Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) ortaokul ve liselerde uygulamaya koyduğu Ortak Yazılı Sınav Sistemi’ne Eğitim-İş’ten hukuki itiraz geldi. Sendika, sınavların hazırlanması ve değerlendirilmesine ilişkin bazı düzenlemelerin öğretmenlerin mesleki yetkilerini daralttığını belirterek konuyu Danıştay’a taşıdı.
Eğitim-İş, uygulama kılavuzunda yer alan hükümlerin yürütmesinin durdurulmasını ve iptalini istedi. Sendikaya göre merkezi soru havuzuna dayalı sistem, öğrencileri yakından tanıyan öğretmenlerin değerlendirme sürecindeki rolünü azaltırken eğitim kurumları arasındaki farklılıkları da yeterince dikkate almıyor.
Eğitim-İş, MEB’in ortak yazılı sınav sistemine dava açtı
Eğitim-İş’in Danıştay’a yaptığı başvurunun odağında, ortak yazılı sınavlarda soruların hazırlanma ve değerlendirilme biçimi yer aldı. Sendika, mevcut uygulamanın öğretmenlerin ölçme ve değerlendirme konusundaki mesleki sorumluluklarını sınırlandırdığı görüşünü savundu. Başvuruda, düzenlemelerin eğitim sürecinin ihtiyaçları ve öğretmenlerin mesleki yetkileri açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Eğitim-İş, ilgili hükümlerin yürütmesinin durdurulması ve iptal edilmesi talebiyle yargı sürecini başlattı.
Öğretmenlerin hazırlayacağı soru sayısının ikiyle sınırlandırılmasına tepki
Eğitim-İş’in açıklamasına göre ortak yazılı sınav uygulamasında okul zümrelerinin hazırlayabileceği soru sayısı ikiyle sınırlandırılırken, sınavdaki diğer soruların Bakanlığın merkezi soru havuzundan alınması öngörülüyor. Sendika, merkezi havuzdaki soruların öğretmenlerin erişimine sınavdan yalnızca dört gün önce açılmasını da eleştirdi. Bu uygulamanın öğretmenlerin sınav hazırlığına katılımını ve öğrencilerin öğrenme ihtiyaçlarına göre değerlendirme yapabilme imkânını kısıtladığı ileri sürüldü. Eğitim-İş’e göre öğrencilerin hazırbulunuşluk düzeyini, öğrenme güçlüklerini ve gelişimini doğrudan takip eden öğretmenlerin sınav sorularının hazırlanmasında daha etkin rol üstlenmesi gerekiyor.
“Ölçme ve değerlendirme öğretim sürecinden koparılamaz”
Sendika, öğretmenlerin yalnızca merkezi sistem tarafından belirlenen soruları uygulayan ve sonuçları sisteme giren görevliler olarak görülmesine karşı çıktı. Eğitim-İş, ölçme ve değerlendirmenin öğretim sürecinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Açıklamada, öğretmenlerin öğrencilerin gelişim özelliklerini ve öğrenme ihtiyaçlarını gözeterek uygun araç ve yöntemleri seçmesinin mesleki sorumlulukları arasında bulunduğu hatırlatıldı. Öğretmenlik Mesleği Kanunu’na da atıfta bulunan sendika, öğretmenlerin mesleki birikimlerinin sınav hazırlama sürecine yansıtılması gerektiğini savundu. Eğitim-İş, öğrencilerin öğrenme süreçlerini yakından izleyen öğretmenlerin değerlendirme sürecinde etkisizleştirilmesinin eğitim uygulamalarının niteliği açısından sorun yaratabileceğini belirtti.
Merkezi sınav sisteminin eğitimdeki eşitsizlikleri artırabileceği savunuldu
Eğitim-İş’in itiraz ettiği bir diğer konu, farklı koşullarda eğitim veren okulların aynı standartlar üzerinden değerlendirilmesi oldu. Sendika, okulların fiziki imkânları, sınıf mevcutları ve öğrencilerin eğitim olanakları arasında önemli farklılıklar bulunduğuna dikkat çekti. Açıklamada, kırk öğrencinin bulunduğu bir sınıfla on beş öğrencinin bulunduğu bir sınıfta aynı öğrenme koşullarının oluşmadığı vurgulandı. Bu farklılıklar yeterince dikkate alınmadan uygulanan standart bir ölçme sisteminin eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmek yerine mevcut eşitsizlikleri derinleştirebileceği ileri sürüldü. Sendika, sınav sistemlerinin öğrencilerin ve okulların koşullarını göz önünde bulunduran bir anlayışla hazırlanması gerektiğini belirtti.
Öğretmenlere getirilen puan girişi zorunluluğu da eleştirildi
Eğitim-İş, ortak yazılı sınavlarda öğretmenlere getirilen soru bazında puan girişi zorunluluğuna da tepki gösterdi. Sendikaya göre sınavların okunması ve değerlendirilmesinin ardından çok sayıda verinin sisteme aktarılması, öğretmenlerin iş yükünü artırıyor. Açıklamada, yeterli bilgisayar, internet erişimi ve çalışma imkânı sağlanmadan öğretmenlere ek idari sorumluluklar yüklenmesinin sorun oluşturduğu belirtildi. Veri girişine ayrılan zamanın, ders hazırlığına ve öğrencilerle yürütülen eğitim çalışmalarına ayrılabilecek süreyi azaltabileceği savunuldu. Eğitim-İş, öğretmenlerin asli görevlerini yerine getirmesini zorlaştırabilecek uygulamaların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

