Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

SAVUNMA 1

SİLİVRİ den YÜKSELEN SES TOPLUMUN VİCDANINA ULAŞTIĞINDA SAVUNMA SALONLARININ SINIRINI

SİLİVRİ den YÜKSELEN SES
TOPLUMUN VİCDANINA ULAŞTIĞINDA
SAVUNMA SALONLARININ SINIRINI AŞAR

Ekrem İmamoğlu’nun savunmasından:

“Bu ülkede son on yılda, iki cumhurbaşkanı adayı hapiste. Belediyeler kayyımla yönetiliyor. Tek bir adım geri atılmıyor. Biri Edirne’de biri Silivri’de ve bu ülkede sözüm ona birileri, kendi nobran ve narsist duruşlarıyla, bu coğrafyada barışı tesis edeceğiz anlayışını ortaya koymaya çalışıyorlar. Bu ülkede, özgürlüğü ve hürriyeti ve özellikle rakiplerini hapseden anlayışın sona erdiği bir ortamda barış ve huzur tesis olunacaktır.

Selahattin Demirtaş’ı kurduğu sofrayı büyüterek gerçekleştirdiği anlayışla Edirne’de tutsak tutmaya çalışan zihniyetin, bu ülkeye barışı getirme şansı yoktur. Bu milletin barışacağı, huzur içinde olacağı günleri bu milletin kendi inisiyatifi sağlayacaktır. Siyasi ısmarlamalarla sandık hesapları, hesaplamalarıyla, o iş üzerinden sandık üzerinden pazarlıklarla bu sürece bakanlara Allah akıl versin. O akıldan bir şey çıkmaz.

Tabii o kadar dava var ki, o kadar kötü süreçlerle muhatabız ki anlatmakla bitmiyor. tamamının bir bütün olması ve meselenin tümüyle siyasi olması ve tümüyle bu zemine oturtuluyor olması nettir. Çünkü rakipsizleştirme bugünkü siyasi iradenin ve iktidarın hedefidir. Toplumun rakibi, daha doğrusu Cumhurbaşkanına karşı mücadele edecek olan kişiyi, Cumhurbaşkanının bizzat kendisinin tespit etme arzusu bugün yaşadıklarımızın sebebidir.”

Tarihte bazı savunmalar vardır; yalnızca sanığın ya da davalının sözünü değil, toplumun vicdanını da dile getirir.
Bazı savunmalar, söylendiği günün ötesine geçer ve tarihe kalıcı bir iz bırakır. Çünkü o söz, bir kişinin sesinden çıksa da milyonların duygu ve düşüncelerine karşılık bulabilir.

Savunma, hukukun en temel güvencelerindendir. Bir insanın kendisini anlatabilmesi, iddialara karşı sözünü söyleyebilmesi ve adil biçimde dinlenmesi, hukuk devletinin vazgeçilmez koşulları arasındadır. Bu nedenle bir savunmayı yalnızca kimin yaptığına bakarak değerlendiremeyiz.HAKŞKATİ KŞM SÖYLERSE SÖYLESİN HAKİKATTIR
Bir sözün doğruluğu, onu söyleyen kişinin siyasi kimliğinden bağımsız olarak tartışılabilmelidir.

İmamoğlu’nun savunmasındaki sözler de bu nedenle yalnızca bir siyasetçinin kişisel itirazı olarak görülemez. Bu sözler; seçme ve seçilme hakkını, siyasal rekabetin eşit koşullarda yürütülmesini, özgürlükleri ve barışın hangi zeminde kurulabileceğini tartışmaya açıyor. Bu iddiaların her biri hukuk içinde incelenebilir, eleştirilebilir ve yanıtlanabilir. Fakat bir savunmanın kamuya ulaşmasını engellemek, toplumun tartışma ve değerlendirme hakkını da daraltır.

Halkın sesi bazen bir meydanda, bazen bir mahkeme salonunda duyulur. Bazen bir duman işaretiyle, bazen bir duvar yazısıyla yolunu bulur. Bazen Silivri’den yükselir; kentlerin meydanlarında yankı bulur. Bazen Edirne’den çıkar; köylere, sokaklara ulaşır. Sözü duvarların arkasında tutmak, o sözün toplumda karşılık bulmasını önlemeye yetmez. Çünkü demokratik bir toplumda düşünceler, yalnızca iktidarın hoşuna gittiğinde değil, eleştirel ve rahatsız edici olduğunda da duyulabilmelidir.

Barış ve huzur, yalnızca bir hedef olarak ilan edilmekle kurulmaz. Bunun için özgürlüklerin güvence altında olması, farklı siyasi görüşlerin kendilerini ifade edebilmesi ve seçmenin iradesinin serbestçe ortaya çıkabilmesi gerekir. Siyasi rakipleri susturmanın ya da etkisizleştirmenin barış getireceğini düşünmek, toplumdaki güvensizliği derinleştirir. Kalıcı barış, sözün ve itirazın önünü açan demokratik bir zeminde mümkün olur.

Silivri’den yükselen bu sese kulak verelim. Söylenenleri peşinen kabul etmek ya da reddetmek yerine, hukuk ve vicdan ölçüsüyle tartışalım. O ses toplumun vicdanında karşılık buluyorsa, bunun nedeni yalnızca konuşanın kimliği değildir; dile getirilen sorunların toplumda yarattığı kaygıdır.

Yarın bu sözler yeniden köylerde, kasabalarda, şehirlerde ve meydanlarda yankılanabilir. Çünkü savunma, yalnızca bir duruşma günüyle sınırlı değildir. Hak arama iradesi sürdükçe, söz de sürer.

SAVUNMA DEVAM EDİYOR
SES OL SÖZ OL SAVUNMAYA KATIL

Av Remzi KAZMAZblank