Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Feyzullah Turan
Feyzullah Turan

DEVLET DÜZEN KURARKEN İNSANI UNUTMAMALIDIR

Son günlerde sokakta sıkça karşılaşılan bir manzara var; Seyyar satıcılar, zabıta müdahaleleri ve ardından gelen tartışmalar…
Bir yanda geçim derdine düşmüş insanlar, diğer yanda kanunu uygulamakla görevli zabıtalar.

İşin en dikkat çekici tarafı ise kulaktan kulağa yayılan bir söz; “Valilik emri var!” Koca bir yalan…

Devlet ciddiyeti, böyle söylentilerle değil, açık, şeffaf ve hukuka dayalı uygulamalarla yürür. İlimizin Valisi elbette kamu düzenini sağlamakla görevlidir.               Ancak hiçbir makam, vatandaşı ezmeye yönelik keyfi bir uygulamanın arkasında durmaz. Eğer ortada bir uygulama varsa, bunun dayanağı kanundur. Sorumlusu da uygulayan kurumdur.

Bugün gelinen noktada mesele sadece bir “Seyyar satıcı” meselesi değildir. Bu mesele, doğrudan doğruya ekonomik şartlarla vatandaşın nasıl zor durumlara sokulduğunun, halkın hem ekonomik sıkıntı içinde yaşaması, hemde bu sıkıntılar içinde sokakta Belediyelerin uygulamaları, zulmün açık bir göstergesidir.

Artık sıradan vatandaşlar, pazardan, seyyardan ya da sokaktaki küçük satıcıdan alışveriş yaparak ayakta kalmaya çalışmaktadır. Çünkü aynı ürünü bir marketten ya da mağazadan almak çoğu zaman iki katı maliyet anlamına gelmektedir.

Sokaktaki seyyar satıcı, sadece bir satış yapan kişi değildir; aynı zamanda dar gelirlinin nefes alma kapısıdır.

Böyle bir tabloda zabıtanın görevi elbette vardır. Kaldırımların işgal edilmemesi, şehir düzeninin korunması gerekir. Ancak uygulamanın şekli, devletin vatandaşıyla kurduğu ilişkinin aynasıdır.

Bir insanın tezgâhındaki bütün malına el konuluyor ise⁵,
Zaten zor durumda olan o kişiden bir de yediemin ücreti talep ediliyorsa,         Bu yapılırken “Emir yukarıdan” denilerek uygulayıcı sorumluluğu üzerinden  atıyorsa,                        Burada durup düşünmek gerekir.

Devletin gücü, cezalandırma kudretinden değil, adaletinden ve merhametinden gelir, gelmelidir.

Zabıta ile vatandaşın karşı karşıya getirilmesi, hiçbir sorunu çözmez. Aksine, toplumda kırgınlık ve güvensizlik üretir.                             

Oysa yapılması gereken bellidir;    Belediyeler, seyyar satıcıları tamamen yok saymak yerine onları düzen içine almalıdır.
Belirli alanlar oluşturulmalı, düşük maliyetli ruhsatlandırma sağlanmalıdır.
Hem şehir düzeni korunmalı hem de insanlara ekmek kapısı açık tutulmalı, kapatılmamalıdır.

Unutulmamalıdır ki; Devlet, sadece kuralları uygulayan bir mekanizma değildir. Aynı zamanda vatandaşının derdine çare bulmakla yükümlü bir yapıdır.²

Bugün sokakta yaşanan bu tablo, aslında daha büyük bir sorunun işaretidir:
Ekonomik daralma, gelir adaletsizliği ve geçim sıkıntısı…                           Bu gerçek görülmeden atılan her adım, sadece günü kurtarır.

Oysa ihtiyaç olan şey, İnsanı merkeze alan bir anlayıştır…                              Devlet düzen kurarken insanı unutmamalıdır.                                   Çünkü; İnsan, düzen için değil, düzen insan için vardır. 19 Mart 2026.                  ESEN KALINIZ

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER