Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Çiftçi ürününü satamıyor! CHP’li Sarıbal’dan iktidara ‘Bu nasıl tarım politikası?’

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, tarımsal üretimde artan maliyetler ve çiftçinin düşen kazancına dikkat çekerek iktidara kamusal alım ve gerçek maliyetlere dayalı taban fiyat çağrısı yaptı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, tarımsal üretimde artan maliyetler

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Türkiye’de tarım sektörünün içinde bulunduğu ekonomik sorunlara ve fon soruşturmasına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Düzenlediği basın toplantısında çiftçilerin artan üretim maliyetleri karşısında ürünlerini değerinde satamadığını belirten Sarıbal, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için kamunun piyasaya müdahale etmesi gerektiğini söyledi.

Mazot ve gübre fiyatlarındaki yükselişin üreticiyi zor durumda bıraktığını ifade eden Sarıbal, açıklanan alım fiyatlarının gerçek üretim maliyetlerini karşılamadığını savundu. Buğdaydan arpaya, ayçiçeğinden fındığa, pamuktan üzüme kadar birçok üründe çiftçinin emeğinin karşılığını alamadığını dile getiren Sarıbal, iktidara üreticiyi koruyacak yeni bir tarım politikası oluşturma çağrısı yaptı. Fon soruşturmasına da değinen CHP’li vekil, yatırımcılara ödendiği açıklanan 97,3 milyar liranın kaynağının açıklanmasını isteyerek, “97,3 milyar lirayı nereden, hangi kaynaklardan ödediniz?” sorusunu gündeme taşıdı.

Orhan Sarıbal, tarımda artan maliyetlere dikkat çekti

Tarımın yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığını, aynı zamanda gıda güvencesi ve ulusal güvenlik açısından stratejik önem taşıdığını belirten Orhan Sarıbal, Türkiye’de üreticilerin giderek ağırlaşan maliyetler altında ezildiğini söyledi. Mazotun litre fiyatının bir yıl içerisinde 55-56 lira seviyelerinden 100 lira düzeyine yükseldiğini belirten Sarıbal, gübre fiyatlarındaki artışın da çiftçinin üretim gücünü olumsuz etkilediğini ifade etti. Tarımsal girdi maliyetleri yükselirken üreticinin ürününü aynı oranda değerinde satamadığını vurgulayan Sarıbal, açıklanan resmi enflasyon rakamlarının vatandaşın ve üreticinin yaşadığı ekonomik gerçekliği yansıtmadığını savundu. CHP’li vekil, tarımda sürdürülebilirliğin sağlanması için üreticinin yalnız bırakılmaması ve kamunun doğrudan sorumluluk üstlenmesi gerektiğini dile getirdi.

Buğday ve arpa fiyatları çiftçinin beklentisini karşılamadı

Buğday ve arpa alım fiyatlarını değerlendiren Sarıbal, açıklanan rakamların üretim maliyetlerinin gerisinde kaldığını söyledi. Buğdayda ton başına 16 bin 500 lira, arpada ise 12 bin 750 lira olarak belirlenen alım fiyatlarının çiftçiyi korumakta yetersiz kaldığını belirten Sarıbal, buğdaydaki fiyat artışının yüzde 22,2, arpada ise yüzde 15,9 seviyesinde olduğunu kaydetti. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) alımlarının piyasada güvence oluşturacak seviyeye ulaşmadığını savunan Sarıbal, özel sektörün buğdayı kilogram başına 12-13 lira, arpayı ise 9-10 lira seviyelerine kadar düşen fiyatlarla aldığını ifade etti. Kamu tarafından açıklanan alım fiyatlarının yalnızca kâğıt üzerinde kalmaması gerektiğini belirten Sarıbal, bütün üreticilerin bu fiyatlardan yararlanabileceği etkili bir taban fiyat sisteminin oluşturulmasını istedi.

Ayçiçeği ve fındık üreticisi de maliyet baskısı altında

Ayçiçeği üreticilerinin de benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Sarıbal, yüzde 44 yağ oranına sahip ürün için açıklanan 37 liralık ön alım fiyatının üreticinin beklentilerini karşılamadığını söyledi. Dekar başına elde edilen ürün miktarının azalmasının kilogram başına üretim maliyetini artırdığına dikkat çeken Sarıbal, özellikle verim kaybı yaşayan çiftçilerin daha ağır ekonomik sorunlarla karşılaştığını ifade etti. Fındık üretiminde de üreticinin emeğinin karşılığını alamadığını belirten Sarıbal, kilogram başına 275-300 lira arasında fiyat beklentileri bulunduğunu, buna karşın piyasada fiyatların 150-160 lira seviyelerine kadar gerilediğini söyledi. Yaş çay üreticilerinin de açıklanan kilogram başına 35 liralık alım fiyatından memnun olmadığını dile getiren Sarıbal, artan maliyetler nedeniyle üreticilerin bahçelerini toplamakta dahi zorlandığını kaydetti. Sarıbal, bütün ürünlerde gerçek maliyetler dikkate alınarak üreticiyi koruyacak taban fiyat uygulamasına geçilmesi gerektiğini vurguladı.

