Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP’den Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na tepki: ‘Türkiye belirsiz bir çatışmaya çekilebilir’

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Semra Dinçer, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı TBMM gündemine taşıdı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Semra Dinçer, Türkiye,

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Semra Dinçer, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması hakkında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye soru önergesi sundu.

Anlaşmanın içeriği, Türkiye’nin üstleneceği yükümlülükler ve ortak savunma taahhütlerinin hangi koşullarda devreye gireceği konusunda açıklık gerektiğini belirten Dinçer, anlaşmanın tam metninin kamuoyuyla paylaşılmamasını eleştirdi. Dinçer, anlaşmanın TBMM onayından geçmediğini hatırlatarak, kurumsal yapılanma ve ortak savunma taahhütlerinin uygulanmasına yönelik adımların hangi hukuki temele dayandığının açıklanmasını istedi.

“Meclis’in yetkileri fiili kararlarla aşılmamalı”

Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin 5 Ekim’de Riyad’da gerçekleştirdiği toplantının ardından yayımlanan ortak açıklamada, kolektif savunma taahhütlerinin hayata geçirilmesine yönelik adımlar atılacağının duyurulduğunu hatırlatan Dinçer, sürecin Meclis’in yetkileri açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Anlaşmanın Türkiye’nin güvenliği ve dış politika tercihleri üzerinde önemli sonuçlar doğurabileceğini belirten Dinçer, ulusal çıkarların korunması, barışın gözetilmesi ve TBMM’nin denetim yetkisinin esas alınması gerektiğini vurguladı. Dinçer, Türkiye’nin hangi tehditlere karşı, hangi coğrafi sınırlar içinde ve ne tür yükümlülükler üstleneceği netleşmeden ilerleyen sürecin ülkenin bağımsız karar verme kapasitesini etkileyebileceği görüşünü dile getirdi.

Pakistan ve Suudi Arabistan’ın çatışma alanları gündemde

Dinçer, anlaşmanın tarafları olan Pakistan ve Suudi Arabistan’ın farklı güvenlik sorunları ve çatışma alanlarıyla karşı karşıya bulunduğuna işaret etti. Pakistan’ın Hindistan ve Afganistan’la yaşadığı güvenlik sorunları ile Suudi Arabistan’ın Yemen merkezli çatışmalardaki konumunun, ortak savunma taahhüdünün kapsamı bakımından açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti. Türkiye’nin doğrudan tarafı olmadığı bölgesel uyuşmazlıkların askeri yükümlülüklere dönüşmesi ihtimalinin risk oluşturabileceğini savunan Dinçer, özellikle Yemen konusunda Suudi Arabistan’a destek verilmesinin Türkiye’nin çatışmanın tarafı olarak algılanmasına yol açabileceği uyarısında bulundu. Dinçer, böyle bir durumun Türkiye’yi ve Türk askeri unsurlarını hedef haline getirebileceğini, Kızıldeniz ve Babülmendep hattındaki deniz ticaretinin de olumsuz etkilenebileceğini ifade etti.

Bölgesel dengeler ve Türkiye’nin güvenliği tartışma konusu oldu

Anlaşmanın bölgesel güç dengeleri üzerindeki olası etkilerine de değinen Dinçer, İran başta olmak üzere bölgedeki aktörlerin yeni savunma yapılanmasını kendilerine yönelik bir çevreleme girişimi olarak değerlendirebileceğini belirtti. Dinçer’e göre böyle bir algı, karşı ittifak arayışlarını ve silahlanmayı hızlandırarak bölgesel gerilimleri artırabilir. Bu durumun Türkiye’nin diplomatik hareket alanını daraltabileceğini savunan Dinçer, anlaşmanın Türkiye’nin güvenliği ve dış politika öncelikleri üzerindeki etkilerinin ayrıntılı biçimde değerlendirilmesini istedi.

NATO yükümlülükleriyle ilişkisi de açıklanmalı

Türkiye’nin NATO üyeliğini hatırlatan Dinçer, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın mevcut kolektif savunma yükümlülükleriyle ilişkisinin de açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti. Dinçer, bir tarafa yönelik saldırının bütün taraflara yönelik saldırı sayılması esasına dayanan taahhüdün NATO Antlaşması’nın 5. maddesindeki düzenlemeden hangi yönleriyle ayrıldığının açıklanmasını talep etti. Yeni anlaşmanın kapsamı, uygulanma koşulları ve Türkiye’nin mevcut yükümlülükleriyle nasıl ilişkilendirileceği konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Anlaşmanın tam metni ve hukuki dayanağı soruldu

Semra Dinçer, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a sunduğu soru önergesinde anlaşmanın tam metninin, eklerinin ve varsa uygulama protokollerinin neden açıklanmadığını sordu. Bu belgelerin ne zaman kamuoyuna ve TBMM’ye sunulacağının da yanıtlanmasını istedi. Dinçer ayrıca, anayasal onay süreci tamamlanmadan ortak savunma taahhütlerinin uygulanmasına yönelik adımlar atılıp atılmadığının ve bu adımların hukuki dayanağının açıklanmasını talep etti. Anlaşmanın hangi somut tehdit değerlendirmesine dayandığı, Türkiye’ye sağlayacağı diplomatik, askeri ve ekonomik kazanımların neler olduğu ve olası maliyetlerin hesaplanıp hesaplanmadığı da önergedeki sorular arasında yer aldı. Ortak savunma taahhüdünün coğrafi ve zamansal sınırlarının belirlenmesini isteyen Dinçer, Pakistan’ın Hindistan ve Afganistan’la yaşadığı sorunlar ile Suudi Arabistan’ın Yemen’deki çatışmalarının anlaşma kapsamında bulunup bulunmadığının açıklanmasını istedi.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin gönderilmesine ilişkin karar alındı mı?

Soru önergesinde öne çıkan başlıklardan biri de Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının yurt dışına gönderilmesi ihtimali oldu. Dinçer, anlaşmanın anayasal onay sürecinden geçmediği belirtilirken Türk askerinin Suudi Arabistan’a veya başka bir ülkeye gönderilmesine ilişkin herhangi bir karar alınıp alınmadığını ve görevlendirme yapılıp yapılmadığını sordu. Dinçer, anlaşmanın TBMM’de tartışılması ve onay sürecinin işletilmesi gerektiğini belirterek, uluslararası anlaşmalar bakımından Anayasa’nın 90. maddesinin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesi söz konusu olduğunda ise 92. maddenin öngördüğü koşulların gözetilmesi çağrısında bulundu. CHP’li Dinçer, Türkiye’nin dış politikada etkinliğini artırma hedefinin güvenliği, bağımsız karar verme kapasitesini ve barışa katkısını güçlendirdiği ölçüde anlamlı olduğunu savunarak, anlaşmanın kapsamı ve doğurabileceği yükümlülüklerin kamuoyu ile TBMM’de ayrıntılı biçimde değerlendirilmesini istedi.