Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP’li Orhan Sarıbal tarımdaki çıkmazı anlattı: Çiftçiye 168 milyar destek, mazota 230 milyar

CHP’li Orhan Sarıbal üretimdeki çözülmeyi rakamlarla açıkladı: Tarımdan 2 milyon

CHP’li Orhan Sarıbal üretimdeki çözülmeyi rakamlarla açıkladı: Tarımdan 2 milyon 940 bin kişi koptu

CHP’li Orhan Sarıbal’dan ithalat eleştirisi: Ayçiçeği ithalatına 31,7 milyar dolar ödendi

CHP Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, tarımsal istihdamdaki kayba, mazot maliyetlerine ve kayısı, kuru üzüm ile ayçiçeği üreticilerinin sorunlarına dikkat çekti. İktidarın ithalatı üretici fiyatlarını baskılamak için kullandığını belirten Sarıbal, “Çiftçi korunmadan üretim sürdürülemez; üretim sürdürülemeden halkın gıda güvencesi sağlanamaz” dedi.

CHP Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, düzenlediği basın toplantısında tarım ve gıda gündemini değerlendirdi. Çiftçinin artan üretim maliyetleri ve düşük ürün fiyatları arasında sıkıştığını belirten Sarıbal, iktidarın gıda enflasyonunu ithalat yoluyla üretici fiyatlarını baskılayarak düşürmeye çalıştığını söyledi.

Sarıbal, “İthalatı sopa olarak dayatıp fiyatları düşürerek enflasyonu indirmeye çalışan bir tutum içerisindeler. Bedelini çiftçiye ödetiyorlar. Üretimi ithalatla terbiye ediyorlar; halkı ise yoksulluğa ve açlık sınırındaki gelirlere mahkûm ediyorlar” diye konuştu.

“Arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır”

Konuşmasının başında Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş ve belediye çalışanlarının gözaltına alınmasına değinen Sarıbal, herkesin yargılanabileceğini ancak yargının siyasi baskı ve itibarsızlaştırma aracı haline getirilemeyeceğini söyledi.

Sarıbal, “Kaçma ve delil karartma şüphesi bulunmadığı sürece masumiyet karinesi gözetilmeli; yargılama, gözaltı ve tutuklama dışında sürdürülmelidir. Adil yargılanma hakkının gereği budur. Arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır” ifadelerini kullandı.

“Mazotta yeni bir destekleme modeli zorunlu”

Motorin fiyatının birçok ilde 80 lirayı aştığını hatırlatan Sarıbal, mazotun traktör kullanımından sulamaya, işçilerin taşınmasından ürünlerin pazara ulaştırılmasına kadar tarımsal üretimin bütün aşamalarını etkilediğini belirtti.

300 dönüm kuru tarım yapan bir işletmenin yılda yaklaşık 2 bin litre mazot kullandığını, yalnızca yakıt giderinin yaklaşık 160 bin liraya ulaştığını aktaran Sarıbal, şöyle konuştu:

“Bugün tarladaki üretim maliyetinin üzerinde hasat sonrası maliyetler var. Bunların ana kalemleri mazot, petrol ürünleri, ambalaj ve lojistiktir. ÖTV ve KDV’nin kaldırılması da artık tek başına yeterli değildir. Mazotta yeni bir destekleme modeli zorunludur.”

2026 yılında çiftçiye verilmesi öngörülen toplam tarımsal desteğin yaklaşık 168 milyar lira olduğunu belirten Sarıbal, mevcut fiyatların sürmesi halinde çiftçinin yalnızca mazota ödeyeceği tutarın 230 milyar liraya yaklaşabileceğini söyledi.

Tarımsal istihdam 7,5 milyondan 4 milyon 560 bine geriledi

TÜİK verilerine göre tarımda çalışanların sayısının 2002’den bu yana 7,5 milyondan 4 milyon 560 bine gerilediğini aktaran Sarıbal, yaklaşık 2 milyon 940 bin kişinin tarımsal istihdamdan koptuğunu belirtti.

Tarımın toplam istihdamdaki payının aynı dönemde yüzde 34,9’dan yüzde 14’e düştüğünü kaydeden Sarıbal, yalnızca 2025 yılında 267 bin, 2026’nın ilk çeyreğinde ise 44 bin kişinin daha sektörden ayrıldığını söyledi.

Sarıbal, “Bu tablo özellikle küçük aile işletmelerinin ve küçük üreticilerin sistemden sürekli uzaklaştırıldığını gösteriyor. Türkiye’nin gıda egemenliği, gıda güvencesi ve gelecekteki tarımsal üretimi açısından telafisi güç bir kayıp yaşanıyor” dedi.

Tarım ve Orman Bakanlığının 2026 yılı için açıkladığı 1.874 sözleşmeli personel alımını da eleştiren Sarıbal, bitki ve hayvan sağlığı, gıda denetimi, su ürünleri, tarımsal yayım ve kırsal kalkınma alanlarındaki ihtiyacın bu sayıyla karşılanamayacağını ifade etti.

Kayısı üretimi bir yılda yüzde 74 azaldı

Kayısı üreticilerinin yüksek maliyetler ve düşük ürün fiyatları karşısında ağır gelir kaybı yaşadığını belirten Sarıbal, Türkiye’de 2024 yılında 1 milyon 290 bin ton olan kayısı üretiminin, 11 Nisan 2025’te yaşanan zirai donun ardından 331 bin tona gerilediğini söyledi. Üretimdeki yıllık kayıp yaklaşık yüzde 74 olurken, Malatya’da ürün kaybı yüzde 100’e yaklaştı.

