Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Gemi faciasında yeni rapor: Hız, tahliye ve kaptanla ilgili kritik tespitler

Girne-Taşucu seferi sırasında alabora olarak batan yolcu gemisiyle ilgili hazırlanan yeni bilirkişi raporu, facianın kritik noktalarına ilişkin dikkat çeken tespitler içeriyor. Raporda geminin hızının düşürülmemesi, yolcuların zamanında uyarılmaması, tahliyenin yönetilememesi ve yardım çağrısının gecikmesi gibi başlıklar öne çıktı.

Girne-Taşucu seferi sırasında alabora olarak batan yolcu gemisiyle ilgili hazırlanan

Girne’den Taşucu’na sefer yapan Filo Denizcilik’e ait katamaran tipi yolcu gemisinin alabora olarak batması sonucu meydana gelen faciada 14 kişi yaşamını yitirdi, 14 kişi ise kayboldu.

Kayıp kişilere yönelik arama kurtarma faaliyetlerinin TCG Işın ve TCG Alemdar gemileriyle 7 gün 24 saat esasına göre sürdürüldüğü bildirildi. Kazaya ilişkin soruşturma kapsamında olayın meydana geliş şekli ve sorumluluk zincirinin ortaya çıkarılması amacıyla farklı başlıklarda incelemeler yürütülüyor.

Bilirkişi raporunda geminin hızı dikkat çekti

Soruşturma kapsamında görüşüne başvurulan Kaptan Ulus Göker tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda, geminin kaza sırasında yaklaşık 18-20 knot hızla ilerlediği değerlendirildi. Raporda, geminin ön bölümünden su almaya başlamasının ardından hızın düşürülmesinin ve geminin kontrollü şekilde durdurulmasının tahliye açısından önemli bir zaman kazandırabileceği belirtildi. Göker, geminin durdurulması halinde batış sürecinin daha geç gerçekleşebileceğini ve yolcuların güvenli şekilde tahliye edilmesi için daha fazla süre oluşabileceğini ifade etti.

Yolcuların zamanında bilgilendirilmediği belirtildi

Yeni bilirkişi raporunda kazanın en kritik başlıklarından biri olarak yolcuların yeterince ve zamanında bilgilendirilmemesi gösterildi. Rapora ilişkin değerlendirmelerde, kriz anında geminin sevk ve idaresinin gerektiği şekilde yapılamadığı, hızın düşürülmediği ve yolcuların tahliyesinin düzenli biçimde yönetilmediği öne sürüldü. Göker, yolcu taşıyan bir gemide kaptanın yalnızca seyirden değil, acil durumlarda yolcuların doğru bilgilendirilmesinden ve tahliyenin koordinasyonundan da sorumlu olduğunu belirtti.

Kaptanın gemiyi yolculardan önce terk ettiği iddiası

Bilirkişi raporunda kaptanın kriz anındaki tutumu da mercek altına alındı. Göker, kaptanın gemiyi yolculardan önce terk ettiğini ve yolculara acil durumda ne yapmaları gerektiğinin yeterli şekilde anlatılmadığını ileri sürdü. Raporda, tahliyenin profesyonel şekilde yönetilmesinin kazanın sonuçları açısından kritik olduğu vurgulanırken, kaptanın kriz yönetimine ilişkin tutumunun soruşturmanın önemli başlıklarından biri olduğu belirtildi.

Yardım çağrısının zamanında yapılmadığı öne sürüldü

Raporda yer alan bir diğer dikkat çekici tespit ise yardım çağrısına ilişkin oldu. Göker, geminin batmasının ardından zamanında yardım çağrısı yapılmadığını iddia etti. Olayın, çevrede bulunan başka bir denizcinin denizdeki turuncu can sallarını fark ederek Sahil Güvenlik ekiplerine haber vermesi üzerine anlaşıldığını aktaran Göker, can sallarının da personel tarafından planlı şekilde denize indirilmediğini belirtti.

Can yeleği ve can salı kapasitesi yeterliydi

Bilirkişi değerlendirmesinde gemide bulunan can yelekleri ile can sallarının kapasitesinin yeterli göründüğü belirtildi. Ancak ekipmanların mevcut olmasının tek başına yeterli olmadığına dikkat çekilirken, yolculara can yeleklerinin ve can sallarının kullanımı konusunda gerekli yönlendirmenin yapılmadığı ifade edildi.

Gemi jurnaline henüz ulaşılamadı

Kazanın dakika dakika nasıl geliştiğinin belirlenmesi açısından önem taşıyan gemi jurnalinin henüz soruşturma dosyasına ulaşmadığı açıklandı. Göker, normal koşullarda gemiyi en son terk etmesi gereken kişinin kaptan olduğunu belirterek, gemiye ait kritik evrakların da kaptanın kontrolünde bulunması gerektiğini ifade etti.

Denetim kurulunun yıllardır aktif olmadığı iddiası

Soruşturmanın dikkat çeken başlıklarından biri de gemilerin denetlenmesine ilişkin mekanizma oldu. Göker, KKTC bayraklı gemiler ile limanlara gelen gemileri denetlemekle görevli kurulun yaklaşık 3-5 yıldır aktif şekilde çalıştırılmadığını öne sürdü. Bir kaptan ve bir başmühendisten oluşan kurulda görev yapan kişilerin emekliye ayrılmasının ardından yeni atamaların yapılmadığını belirten Göker, denetim mekanizmasındaki bu boşluğun uygun olmayan gemilerin sefer yapabilmesine zemin hazırlayabileceğini ifade etti.

Geminin çıkış izniyle ilgili iddia doğrulanamadı

Filo Jet’in sefer öncesinde bir telefon görüşmesinin ardından çıkış izni aldığı yönündeki iddia da soruşturma kapsamında incelendi. Göker, yaptığı görüşmeler ve incelediği bilgiler sonucunda bu iddiayı doğrulayamadığını belirtti. Geminin çıkış belgesinin rutin prosedür kapsamında saat 11.50’de düzenlendiği ve belgenin de soruşturma kapsamında incelendiği aktarıldı.

Honduras tarafından düzenlenen kaptan belgesi de soruşturmada

Kaptanın sahip olduğu belgeye ilişkin iddialar da bilirkişi incelemesinde yer aldı. Göker, KKTC bayraklı bir gemide kaptanın Türkiye Cumhuriyeti tarafından düzenlenen asıl gemi insanı belgesi ile liman cüzdanının bulunması gerektiğini savundu. Honduras tarafından düzenlenen belgenin kabul edilmesinin doğru olmadığını öne süren Göker, bu konudaki evrakların da soruşturma kapsamında incelendiğini belirtti.

Sigorta poliçeleri de dosyaya dahil edilecek

Soruşturma dosyasında yolcu sorumluluk sigortası ile tekne ve makine sigortasına ilişkin poliçelerin bulunmadığı da belirtildi. Söz konusu belgelerin şirketten talep edildiğini aktaran Göker, kazadaki sorumluluğun yalnızca kaptan üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Armatör şirketin bakım, onarım ve denetim yükümlülüklerinin de incelenmesi gerektiğini belirten Göker, bu konuların nihai bilirkişi raporunda daha ayrıntılı şekilde ele alınacağını ifade etti.