşkanının yetkileri neredeyse sıfırlanıyorken, Cumhurbaşkanı parti üyesi ise partisinden istifa etmesi, 7 yıl süre ile tek bir dönem Cumhurbaşkanlığı yapabilmesi ve hatta 7 yıl süre bittikten sonra istifa ettiği partiye tekrar üye olamaması, gördüğüm kadarıyla beğenilen kurallardan.

Denetlenebilirlik ile ilgili diğer kurallar ise yasama, yürütme, yargının keskin çizgilerle birbirlerinden ayrıldığını gösteriyor. Yani bu mutabakat metnine göre tek bir kişi hem yargıyı hem yasamayı hem de yürütmeyi kontrol edemeyecek. Kontrol edemediği gibi bunlar birbirlerini denetleyen organlar olacak.

Bütçe hakkı ve gensoru yetkisi olmayan bir parlamento ne işe yarar? Mutabakat metni tam olarakk parlamentonun bu yetkisizliği üzerine kurulmuş. Metinde şu ifade dikkatimi çekti:

“Reform önerimiz ile 1961 Anayasası’nda geçerli olan, bürokratik kurum­ların, siyaset üzerinde bir vesayet makamı olarak kurgulanmasını redde­diyoruz. Denetim adı altında, millî irade üzerinde vesayet kuran anlayışı geride bırakarak, hukuki denetime tabi güçlü ve etkin bir siyaset ve ikti­dar perspektifini benimsiyoruz.”

Anlattığım görüş bu paragrafta neredeyse özetlenmiş.

Mutabakat metninin 16. sayfasında da 6 partinin üzerinde uzlaştıkları anlayış ve görüş anlatılmış.

Sanırım önümüzdeki yıllar boyunca bu bakış açısıyla hareket etmek istiyorlar. O bölüm şöyle:

“Bizler geçmişin bu dar kalıplarını reddediyoruz. Geçmişin tecrübelerin­den istifade ederek geçmiş uygulamaların ortaya çıkardığı demokrasi sorunlarına ve vesayetçi uygulamalara imkan vermeyecek, millî iradenin tecelli ettiği, yargının bağımsız olduğu, yürütmenin istikrarlı bir şekilde kurallara bağlı olarak ülkeyi yönettiği, temel hak ve özgürlüklerin temi­nat altına alındığı, kurumsal kültürün hâkim olduğu bir kamu yönetimi temin edecek Güçlendirilmiş bir Parlamenter Sistemi inşa ederek Tür­kiye Cumhuriyeti’nin köklü devlet ve Cumhuriyet tecrübesini demokrasi ile taçlandırmayı hedeflemekteyiz.”

Sadece bu kadar da değil…

Mutabakat metininde seçim barajının yüzde 3’e düşürülmesi… Yurt dışında mukim 6 milyonu aşan vatandaşımızın doğrudan Meclis’te temsilinin sağlanabilmesi için yurt dışı seçmen çevresi oluşturulması gibi düzenlemeler var. Seçimlerde yüzde 1 oy alan partilere hazine yardımı yapılacak, kesin hesap komisyonu kurulacak ve bu komisyonun başkanı, ana muhalefet partisinden olacak. Sayıştay raporları da bu komisyona sunulacak.

Eğitim müfredatına ilkokul birinci sınıftan itibaren insan hakları ve kadın-erkek eşitliği dersleri konulacak.

Gazetecilere karşı ceza soruşturmasına gerekçe yapılan mevzuat, Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihatları çerçevesinde yeniden düzenlenecek. Basında tekel ve kartel oluşmaması ve medya kuruluşlarının denetlenmesi amacıyla Rekabet Kurumu’na inceleme yetkisi verilecek.

Yargı sisteminde çevre konusunda uzmanlaşmış yargıçların görev yapacağı “Çevre Mahkemeleri” kurulacak.

Metinde dikkatimi çeken diğer husus ki benim özellikle ilgilendiğim bölüm ise Sayıştay oldu. Sayıştay, Anayasa’da bir yüksek mahkeme olarak düzenlenecek. Yani yargılama yapacak. Hesap verebilir ve şeffaf bir yönetim anlayışıyla Sayıştay denetiminin kapsamı, tüm kamu kurum ve kuruluşlarını içerecek şekilde genişletilebilecek.

İdarelerin şeffaf ve hesap verebilir olması sağlanacak, yasal mücadele için yasal ve yapısal düzenlemeler yapılacak.

Kamu İhale Kanunu yenilenecek. Kamu alımları ve ihalelerde rekabeti ortadan kaldıran, ihaleyi istisna, keyfiliği kural haline getiren, yolsuzluk kapısını açık tutan istisna ve muafiyet hükümleri kaldıracak.

Şimdi gelelim eleştirilerimize…

Belli ki mutabakat metni anayasa profesörleri, akademisyenler, tecrübeli siyasetçiler, bürokratlar ile hazırlanmış teknokrat bir kimliğe sahip. Metinde ben Atatürk’ten çok nedense işsizlere, yoksullara, kenara itilmiş, gelecek umutlarını kaybetmiş gençlere umut verecek birkaç cümle aradım.

Eğer bu bir yerde siyasi propaganda ise yani “bakın biz yeni sistem öneriyoruz bize oy verin” ise sıralarda test çözerek üniversite sınavına hazırlanan 18 yaşındaki gencin ilgisini çekecek detaylar görmek isterdim. Ekmek parası peşine düşmüş yurttaş bu metni alıp okur mu? Yani ilgi çekecek detaylar olmasını, insanların kendilerinden bir çözümü görmesini sağlayacak ifadelerin eklenmesini dilerdim.

Ben de biliyorum Türkiye demokratikleşirse ekonomik anlamda da refahının yükseleceğini ancak size oy verecek insanlara üst bir perdeden akademik bir dille tanımlamalar yaparak yoksul insanlardan, asgari ücretlilerden, gençlerden, ofis çalışanlarından, öğretmenlerden vs. meslek gruplarından oy almayı beklemek biraz zor.

6 partinin de kurmaylarının şimdi bu yeni sistem önerisini bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjiyle halka anlatması şart.

Önümüzdeki günler, siyasette bolca tartışmaların olacağını gösteriyor.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