Türkiye’nin uzun süredir yakalanmasını ve iadesini talep ettiği Mihraç Ural hakkında yeni bir gelişme yaşandı. Reyhanlı saldırısının firari sanıkları arasında bulunan Ural’ın Suriye’de yakalandığı açıklandı. Suriye’nin resmî haber ajansı SANA’nın aktardığı bilgiye göre Ural, ülkeden kaçmaya çalıştığı sırada yakalandı.
Suriye’de “Ali Kayyali” adını kullandığı belirtilen Ural’ın nerede, ne zaman ve hangi güvenlik birimi tarafından yakalandığına ilişkin ayrıntılar paylaşılmadı. Türk makamlarından da yakalanma haberine ilişkin henüz resmî bir açıklama gelmedi.
SANA duyurdu: Mihraç Ural kaçmaya çalışırken yakalandı
Suriye resmî haber ajansı SANA, Reyhanlı saldırısının firari sanıklarından Mihraç Ural’ın yakalandığını bildirdi. Haberde, Suriye’de Ali Kayyali ismini kullanan Ural’ın kaçmaya çalışırken güvenlik güçlerinin eline geçtiği belirtildi. Operasyonun gerçekleştirildiği bölge, yakalanma tarihi ve Ural’ın hangi birim tarafından gözaltına alındığına ilişkin ayrıntılar henüz açıklanmadı. Türkiye’nin uzun yıllardır iadesini istediği Ural’ın yakalanmasının ardından izlenecek hukuki sürece ilişkin de şu ana kadar resmî bilgi paylaşılmadı.
Ural’ın yardımcısı Cemal Trablusi de yakalanmıştı
Mihraç Ural’ın yakalandığı haberinden önce, Suriye İçişleri Bakanlığı 4 Ekim’de Ural’ın yardımcısı olduğu belirtilen Cemal Trablusi’nin gözaltına alındığını duyurmuştu. Suriye’deki iç savaş sırasında Ural liderliğindeki Mukavemet-i Suriye adlı milis grubunun Halep temsilciliğini ve büro müdürlüğünü yürüttüğü belirtilen Trablusi’nin, Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince yakalandığı açıklanmıştı. Trablusi’nin yakalandığı yer ve tarihe ilişkin ayrıntılar da kamuoyuyla paylaşılmamıştı.
Reyhanlı saldırısında 53 kişi hayatını kaybetmişti
Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013’te bomba yüklü iki araçla düzenlenen saldırı, Türkiye’nin yakın tarihindeki en kanlı terör saldırılarından biri olarak kayıtlara geçti. Saldırıda 53 kişi yaşamını yitirirken 155 kişi yaralandı. THKP-C/Acilciler örgütünün yöneticisi olduğu belirtilen Mihraç Ural, saldırıyı planlamakla suçlandı. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, Şubat 2018’de davada yargılanan 9 sanığı 53’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Ural’ın da aralarında bulunduğu firari sanıkların dosyası ise ayrıldı. Ayrılan dosyada 5 Haziran 2026’da açıklanan kararla Memet Gezer, Temir Dükancı ve Cengiz Sertel’e 53’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Reyhanlı 11 Mayıs Şehitler Derneği Başkanı Ahmet Tuna da karar duruşmasında Ural’ın hâlâ firari olduğunu belirterek yakalanması çağrısında bulunmuştu.
Mihraç Ural kimdir?
1956 yılında Antakya’da doğan Mihraç Ural, İstanbul Üniversitesi’nde felsefe eğitimi aldı. 1978’de bir banka soygunu nedeniyle gözaltına alınan Ural, Adana’da tutuklu bulunduğu cezaevinden 1980 yılında kazdığı tünelle kaçtı ve Suriye’ye gitti. Suriye’de Hafız Esad yönetimi tarafından vatandaşlık verildiği belirtilen Ural, zaman içinde Esad ailesiyle yakın ilişkiler kurdu. 1986’dan itibaren İskenderun Sancağı Kurtuluş Halk Cephesi adıyla kurduğu, daha sonra Suriye Direnişi olarak anılan Esad yanlısı milis grubun liderliğini yürüttü. Ural’ın, 2013’te Suriye’nin Banyas ve Beyda bölgelerinde yaşanan katliamlara karıştığı da ileri sürüldü. Ural ise kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti.
Türkiye, Mihraç Ural’ın iadesini yıllardır talep ediyordu
Türkiye, Reyhanlı saldırısıyla bağlantılı olarak aranan Mihraç Ural’ın yakalanması ve ülkeye iade edilmesi için uzun yıllardır girişimlerde bulunuyordu. Dönemin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Şubat 2018’de Soçi’de gerçekleştirilen toplantı sırasında Ural’ın yakalanarak Türkiye’ye iade edilmesini istediklerini açıklamıştı. Ural’ın 2016 yılında öldürüldüğüne ilişkin iddialar ortaya atılmış, ancak bu iddiaların doğru olmadığı anlaşılmıştı. Temmuz 2019’da Lazkiye’de aracına düzenlenen bombalı saldırıda ağır yaralandığı bildirilen Ural, Beşşar Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinin ardından gözlerden uzak kalmıştı. Suriye’de yakalandığının duyurulmasıyla birlikte Ural’ın hukuki durumuna ilişkin yeni bir süreç gündeme geldi. Ancak Türkiye’ye iade edilip edilmeyeceği, iade işlemlerinin ne zaman başlayacağı ve Türk makamlarının konuya ilişkin nasıl bir adım atacağı henüz netleşmedi.

