Etkin Haber Ajansı (ETHA) çalışanı gazeteci Pınar Gayıp, ESP ve bağlı kurumlara yönelik operasyon kapsamında tutuklanmasının ardından yedi ay sonra ilk kez hakim karşısına çıktı.
İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, avukatların yanı sıra çok sayıda gazeteci ve izleyici katıldı. Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Gayıp, duruşma salonunda hazır bulundu. Mahkeme, duruşma sonunda Gayıp’ın yurtdışına çıkışının yasaklanması şartıyla tahliyesine karar verdi. Duruşma, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi amacıyla 7 Aralık saat 10.15’e ertelendi.
Gayıp: Gazetecilik yapmak ateşten bir gömlek
Savunmasında gazetecilik faaliyetlerine dikkat çeken Pınar Gayıp, Türkiye’de gazetecilerin uzun yıllardır baskı ve tehditlerle karşı karşıya kaldığını söyledi. Gayıp, gazetecilik yapmanın “ateşten bir gömlek” olduğunu belirterek geçmişte gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hayatını kaybeden Hrant Dink, Uğur Mumcu ve Musa Anter’i andı. Daha yakın dönemde Cihan Bilgin ve Nazım Daştan’ın da öldürüldüğünü söyleyen Gayıp, onların hakikat arayışının kendilerine yol gösterdiğini ifade etti. Gazetecilik yaptığı için yargılandığını belirten Gayıp, çocuk istismarı, LGBTİ+ bireylere yönelik saldırılar ve emekçilere yönelik hak ihlallerini haberleştirmesinin de suçlama konusu yapıldığını savundu.
“Çocuk istismarcısının beyanlarıyla buradayım”
Gayıp, iddianamenin tutukluluğunun dördüncü ayında hazırlanmasına da tepki gösterdi. İddianamenin önemli bölümünün etkin pişmanlık kapsamında verilen ifadelerden oluştuğunu belirten Gayıp, kendisini suçlayan kişilerin gazetecilik faaliyetlerini örgütsel faaliyet gibi gösterdiğini öne sürdü. Mustafa Bozali isimli kişinin beyanlarına özellikle yanıt veren Gayıp, bu kişiyi tanımadığını ve kendisinin de gazeteci olduğu için tanınmasının doğal olduğunu söyledi. Gayıp, “Bugün çocuk istismarcısının beyanlarıyla buradayım ve bu yüzden gazeteciliğimi anlatıyorum. İtirafçılar üzerinden gazeteciler hizaya sokulmaya çalışılıyor” ifadelerini kullandı. Dosyasında 10 farklı itirafçı beyanı bulunduğunu söyleyen Gayıp, diğer dokuz kişinin de kendisinin ETHA’da çalıştığını ifade ettiğini belirterek yaklaşık 10 yıldır ajansta gazetecilik yaptığını söyledi.
Tanıklar Gayıp’ın ETHA’da çalıştığını anlattı
Gayıp’ın savunmasının ardından cezaevinde bulunan Arda isimli tanık SEGBİS aracılığıyla ifade verdi. Tanık, Gayıp’ın ETHA’da çalıştığını ve kendisini son olarak 12 Mart katliamı anmasında fotoğraf çekerken gördüğünü söyledi. Mustafa Tezel isimli tanık ise duruşma salonunda ifade verdi. Tezel, Gayıp’ı tanımadığını ve kendisini ilk kez duruşmada gördüğünü belirtirken dosyada yer alan beyanın kendisine ait olmadığını savundu. Daha sonra “Berfin” kod adlı gizli tanık SEGBİS üzerinden dinlendi. Gizli tanık, Gayıp’ı 2015-2017 yılları arasında İstanbul’daki faaliyetleri sırasında tanıdığını, bu dönemde ETHA’da görev yaptığını ve ESP’nin eylem ve etkinliklerinde gördüğünü söyledi.
Avukatından iddianameye ve HTS kayıtlarına itiraz
Gayıp’ın avukatı Emine Özhasar, duruşmada müvekkilinin gazeteci olduğunun tanık ifadeleriyle de ortaya konulduğunu belirtti. İddianamede müvekkiline yöneltilen suçlamaları destekleyen somut bir delil bulunmadığını savunan Özhasar, soruşturma aşamasında çok sayıda kişinin ihtimaller üzerinden tutuklandığını ifade etti. ETHA’nın yaklaşık 10 yıldır devletin vergisel denetimlerinden geçtiğini belirten Özhasar, iddianamenin önemli bölümünün Gayıp’ın ETHA’da çalışmasının suçlama konusu yapılmasına dayandığını söyledi. Dosyadaki fotoğraflarda Gayıp’ın boynunda fotoğraf makinesi bulunduğuna dikkat çeken Özhasar, etkin pişmanlık kapsamında verilen ifadelerin hükme esas alınamayacağına ilişkin Yargıtay kararlarını da mahkeme heyetine hatırlattı. Gayıp hakkındaki HTS kayıtlarında örgütlü suçlardan işlem görmüş 327 kişiyle irtibat bulunduğu iddiasına da tepki gösteren Özhasar, bu tür kayıtların tek başına suçun kanıtı olarak değerlendirilemeyeceğini savundu.
İddianamede gazetecilik faaliyetleri de suçlama konusu yapıldı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede Pınar Gayıp’ın “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan cezalandırılması talep edilmişti. İddianamede Gayıp hakkında etkin pişmanlık kapsamında verilen 10 farklı ifadeye ve gizli tanık beyanlarına yer verildi. Gayıp’ın ETHA’da muhabir olarak çalışması, ETHA’ya haber göndermesi ve Atılım Gazetesi ile ETHA çalışmalarında yer aldığına ilişkin beyanlar iddianamede suçlama gerekçeleri arasında gösterildi. Savcılık ayrıca Gayıp’ın 24 Temmuz 2025’te hayatını kaybeden Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın sembol isimlerinden Emine Ocak’ın cenaze törenini takip etmesini de suçlama konusu yaptı. Gayıp’ın sosyal medya paylaşımlarında “örgütsel içerikli paylaşımlar” yaptığı da iddianamede öne sürüldü. Ancak iddianamede hangi paylaşımın ne şekilde örgütsel içerik taşıdığına ilişkin ayrıntılı bir tespit bulunmadığı belirtildi.
Pınar Gayıp 7 Aralık’ta yeniden hakim karşısına çıkacak
ESP ve bağlı kurumlara yönelik operasyon kapsamında tutuklanan Gayıp’ın yargılandığı davada mahkeme, yedi aylık tutukluluğun ardından tahliye kararı verdi. Yurtdışı çıkış yasağı uygulanmasına karar verilen Gayıp, dava sürecinde tutuksuz olarak yargılanacak. Mahkeme, bir sonraki duruşmanın 7 Aralık saat 10.15’te yapılmasına hükmetti.