Şeker pancarı ve çeltikte üreticinin beklentisi karşılanmadı

Şeker pancarı üreticilerinin ton başına 4 bin-4 bin 500 lira arasında fiyat beklediğini hatırlatan Orhan Sarıbal, kota tamamlama primi dahil açıklanan 3 bin 720 liralık fiyatın beklentilerin altında kaldığını belirtti. Üreticilerin nakliye desteği taleplerinin de karşılanmadığını ifade eden Sarıbal, çiftçilerin hasat döneminde gelir elde etmek yerine borçlarını nasıl ödeyeceklerini düşünmek zorunda kaldığını söyledi. Çeltik üreticilerinin kilogram başına 50-55 lira arasında fiyat beklentisi bulunduğunu belirten Sarıbal, piyasadaki fiyatların 40 lira civarında seyretmesinin üreticinin kaybını artırdığını kaydetti. Çiftçinin hasat döneminde ürününü satarak borçlarını kapatması gerektiğini hatırlatan Sarıbal, mevcut fiyat politikalarının üreticiyi ekonomik çıkmaza sürüklediğini savundu.

Pamuk üreticisi zarar ederken milyarlarca dolar ithalata harcandı

Pamuk üretiminin Türkiye ekonomisi açısından stratejik önemine dikkat çeken Sarıbal, tekstil, konfeksiyon, yağ ve yem sanayisinin temel girdilerinden biri olan pamukta yerli üreticinin yeterince desteklenmediğini söyledi. Kütlü pamukta kilogram başına maliyetin verime bağlı olarak 40 liradan 50-55 liraya kadar çıkabildiğini belirten Sarıbal, yaklaşık 41 liralık fiyatın özellikle düşük verimle üretim yapan çiftçilerin zarar etmesine neden olduğunu ifade etti. AKP iktidarı döneminde yaklaşık 20 milyon ton lif pamuk ithalatı için 36 milyar dolar harcandığını hatırlatan Sarıbal, pamuk küspesi ve diğer ürünlerin ithalatının bu tutara dahil olmadığını belirtti. İthalata milyarlarca dolar kaynak ayrılırken yerli üreticinin desteklenmemesini eleştiren Sarıbal, Türkiye’nin kendi tarımsal üretim kapasitesini güçlendirmesi gerektiğini vurguladı.

Üzüm üreticisi ürününü satamıyor, Anadolu’nun üretim kültürü tehlikede

Üzüm üreticilerinin yaşadığı sorunları da gündeme taşıyan Sarıbal, Manisa’da kuru üzüm fiyatlarının beklentilerin altında kaldığını, sofralık üzümde ise kilogram fiyatlarının 10-12 liraya kadar gerilediğini söyledi. Elazığ’da bazı üreticilerin ürünlerini satamadıkları için üzümleri keserek yere bırakmak zorunda kaldığını belirten Sarıbal, bu durumun yalnızca mevcut sezonu değil, gelecek yılın üretimini de olumsuz etkileyebileceğini ifade etti. Elazığ Şarap Fabrikası’nın geçmişine de değinen Sarıbal, Cumhuriyet döneminde 1944 yılında TEKEL bünyesinde kurulan fabrikanın 2004 yılında özelleştirilmesinin ve daha sonra kapatılmasının üreticiyi önemli bir alıcıdan mahrum bıraktığını savundu. Bölgede binin üzerinde çiftçinin ürününü satacak yer bulamadığını söyleyen Sarıbal, kamu kurumlarının ve alım yapabilecek şirketlerin devreye girmesi gerektiğini belirtti. Öküzgözü, Boğazkere, Kalecik Karası ve Hasandede gibi yerel üzüm çeşitlerinin korunmasının önemine dikkat çeken Sarıbal, üretimin gerilemesiyle birlikte Anadolu’nun tarımsal ve kültürel mirasının da tehlikeye girdiğini söyledi.

“Kamu alım yapsın, çocuklar meyve yesin” çağrısı

Narenciye üreticilerinin yaşadığı ekonomik sıkıntılara da değinen Orhan Sarıbal, yüksek rekolteye rağmen mandalina ve portakalın dalında alıcı bulamadığını ifade etti. Kilogram başına 5-7 liraya kadar gerileyen fiyatların hasat maliyetlerini dahi karşılamadığını belirten Sarıbal, kamu kurumlarının piyasaya müdahale etmesi gerektiğini söyledi. Milli Eğitim, Ticaret, Sanayi ve Tarım bakanlıklarına çağrıda bulunan CHP’li vekil, üreticiden alınacak mandalina ve portakalın okullarda öğrencilere dağıtılabileceğini belirtti. Bu uygulamayla hem çiftçinin ürününün değerlendirilmesini hem de çocukların sağlıklı gıdaya erişimini sağlamanın mümkün olduğunu ifade eden Sarıbal, “Halkımız meyve yesin” çağrısında bulundu. Zeytinde de yüksek rekoltenin üreticinin kazancına dönüşmediğini söyleyen Sarıbal, yağlık zeytinde fiyatların 10 liraya kadar gerilediğini ve bazı üreticilerin maliyetler nedeniyle hasat yapamadığını kaydetti.

