Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler; iki ülkenin bölgesel güç olma iddiaları, tarihsel bagajları, ittifak yapıları ve Orta Doğu’daki güç dengeleri sebebiyle son derece yüksek riskli ve kırılgan bir zeminde yürümektedir. Gerçek ilişkilerin tamamen koptuğu ya da çatışma gerilim senaryolarında gerekse taktiksel normalleşme süreçlerinde öne çıkan temel riskler bulunmaktadır. Suriye sahasındaki otorite boşlukları veya askerî hareketlilik, her iki ülkenin güvenlik bürokrasisini karşı karşıya getirebilir
. İsrail’in bölgesel operasyonları ile Türkiye’nin sınır güvenliği önceliklerinin çakışması veya teğet geçmesi, kazara sıcak temas riskini doğurmaktadır. Doğrudan bir askerî çatışma ihtimali düşük görülse de üçüncü taraflar (Suriye, Lübnan, Irak istihbarat yapıları) üzerinden dolaylı veya örtülü gerilimlerin (siber saldırılar, istihbarat savaşları) tırmanması oldukça muhtemeldir. İsrail’in ABD ve NATO nezdindeki güçlü lobisi dikkate alındığında, İsrail ile tırmanacak doğrudan bir kriz; Türkiye’nin ABD Kongresi ve NATO müttefikleriyle olan ilişkilerine (savunma sanayii alımları, F-16 ve F-35 süreçleri, diplomatik baskılar) olumsuz yansıma riski taşımaktadır.
İsrail’in Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile kurduğu enerji ve savunma iş birliği entegrasyonu, Türkiye’yi bölgede yalnızlaştırma veya Doğu Akdeniz’deki yetki alanlarını kısıtlama riski barındırmaktadır. “İlişkilerdeki temel risk, güven eksikliği ve yapısal uyumsuzluktur. İsrail’in kendi güvenliğini komşularının zayıflığı üzerinden kurgulayan stratejisi ile Türkiye’nin bölgesel oyun kurucu olma vizyonu çakışmaktadır.” Filistin meselesi ve Gazze’deki insani krizler, Türk kamuoyunda en hassas kırılma noktalarından biridir. İsrail hükümetlerinin sert politikaları sürdükçe, Türkiye’nin İsrail ile kuracağı herhangi bir teması sürdürmesi iç siyasette yüksek toplumsal maliyet yaratır.
Geçmişte yaşanan Mavi Marmara, Gazze operasyonları veya diplomatik krizlerde görüldüğü üzere, inşa edilmeye çalışılan diplomatik köprüler tek bir bölgesel olayla hızla yıkılabilmektedir. Bu durum, kurumsal güvenin tamamen kaybolmasına ve kriz yönetiminin zorlaşmasına yol açmaktadır. Karşılıklı atılan ticari kısıtlama veya yaptırım adımları; gıda, hammadde ve sanayi tedarik zincirinde aksamalara sebep olmaktadır.
Doğu Akdeniz doğalgazının Türkiye üzerinden Köşe Yazısı Sayfa 1 / 2Avrupa’ya taşınması gibi jeopolitik ve ekonomik açıdan yüksek potansiyelli projeler, siyasi risklerin yüksekliği nedeniyle hayata geçirilmeyerek rafa kaldırılma riskiyle karşı karşıya kalır. Sonuç olarak, ilişkilerimizdeki temel risk güven eksikliği ve yapısal uyumsuzluktur. İsrail’in kendi güvenliğini komşularının ve bölge ülkelerinin zayıflığı üzerinden kurgulayan stratejisi ile Türkiye’nin bölgesel oyun kurucu olma vizyonu çakıştığı sürece, ilişkilerde kalıcı bir istikrar sağlamak ve kriz riskini sıfırlamak son derece zordur. Suriye sahasında Ebu Zuhur Hava Üssü gibi noktaların vurulması, iki ülke arasındaki doğrudan çatışma riskini canlı tutmaktadır. Türkiye’nin itidalli davranması karşısında İsrail’in bu saldırgan tutumunun ne kadar süreceği merak konusudur. Çatışma riskinin ortadan kalkması, İsrail’in saldırgan tutumunu değiştirmesine bağlıdır.
