Sekiz yıl boyunca bir boya fabrikasında çalışan kimya mühendisi ile işvereni arasındaki uyuşmazlık yargıya taşındı. Ücretlerinin ödenmediğini belirterek iş sözleşmesini fesheden mühendis, fazla mesai ve diğer işçilik alacaklarının tahsil edilmesi için dava açtı. İşveren tarafından darp edildiğini ve kendisine zorla belge imzalatıldığını da ileri süren mühendisin hukuk mücadelesinde son sözü Yargıtay söyledi.
Boya fabrikasında sekiz yıl çalışan kimya mühendisi, çalışma süresi boyunca ücret alacaklarını tahsil edemediğini öne sürdü. İş sözleşmesini bu nedenle haklı sebeple feshettiğini belirten mühendis, çalışma saatlerinin de oldukça uzun olduğunu ifade etti. Davacının beyanına göre şubat-ekim döneminde sabah 08.00 ile akşam 22.00 arasında çalışılıyordu. Ekim ayından sonra ise mesai saatleri 08.00-18.00 olarak uygulanıyor, cumartesi günleri de 08.00-15.00 saatleri arasında çalışma yapılıyordu. Mühendis, ödenmeyen ücretleri ve çalışma karşılıklarını alabilmek için yargı yoluna başvurdu.
İşverenin darp ettiği iddiası dosyaya girdi
Davacı mühendis, şirket sahibi tarafından darp edildiğini ve bu sırada kendisine bazı belgelerin imzalatıldığını iddia etti. Ayrıca üç ayrı şirketin sahibinin aynı kişi olduğunu, şirketlerin farklı kişiler adına tescil edilmesinin alacaklardan sorumluluğu ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu ileri sürdü. Bu gerekçelerle üç şirketin de işçilik alacaklarından sorumlu tutulmasını isteyen mühendis; kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmesini talep etti. Davalı şirketler ise mühendisin iddialarını kabul etmedi.
İş Mahkemesi işçi lehine karar verdi
Dosyayı inceleyen İş Mahkemesi, şirket yetkililerinin aynı kişi olduğuna ve tanıkların benzer yönde ifadeler verdiğine dikkat çekti. Mahkeme, işçilik alacaklarının eksik ödendiğinin kanıtlandığı değerlendirmesiyle mühendisin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği sonucuna ulaştı. Tanık beyanları doğrultusunda davacının fazla mesai yaptığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı da değerlendirildi. Mahkeme, bu gerekçelerle davanın kısmen kabulüne hükmetti.
Darp iddiası sağlık raporuyla desteklendi
Davalı şirketlerin avukatı, İş Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulundu. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi itirazları reddetti. Bölge Adliye Mahkemesi kararında, işveren tarafından gerçekleştirildiği belirtilen darp olayının Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında da ele alındığına işaret edildi. Darp iddiasının sağlık raporuyla sabit olduğu ve işverenin basit yaralama eylemi nedeniyle ceza aldığı hatırlatıldı. Böylece işçinin iddiaları, işçilik alacaklarına ilişkin uyuşmazlığın yanı sıra ceza yargılaması kapsamında da değerlendirildi.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı onadı
Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’ne taşındı. Yüksek mahkeme, İş Mahkemesi tarafından verilen kararı onadı. Yargıtay’ın onama kararıyla birlikte, yerel mahkemenin işçi lehine verdiği kısmen kabul kararı yargı sürecinde korunmuş oldu. Dosya, işçilik alacakları ve iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilmesi bakımından işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklara ilişkin önemli bir örnek olarak gündeme geldi.