“Çiftçi sadaka değil, emeğinin hakkını istiyor”

Tarım politikalarını eleştiren Sarıbal, mevcut sistemin üreticiyi ithalat, sözleşmeli tarım ve piyasa koşulları karşısında yalnız bıraktığını savundu. Çiftçinin mazot, gübre, ilaç, sulama ve işçilik gibi giderleri karşılamak zorunda olduğunu ancak ürününü satarken bu maliyetleri karşılayacak fiyatlara ulaşamadığını belirten Sarıbal, tarımda kamucu ve planlı bir üretim modelinin hayata geçirilmesini istedi. İthalata ayrılan kaynakların daha küçük bir bölümünün yerli üreticiyi desteklemek için kullanılabileceğini söyleyen Sarıbal, çiftçinin üretime devam edebilmesi için gerçek maliyetlere dayalı taban fiyat uygulamasının zorunlu olduğunu ifade etti. Sarıbal, tarımsal desteklerin artırılması gerektiğini belirterek iktidara şu sözlerle tepki gösterdi:

“Çiftçi sadaka değil, emeğinin hakkını istemektedir.”

Orhan Sarıbal’dan fon soruşturmasında 97,3 milyar lira sorusu

Basın toplantısının son bölümünde fon soruşturmasına ilişkin açıklamalarda bulunan Orhan Sarıbal, yatırımcılara yapıldığı belirtilen ödemelerin hangi kaynaklardan karşılandığının kamuoyuna açıklanmasını istedi. Soruşturmanın yalnızca belirli kişi ve kurumlarla sınırlı tutulmaması gerektiğini savunan Sarıbal, siyaset, bürokrasi, özel sektör ve medya bağlantılarının da araştırılması çağrısında bulundu. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre 247 bin 839 yatırımcıya toplam 97,3 milyar lira ödeme yapıldığını hatırlatan Sarıbal, ayrıca 178 bin 537 tekil yatırımcının yaklaşık 76 milyar liralık anaparasının karşılandığı yönündeki açıklamalara dikkat çekti. Adalet Bakanı tarafından gönüllü iadeler kapsamında yaklaşık 30 milyar lira değerinde para, taşınmaz ve hisse senedinin geri verildiğinin açıklandığını belirten Sarıbal, bu tutarın tamamının nakit olmadığını vurguladı. CHP’li vekil, yatırımcılara yapılan ödemelerin finansman kaynağının açıklanması gerektiğini belirterek şu soruyu yöneltti:

“Bu 97,3 milyar lirayı nereden, hangi kaynaklardan ödediniz? Niye açıklamıyorsunuz? Artık bu saatten sonra topluma bu bilgileri açık ve net sunmak gerek.”

“Kim ne kadar aldı, kim ne kadar iade etti?”

Fon soruşturmasında açıklanan rakamların tek başına yeterli olmadığını belirten Sarıbal, yatırımcıların toplam alacaklarının ve yapılan ödemelerin ayrıntılı biçimde kamuoyuyla paylaşılmasını istedi. Yaklaşık 30 milyar liralık gönüllü iadeyi hangi kişi ve şirketlerin gerçekleştirdiğinin açıklanması gerektiğini söyleyen Sarıbal, geri verilen tutarlarla bu kişi ve şirketlerin elde ettiği kazançların karşılaştırılmasını talep etti. İade yapmayan kişilerin kimler olduğu, üzerlerinde ne kadar varlık bulunduğu ve bu kişiler hakkında hangi hukuki işlemlerin gerçekleştirildiği sorularının da yanıtlanmasını istedi. Sarıbal, yatırımcılara ödenmesi gereken toplam tutarın ve sorumluların mal varlıklarına ilişkin işlemlerin açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirterek soruşturmanın şeffaf yürütülmesi çağrısında bulundu.

Fon mağdurlarının stopaj iadesi talebi gündeme geldi

Orhan Sarıbal, fon işlemleri sırasında yatırımcılardan kesilen stopaj tutarlarının da açıklanmasını istedi. Soruşturmaya konu işlemler nedeniyle ne kadar vergi tahsil edildiğinin kamuoyuna duyurulması gerektiğini belirten Sarıbal, mağdurların kendilerinden kesilen stopajın iadesini talep ettiğini hatırlattı. Bu talebin karşılanması için gerekli hukuki ve yasal düzenlemelerin değerlendirilmesini isteyen Sarıbal, yatırımcıların mağduriyetlerinin zaman içerisinde unutulmasına izin verilmemesi gerektiğini söyledi. CHP’li vekil, hem tarımda üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi hem de fon soruşturmasındaki tüm soru işaretlerinin giderilmesi için şeffaflık ve hesap verebilirlik çağrısını yineledi.