Bugünkü konumuz; Diyarbakır’da, İstanbul’da ve İzmir Alsancak’ta Nevruz kutlaması adı altında yapılan terörist propagandası.
Bu kutlamalarda bebek katili, İmralı canisi Abdullah Öcalan’ın dev posterlerinin açılmasıyla birlikte hepimizin aklında, içinden geçen tek bir soru cümlesi vardı:
“Nerede bu devlet?”
Tabii “devlet” derken, Devlet Bahçeli’yi sormuyoruz. Merak ettiğimiz devlet o Devlet değil. Çünkü Devlet Bey’in nerede olduğunu hepimiz biliyoruz. Kendisi DEM Parti ile “demlenmekte” ve urgan atıp “sen asamıyorsan ben asarım” dediği günlerden bugüne büyük bir değişim yaşamakta.
Bebek katili Apo’yu meclise davet ederek başlayan bu süreçte, PKK’nın bir zamanlar minik bir böcekken, bugün adeta yedi kollu bir canavara dönüştüğünü görmekteyiz.
Bugün geldiğimiz noktada; metrolarda dahi PKK sempatizanları Apo sloganları atabilir hale gelmiş, meydanlarda Nevruz kutlamaları adı altında sözde PKK paçavraları sergilenmektedir. Buna karşı ne kolluk kuvveti ne de herhangi bir yetkili müdahalede bulunmaktadır.
“Terörsüz Türkiye” diye çıkılan bu yol, adeta “terörle iç içe Türkiye” sürecine evrilmiştir. Çünkü geçici komisyon taslak raporunda da ifade edildiği gibi, özellikle suça bulaşmamış örgüt üyelerinin topluma kazandırılması (suça bulaşmamış ne demekse artık zaten örgüt üyesi olmak başlı başına bir suç), rehabilitasyon süreci ve ardından aktif siyasete katılımının önü açılmak istenmektedir.
12 vatandaşımızı yakarak öldüren bir katilin, bugün bir kahraman gibi mitinglerde boy göstermesi, hatta konuşma yapabilecek bir noktaya getirilmesi; bu sürecin ne kadar tehlikeli bir hale geldiğinin açık göstergesidir.
Ve bizler, aziz Türk milletinin sabrının sınırlarının zorlandığını açıkça görmekteyiz.
Şimdi diyebilirsiniz ki:
“Biz bu filmi daha önce izlemiştik.”
Evet, daha önce de çözüm süreçleri yaşandı ve kadük kaldı. Ancak bugün gelinen noktada durum daha farklı. Çünkü tüpten çıkan macun nasıl ki geri girmezse, bunlar da o kadar şımarmış durumdalar ki artık kaplarına sığmıyorlar. Tüpten çıkan macun gibi, bir daha inlerine geri girmeyecek ve bu şımarıklıklarını sürdürmeye devam edeceklerdir.
Kendi ülkemizde, aziz Türk milletinin kanıyla kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde, “yerel demokrasi” adı altında terör propagandası yaparak özerklik istemektedirler.
Ancak şunu açıkça söylemek gerekir:
Buna aziz Türk milleti asla izin vermeyecektir.
Daha önce de söylediğim gibi; mutlaka bir siyasi irade çıkar ve “dur bakalım” der.
Eğer o siyasi irade çıkmazsa, aziz Türk milleti çıkar ve “DURUN” der . Metroda Apo propagandası yapanlara polisin müdahale etmemesi, terörü ve teröristi övme suçunu işlemelerine rağmen gözaltına alınmamaları, tutuklanmamaları da farklı garabet olarak karşımıza çıkıyor.
Ama buna Devletimiz ve polisimiz dur demezse, vatanını seven biri çıkar ve o zaman işte millet milletle kavga eder hale getirilmiş olur ki, asıl senaryo da galiba bu. Biz bu senaryonun ne oynanmasına izin veririz, ne de figüranı olur, tahriklere uyarız. Aklımız fikrimiz bize de size de yeter. Biz sizin yerinize bugüne kadar düşündük, bugünden sonra da düşünüp uygularız. Zira, sizin aklınız da fikriniz de bu meseleleri düşünmeye pek yetmediği anlaşılıyor. Emperyalist batı sizin yerinize düşüneceğine, Devletin kurucu unsuru aziz Türk Milleti sizin yerinize de düşünsün. Doğru olan bu.
Ebru ÇANAK & 23.03.2026












Ülkemin bugün bu durumda olmasının sorumlusu ve aynı zamanda çözümü olacak iki kurum var: Yargı ve “biatçı” generaller. Ama inanın bunlar değil; bu ülkeyi kurtaracak olan Atatürkçü gençlerdir. Çünkü diğerlerinin ruhları satılmış, bedenleri gömülmeyi bekliyor..