CHP Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Rıfat Turuntay Nalbantoğlu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 2027 yılı bütçesi üzerine söz aldı. Konuşmasında bütçe hakkının tarihsel gelişimine değinen Nalbantoğlu, Magna Carta’nın kralın yetkilerini sınırlandırarak anayasal demokrasinin ve parlamenter sistemin temel taşlarından biri olduğunu hatırlattı.
Türkiye’de bütçe hakkının yalnızca bütçenin Meclis’te görüşülmesinden ibaret olmadığını belirten Nalbantoğlu, kamu kaynaklarının nasıl harcandığının, plan ve programlara ne ölçüde uyulduğunun ve denetim mekanizmalarının ne kadar etkili çalıştığının da sorgulanması gerektiğini ifade etti.
“187,6 milyar liralık fon vurgunu sistemin çöktüğünü gösterdi”
Fon krizine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Nalbantoğlu, 187 milyar 653 milyon liralık tutarın kamu yönetimindeki ciddi sorunları ortaya koyduğunu savundu. Yaşananları “asrın soygunu” olarak nitelendiren CHP’li vekil, olayın yalnızca belirli kişi ve kurumlarla sınırlı değerlendirilemeyeceğini söyledi. Nalbantoğlu, fon krizinin borsacılardan siyasetçilere, denetçilerden bürokratlara ve kamu görevlilerine uzanan çok sayıda ayağı bulunduğunu öne sürdü. Olayın organize ve örgütlü suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten Nalbantoğlu, kurum ve kurulların yeniden yapılandırılması çağrısında bulundu. “Devlet çökmüş, sistem çökmüş, yönetememe sorunu çok açık bir şekilde ortalıkta” ifadelerini kullanan Nalbantoğlu, yetki ve denetim alanlarında Türkiye’nin kendi Magna Carta’sını hayata geçirmesi gerektiğini dile getirdi.
Kamu mali denetim sistemini eleştirdi
Nalbantoğlu, fon krizinin kamusal mali denetim mekanizmalarındaki eksiklikleri de gözler önüne serdiğini savundu. Yüksek denetim organları ile iç denetim birimlerinin idari ve mali özerkliklerinin yeterince sağlanamadığını belirten CHP Genel Sekreteri, bu durumun denetim raporlarının tarafsızlığına ilişkin soru işaretleri oluşturduğunu söyledi. İç denetimde uluslararası bağımsız denetim standartlarının eksiksiz uygulanmasının önemine işaret eden Nalbantoğlu, bağımsız denetim alanının daraltılmasının denetim kalitesini olumsuz etkilediğini ifade etti.
“150 bin mali müşavir yalnız bırakıldı”
Konuşmasının önemli bölümünü mali müşavirlerin sorunlarına ayıran Nalbantoğlu, yaklaşık 150 bin serbest muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali müşavirin uzun süredir çözüm beklediğini belirtti. Mali müşavirlerin her ay milyonlarca beyanname hazırladığını, vergi ve sigorta primlerinin toplanmasına katkı sunduğunu ve kayıtlı ekonominin önemli unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Nalbantoğlu, meslek grubunun ekonomik koşullar karşısında yıprandığını söyledi. Mali müşavirlerin devletin mali idaresi açısından önemli bir paydaş olduğunu kaydeden Nalbantoğlu, bu kesimin taleplerinin yıllardır karşılık bulmadığını savundu.
Mali müşavirlerin ücretleri enflasyon karşısında eridi
Mali müşavirlerin temel sorunlarından birinin meslek ücretlerinin artan maliyetlerin gerisinde kalması olduğunu belirten Nalbantoğlu, 2019 yılında 100 lira olan mali müşavirlik ücretinin 2026 tarifesinde 785 liraya yükseldiğini aktardı. Aynı dönemde ofislerde çalışan personelin asgari ücret maliyetinin yaklaşık 15 kat, üretici fiyatlarının 13 kat, akaryakıt fiyatlarının ise 14 kat arttığını ifade eden Nalbantoğlu, mevcut ücretlerin maliyetleri karşılamadığını söyledi. Girdi maliyetleri dikkate alındığında ücretin en az bin 500 lira olması gerektiğini savunan Nalbantoğlu, mali müşavirlerin enflasyonun yükünü kendi ceplerinden karşıladığını dile getirdi.
