Muğla Milletvekili Avukat Gizem Özcan, yerel yönetimlerin mali yapısında kapsamlı
değişiklikler öngören kanun teklifini TBMM’ye sundu. Teklifin yasalaşması halinde
konaklama vergisi gelirleri ve egzoz emisyon ücretlerinin yarısı doğrudan belediyelere
aktarılacak; böylece yerel hizmetlerin finansmanı güçlenecek, vergi adaleti sağlanacak
ve çevre yatırımları için yeni kaynak oluşturulacak. Artan nüfus, genişleyen hizmet
alanları ve yükselen maliyetler karşısında yerel yönetimlerin sürdürülebilir ve
öngörülebilir gelir kaynaklarına duyduğu ihtiyaç her geçen gün daha belirgin hale
geliyor.
Muğla Milletvekili Avukat Gizem Özcan, yerel yönetimlerin mali yapısını güçlendirmeyi
amaçlayan kapsamlı kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu. “Gider Vergileri
Kanunu ile Belediye Gelirleri Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi”,
belediyelerin merkezi idareye bağımlı ve kırılgan mali yapısını dengelemeyi; yerel
hizmetlerin finansmanını kalıcı ve adil bir zemine kavuşturmayı hedefliyor. Yerel
yönetimlerin altyapı, ulaşım, sosyal hizmetler ve özellikle çevre koruma alanındaki
yatırımlarını planlı biçimde hayata geçirebilmesi için güçlü ve doğrudan gelir kaynaklarına
sahip olması gerektiği vurgulanıyor.
Kanun teklifinin gerekçesinde, belediyelerin Anayasa’nın 127’nci maddesi uyarınca mahallî
müşterek hizmetleri yürütmekle yükümlü olduğu hatırlatıldı. Ancak mevcut sistemde
belediyelerin mali yapısının uzun süredir merkezi idareye aşırı bağımlı, kırılgan ve dengesiz
bir görünüm arz ettiği vurgulandı. Özellikle iklim krizi, artan çevresel riskler ve kentleşmenin
yarattığı yeni ihtiyaçlar karşısında yerel yönetimlerin atık yönetimi, arıtma tesisleri,
yenilenebilir enerji uygulamaları ve hava kalitesini iyileştirmeye yönelik yatırımlar için daha
fazla kaynağa ihtiyaç duyduğu ifade edildi.
Konaklama vergisi belediyelere devredilecek
Teklifin yasalaşması halinde, merkezi idare tarafından tahsil edilen konaklama vergisi
gelirleri doğrudan belediyelere aktarılacak. Turizm yoğun bölgelerde geçici nüfus artışı
nedeniyle katlanan atık yönetimi, su kullanımı, altyapı ve çevre düzenlemesi giderlerinin yerel
bütçeler üzerinde ciddi baskı oluşturduğu vurgulanıyor. Buna karşın, bu faaliyetlerden doğan
vergi gelirlerinin merkezi bütçede toplanması, hizmeti üreten yerel idare ile geliri tahsil eden
idare arasında mali bir dengesizlik yaratıyor. Düzenleme ile turizmden doğan ekonomik
değerin, hizmet yükünü taşıyan belediyelere yönlendirilmesi ve hizmetten yararlananın
maliyete katkı sunması ilkesi hayata geçiriliyor. Bu gelirlerin özellikle çevre koruma, kıyı
temizliği, atık su arıtma ve sürdürülebilir turizm altyapısına yönelik yatırımlarda
kullanılmasının önü açılıyor.

