CHP Manisa Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Manisa’nın Turgutlu İlçesindeki Çaldağı Nikel Madeni ile ilgili olarak yaşanan son gelişmeleri değerlendirmek üzere Turgutlu Çevre Platformu (TURÇEP) yönetim kurulu üyeleri ile bir araya gelerek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Turgutlu Çaldağı Nikel Madeni’ne ilişkin davada çevreciler lehine verdiği kararı ve önümüzdeki süreçte atılabilecek adımları değerlendirdi. Başevirgen görüşme sonrasında yaptığı açıklamada Adalet Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlıklarına ayrı ayrı soru önergeleri vererek madenin şu anki durumu hakkında detaylı bilgi talep ettiğini söyledi.
“ÖRGÜTLÜ MÜCADELE SONUCUNDA YENİ BİR UMUT IŞIĞI DOĞDU”
Başevirgen açıklamasında, “Çaldağı’ndaki nikel madenciliği için yıllardır mücadele eden yöre halkı, güçlü örgütlenmeleri sayesinde madenin faaliyete geçmesine izin vermedi. AİHM’nin verdiği bu kararla tüm yöre halkının şiddetle karşı çıktığı bu madene ilişkin yeni bir umut ışığı doğdu. Karar, Çaldağı Nikel Madeni davasının yeniden yargılamasının yapılmasını sağlayacak. Verdiğimiz önergelerle konu ile ilgili olan tüm bakanlıklardan detaylı bilgi talebinde bulunduk. Önergeye verilecek cevapların yeniden yargılama aşamasında başvurucular lehine faydalı olacağını biliyoruz. Bizde yapılan şey madencilik değil, ülkemizin yeraltı zenginliğinin soyulup yağmalanması. Ülkemiz yeraltı maden pazarı haline getirildi. Bir yanda doğa talanı yaşanırken, bir yanda tüm yeraltı zenginliğimiz de madencilik adı altında soyuluyor. Bu faciaya izin vermemek için tüm kurumlarla ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte örgütlü mücadelemize devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
NE OLMUŞTU?
Yöre halkı, tepki ve mücadeleleri sayesinde madenin bir türlü faaliyete geçmesine izin vermedi. 2016’da mahkeme Çaldağı madencilik projesine ilişkin ÇED raporunu iptal etmiş, ancak Bakanlık ve şirketin itirazı üzerine Danıştay kararı bozarak daha geniş kapsamlı bir bilirkişi incelemesi istemişti. Bunun üzerine uzmanlardan oluşan 9 kişilik bilirkişi heyeti, “ÇED raporunun yanlış ve yetersiz olduğu, projenin bir facia yaratabileceği ve Çaldağı’nda madencilik yapılamayacağı” yönünde oybirliğiyle rapor verdi. Buna rağmen mahkeme, raporu yok sayarak eski ÇED raporunu gerekçe gösterip projeye onay verdi. Temyiz sürecinde Danıştay yerel mahkemenin kararını onaylayınca dosya Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. Ancak AYM, maden işletmeye açılmadığı için şu anda zarar olmadığı gerekçesiyle başvuruyu kabul etmedi. Tüm iç hukuk yollarının tükenmesi üzerine dosya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşındı. AİHM, Çaldağı davasında madene yakın yaşayan başvurucular bakımından adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Mahkeme kararında, idare mahkemesinin ÇED sürecine ilişkin başvuruları yeterli gerekçe göstermeksizin reddettiği, üst mahkemelerin de bu eksikliği gidermediği belirtildi. Anayasa Mahkemesi’nin ise şikâyeti esaslı şekilde incelemeden reddetmesi nedeniyle başvurucuların etkin bir hukuk yolu kullanamadığı vurgulandı.