Beyanname ve bağımsız denetim düzenlemesine tepki
Nalbantoğlu, belirli büyüklüğün üzerindeki mükelleflerin beyannamelerini mali müşavir imzası olmadan gönderebilmesine de itiraz etti. En yüksek vergi tutarlarının söz konusu olduğu alanlarda uzman denetiminin dışında kalınmasının vergi kayıp ve kaçağıyla mücadeleyi zorlaştırabileceğini savundu. Türk Ticaret Kanunu kapsamında şirketlerin finansal tablolarının bağımsız denetime tabi tutulmasına yönelik yaklaşımın, kanun yürürlüğe girmeden yapılan değişikliklerle daraltıldığını belirten Nalbantoğlu, işlem denetçiliğinin de tamamen kaldırıldığını hatırlattı. Bu düzenlemelerin denetim alanında boşluk oluşturduğunu öne sürdü.
E-defter cezaları ve sınırsız sorumluluk eleştirisi
Mali müşavirlerin karşı karşıya kaldığı bir diğer sorunun e-defter ve beyanname işlemlerindeki ceza uygulamaları olduğunu belirten Nalbantoğlu, gecikme süresine bakılmaksızın benzer cezaların uygulanmasını eleştirdi. Bir günlük gecikmeyle aylarca süren ihmalin aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Nalbantoğlu, cezaların gecikme süresi ve kusurla orantılı hâle getirilmesini istedi. Dijital sistemlerde yaşanan teknik aksaklıkların da mali müşavirler açısından mağduriyet oluşturduğunu söyleyen Nalbantoğlu, vergi kaybına yol açmayan kısa süreli sistem sorunlarının vergi kaçırma fiilleriyle aynı şekilde cezalandırılmaması gerektiğini belirtti. Mali müşavirlerin imzaladıkları beyannamelerde sonradan ortaya çıkan vergi farklarından mükellefle birlikte tüm mal varlıklarıyla sorumlu tutulmasını da eleştiren Nalbantoğlu, sınırsız sorumluluk uygulamasının mesleğe yeni katılımları azalttığını savundu.
“3568 sayılı Meslek Yasası yeniden yazılmalı”
Nalbantoğlu, 1989 yılında yürürlüğe giren 3568 sayılı Meslek Yasası’nın günümüzün teknolojik ve ekonomik koşullarına uygun hâle getirilmesi gerektiğini söyledi. Aradan geçen 37 yılda Türk Ticaret Kanunu ve Sermaye Piyasası Kanunu gibi temel düzenlemelerin değiştiğini, denetim kurumlarının yeniden yapılandırıldığını belirten Nalbantoğlu, mali müşavirlik mesleğinin kendi yasasının ise çağın gerisinde kaldığını ifade etti. Meslek yasasının, mali müşavirleri yalnızca defter tutan kişiler olarak değil, teknolojiyi denetleyen ve danışmanlık hizmeti sunan uzmanlar olarak konumlandıracak şekilde meslek örgütleriyle birlikte yeniden hazırlanması çağrısında bulundu.
“Kanun tekliflerimiz Meclis’te bekliyor”
Mali müşavirlerin arabuluculuk, stajyerlere prim desteği, tahsil edilemeyen KDV, mali tatil ve yeşil pasaport gibi başlıklarda da sorun yaşadığını belirten Nalbantoğlu, bu konularda çözüm bekleyen talepler bulunduğunu söyledi. Kendisinin de mali müşavirlerin sorunlarına ilişkin kanun teklifleri verdiğini ancak bu tekliflerin komisyonlarda beklediğini ifade eden Nalbantoğlu, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın desteğiyle sorunların çözülebileceğini savundu. Nalbantoğlu, mali müşavirlerin taleplerinin ayrıcalık değil; adil ücret, orantılı ceza, sınırlı sorumluluk ve mesleğin çağın gereklerine uygun biçimde yeniden düzenlenmesi olduğunu belirterek, gerekli adımların atılması çağrısında bulundu.

