Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Damla Nalçacıoğlu
Damla Nalçacıoğlu

Biz Bu İşten Anlamıyoruz

Son yıllarda ekonomi ve finans dünyasında en çok duyduğumuz, parıltılı sunumlarla gözümüzü kamaştıran sözcüklerden biri hiç şüphesiz “fon”. Her türlü yatırım, birikim veya sermaye arayışı artık bir fon etiketiyle paketlenip ambalajlanıyor. Ancak paranın bu kadar kolay yön değiştirip denetim mekanizmalarının ve şeffaflığın ise çoğunlukla kâğıt üzerinde kaldığı bir sistemde skandalların ardı arkası kesilmiyor. 
Sorulması gereken asıl soru şu: Fonlar gerçekten riski dağıtıp birikimleri koruyan uzman araçlar mı, yoksa denetim açığından beslenenlerin kurduğu birer illüzyon sahnesi mi? 
Fon yolsuzluklarını ve usulsüzlüklerini “tekil kişinin yanında yaş da yandı” vakaları olarak görmek saflıktır. Problem; yüksek getiri vaadinin gözleri kör ettiği ve sistemin aktörlerine duyulan sarsılmaz güvenin kurumların önüne geçmesinde yatıyor. Özellikle sistemin boşluklarını bilen, yetki alanlarını kişisel ikballeri için kullanan yöneticiler veya aracılar mevzuatın arkasına dolanmayı bir sanat hâline getirmiş durumda. 
Çoğu zaman birikim sahiplerine gösterilen kâğıt üzerindeki rakamlar fonun gerçek varlığıyla örtüşmüyor. Yüksek getiri illüzyonu, denetim raporlarının yavaşlığı ve kapalı kapılar ardında yürütülen işlemlerle birleştiğinde; fon yönetimleri denetimsiz birer kişisel kasa hâline gelebiliyor. 
Para buharlaştığında ya da vaat edilen getiriler ödenemez hâle geldiğinde oklar hemen sistemi manipüle eden faillere çevriliyor. Elbette suçlular cezasını çekmelidir. Fakat bu mekanizmanın kurulmasına göz yuman, şeffaflık ilkelerini kâğıt üzerinde bırakan ve denetim kanallarını işletmeyen sistemik ihmaller neden yeterince tartışılmıyor? 
Portföy yönetiminde bağımsız denetim, saklama bankası güvencesi veya kamu aydınlatma mekanizmaları sadece mevzuat metinlerini süsleyen birer prosedür değildir. Eğer bu mekanizmalar gerçek anlamda işletilemiyorsa ve soru soran yatırımcıya “Siz işleyişi anlamıyorsunuz” muamelesi yapılıyorsa, orada bir problem var demektir. 
Hukuki boşluklar ve denetimsizlik ortamı her zaman dürüst piyasa aktörlerini cezalandırırken, kayıt dışı veya usulsüz yöntemlerle hareket edenleri ödüllendirir. Bu da finansal sisteme olan nihai güveni kökünden sarsar. 
Fon usulsüzlükleri ve yolsuzlukları sadece birkaç kişinin para kaybetmesi meselesi değildir; toplam toplumsal güvenin ve kamu düzeninin zedelenmesidir. Parayı yönetenlerin ahlaki ve hukuki sorumlulukları, sıradan bir ticari işletmenin katbe-kat üzerindedir. 
Eğer finansal piyasalarda güven inşa edilmek isteniyorsa; kişilere dayalı “prestij” algısı değil, sarsılmaz ve bağımsız kurumsal denetim esas alınmalıdır. Aksi hâlde yeni isimler ve yeni paketlerle sunulan her yeni fon, sadece bir sonraki düş kırıklığının habercisi olmaya devam edecektir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER