Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos 2024’te kaybolan ve 19 Eylül 2024’te Eğertutmaz Deresi’nde cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran’ın ölümünün üzerinden iki yıl geçti.
Narin Güran’ın babası Arif Güran, kızının ölümüne ilişkin dosyanın yeniden ve tarafsız şekilde değerlendirilmesi amacıyla Ankara’ya yürüyüş başlattı. “Narin ve Ailesi İçin Adalet Platformu” çatısı altında gerçekleştirilen yürüyüşün Diyarbakır’dan başlayarak Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi önünde sonlandırılması planlanıyor. Yürüyüş öncesinde Arif Güran ve beraberindekiler, Tavşantepe Mahallesi’ndeki Narin Güran’ın mezarını ziyaret etti. Burada yapılan açıklamaların ardından adalet yürüyüşü resmen başlatıldı.
Aile avukatından soruşturma ve yargılama sürecine ilişkin iddialar
Güran ailesinin avukatı Onur Akdağ, yaptığı açıklamada yaklaşık iki yıldır hukuk mücadelesi yürüttüklerini belirterek soruşturma ve kovuşturma sürecine ilişkin çeşitli eleştirilerde bulundu. Akdağ, soruşturma aşamasında bazı kamera kayıtlarının silindiğini, Salim Güran’ın telefonundaki kritik olduğunu öne sürdüğü bir ses kaydının silindiğini ve Nevzat Bahtiyar’ın telefonunda sıfırlama girişimi bulunduğunu iddia etti. Ailenin ağır işkence iddialarına ilişkin taleplerinin de mahkemelere ve ilgili platformlara iletildiğini savundu. Avukat Akdağ ayrıca dosyadaki bazı dijital veriler, kamera görüntüleri ve baz kayıtlarına ilişkin farklı raporlar hazırlattıklarını belirterek bu raporların mevcut yargılama sürecindeki değerlendirmelerle çeliştiğini öne sürdü.
Avukat Akdağ bazı dijital verilerin farklı sonuçlara işaret ettiğini savundu
Akdağ, daraltılmış baz raporuna ilişkin değerlendirmelerde bulunarak rapordaki tespitlerin ses ve kamera görüntüleri ile dijital verilerle çeliştiğini iddia etti. ABD’de iyileştirildiğini belirttiği görüntüler üzerinden Narin’in eve ulaşmadığını ve başka bir noktaya götürüldüğünü öne süren Akdağ, hazırlanan raporların mahkemeye sunulduğunu söyledi. Salim Güran’ın olay günü hareketlerine ilişkin de farklı dijital incelemeler yaptırıldığını ifade eden Akdağ, bu incelemelerin daraltılmış baz raporundaki bazı tespitlerle örtüşmediğini savundu. Akdağ, Narin’in ölümüne ilişkin dosyada bulunan bazı bulguların yeterince değerlendirilmediğini de ileri sürerek yargı makamlarının kararlarına yönelik eleştirilerini dile getirdi.
“Yargıtay’ın verdiği karar toplumu tatmin etmedi” iddiası
Güran ailesinin avukatı, yargılama sürecinde elde ettiklerini belirttiği rapor ve tespitlerin yanı sıra Narin’in üzerindeki PSA bulgusunun da yeterince dikkate alınmadığını öne sürdü. Akdağ, yerel mahkeme, istinaf ve Yargıtay aşamalarında verilen kararların aile açısından adil bir sonuç ortaya çıkarmadığını savundu. Yargı kararlarına ilişkin değerlendirmeleri kendi görüşleri ve iddiaları kapsamında dile getiren Akdağ, dosyanın yeniden ele alınması gerektiğini ifade etti.
Arif Güran: “Narin için ölmeye bile hazırım”
Yürüyüş öncesinde konuşan Arif Güran ise yaklaşık iki yıldır hukuk mücadelesi verdiklerini belirterek, bu kez kızının hakikatinin ortaya çıkarılması amacıyla Ankara’ya doğru yola çıktığını söyledi. Güran, yürüyüşünün herhangi bir siyasi amaç taşımadığını ve temel amacının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sesini duyurmak olduğunu ifade etti. Kızının hakkının yerde kaldığını savunan Güran, vicdan sahibi olduğunu düşündüğü vatandaşlardan yürüyüşüne destek istedi. Arif Güran, “Narin için değil yollara, Narin için ölmeye bile hazırım” ifadelerini kullanarak yürüyüşün hedefinin Ankara ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi olduğunu belirtti. Konuşmasının sonunda “Narin için hakikat, Narin için adalet” sloganını dile getiren Güran, açıklamaların ardından Ankara yürüyüşüne başladı.
Ailenin “faili meçhul” başvurusu reddedilmişti
Güran ailesi daha önce Adalet Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığına başvurarak Narin Güran cinayetinin “faili meçhul” kapsamında yeniden ele alınmasını talep etmişti. Başvuru, yapılan değerlendirme sonucunda reddedilmişti. Ret kararında, cinayetin faili meçhul olduğunu ortaya koyan veya dosyanın ilgili birim tarafından yeniden incelenmesini gerektirecek yeni ve somut bir olguya ulaşılamadığı belirtilmişti. Bazı sanıklar hakkında mahkumiyet kararlarının verilmesi ve bu mahkumiyet hükümlerinin Yargıtay tarafından onanmış olması da başvurunun reddedilmesinde gerekçe olarak gösterilmişti.