Türkiye’nin 2024-2025 sezonunda 107 bin 517 tonla dünya kuru kayısı üretiminin yüzde 64’ünü gerçekleştirdiğini hatırlatan Sarıbal, 2025 yılında 48 bin ton kuru kayısı ihracatından 304 milyon dolar gelir sağlandığını kaydetti.

Yaş kayısının üreticide 15 ila 40 lira arasında fiyat bulduğunu, kuru kayısının ise perakendede 700 liraya kadar ulaştığını belirten Sarıbal, üretici ile tüketici fiyatları arasındaki farkın kabul edilemez olduğunu söyledi:

“Kayısı üreticisi perişan. Kayısıdan yüksek bir katma değer yaratılıyor ancak bu değer üreticiye yansımıyor. Kayısıbirlik yeniden işlevsel hale getirilmeli ve çiftçinin yanında konumlandırılmalıdır. TMO, Tarım Kredi Kooperatifleri ve ilgili kamu kurumları bu ürüne sahip çıkmalıdır.”

“Kuru üzüm için gerçek bir alım fiyatı açıklanmalı”

Türkiye’nin yıllık kuru üzüm üretiminin 250 bin ila 300 bin ton arasında değiştiğini belirten Sarıbal, üretimin yalnızca yüzde 15-20’sinin iç piyasada tüketildiğini, kalan bölümünün ihraç edildiğini aktardı.

Son beş yılda üzüm üretim alanlarının yüzde 7, üretim miktarının yüzde 17 ve verimin yüzde 11 azaldığını söyleyen Sarıbal, üreticinin yeni sezon öncesinde fiyat belirsizliğiyle karşı karşıya bırakıldığını ifade etti.

Kuru üzüm alım fiyatının 2023’te 100, 2024’te 110 ve 2025’te 120 lira olduğunu hatırlatan Sarıbal, artan gübre, mazot, ilaç ve işçilik maliyetleri nedeniyle yeni sezonda kilogram başına en az 180 liralık alım fiyatı beklendiğini belirtti.

Sarıbal, “Tavsiye fiyatı açıklayıp üreticiyi piyasanın insafına bırakmak çözüm değildir. TARİŞ’in ve ilgili kamu kurumlarının alım yapacağı, özel sektörün altında ürün alamayacağı gerçek bir fiyat mekanizması oluşturulmalıdır” dedi.

Ayçiçeğinde üreticinin eline 30 lira 38 kuruş kalacak

Çukobirlik tarafından açıklanan 2026 yılı yağlık ayçiçeği alım fiyatlarını da değerlendiren Sarıbal, yüzde 44 yağ oranlı ürün için kilogram başına 35 lira 50 kuruş, yüzde 40 yağ oranlı ürün için 33 lira 50 kuruş, yüzde 35 yağ oranlı ürün için ise 31 lira fiyat açıklandığını hatırlattı.

Yüzde 2 stopaj kesintisinin ardından üreticinin eline geçecek tutarın sırasıyla 34 lira 79 kuruş, 32 lira 83 kuruş ve 30 lira 38 kuruş olacağını belirten Sarıbal, fiyatların yüksek üretim maliyetleri ve ithalat baskısı altında kalan çiftçiyi korumadığını söyledi.

4 Temmuz’da yayımlanan kararla 1 milyon 250 bin ton yağlık ayçiçeği tohumu veya bunun karşılığı 500 bin ton ham ayçiçeği yağı için tarife kontenjanı açıldığını hatırlatan Sarıbal, yerli ürün alan sanayicilere 11 Ocak-31 Mayıs 2027 döneminde düşük vergili ithalat hakkı tanınmasının çiftçinin pazarlık gücünü zayıflattığını ifade etti.

Ayçiçeği ithalatına 31,7 milyar dolar ödendi

Sarıbal’ın paylaştığı verilere göre Türkiye, 2003 ile Mayıs 2026 arasında 16,5 milyon ton ayçiçeği tohumu ithalatına 9,7 milyar dolar, 15,7 milyon ton ayçiçeği küspesi ithalatına 3,8 milyar dolar ve 15,9 milyon ton ayçiçeği yağı ithalatına 18,2 milyar dolar ödedi.

Aynı dönemde 10,9 milyon ton ayçiçeği yağı ihracatından 13,9 milyar dolar gelir sağlandı. Böylece ayçiçeği tohumu, küspe ve yağ ithalatına ödenen toplam 31,7 milyar dolar ile yağ ihracatından elde edilen gelir arasındaki fark 17,8 milyar dolara ulaştı.

Türkiye’nin 2025 yılında 10 milyon dekar alanda 1 milyon 940 bin ton ayçiçeği ürettiğini, 2026 yılı üretim tahmininin ise 2 milyon 250 bin ton olduğunu belirten Sarıbal, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu topraklarda yetiştirilebilecek stratejik bir ürün için milyarlarca dolar dışarıya ödendi. İthalat, üreticiyi terbiye etme aracına dönüştürülemez. Çiftçi korunmadan üretim sürdürülemez; üretim sürdürülemeden halkın gıda güvencesi sağlanamaz.”