Yeni yıl yaklaşırken takvimler değişiyor, ajandalar yenileniyor, insanlar yeni hedefler belirliyor. Ancak yeni yılın ilk sabahına uyanan pek çok kişi kendini tazelenmiş değil, tarif edemediği bir yorgunluk içinde buluyor. Bu yorgunluk çoğu zaman bedensel değil; uykuyla geçmeyen, kahveyle dağılmayan bir yorgunluk. Psikoloji alanında yapılan çalışmalarda bu durum, uzun süreli stresin sinir sistemi üzerinde yarattığı yükle açıklanıyor.
Psikoloji alanında yapılan araştırmalarda, beynin tehdit altında kaldığı dönemlerde “hazır ol” moduna geçtiği ve tehlike geçse bile bu moddan hemen çıkamadığı görülüyor. Sinir sistemi uzun süre tetikte kaldığında beden gevşemekte zorlanıyor. Takvim değişse de içsel alarm sistemi kapanmıyor. Bu nedenle birçok kişi yeni yıla dinlenmiş değil, zihinsel olarak hâlâ bir şeylere yetişmeye çalışıyormuş gibi giriyor.
Yıl boyunca bastırılan duygular, ertelenen ihtiyaçlar, “sonra bakarım” denilen kırgınlıklar ve görmezden gelinen tükenmişlik sinir sisteminde birikiyor. Psikoloji alanında yapılan çalışmalarda, bu duygusal yükün stres hormonları üzerinde artışa yol açtığı; bunun da uyku kalitesi, dikkat süresi ve motivasyon üzerinde belirgin düşüşler yarattığı gösteriliyor. Yani kişi yeni yılda isteksiz değil, yorgun bir sinir sistemiyle yeni hedeflerine bakıyor.
Araştırmalarda ayrıca, kronik stres yaşayan bireylerin yeni alışkanlıkları sürdürme oranlarının anlamlı biçimde daha düşük olduğu vurgulanıyor. Çünkü regülasyonu zorlanan bir sinir sistemi değişime kapalı hale geliyor. Bu nedenle birçok yeni yıl kararı haftalar içinde çöküyor ve geride yalnızca “yine olmadı” duygusu kalıyor.
Peki bu yorgunlukla ne yapabiliriz? Uzmanlar, küçük ama düzenli regülasyon adımlarının sinir sistemini yeniden güvenli moda geçirmede etkili olduğunu belirtiyor. Gün içinde birkaç dakika yavaş nefese odaklanmak, uyanır uyanmaz telefona bakmak yerine kısa bir duraklama vermek, günün temposunu düşüren küçük yürüyüşler yapmak ve “her şeye yetişmeliyim” düşüncesini fark edip yumuşatmak sinir sistemi üzerinde toparlayıcı bir etki yaratıyor. Ayrıca gün içinde bir şeyi “yapmak zorunda olduğum için” değil, “kendim için” yapmak, bedene güvenli mesajlar gönderiyor.
Belki de bu yılın ilk sorusu “Bu yıl ne yapacağım?” değil, “Ben hangi yorgunlukla giriyorum ve onu nasıl biraz hafifletebilirim?” olmalı. Çünkü insan bazen yeni bir hayata değil, önce kendi sinir sistemine dinlenme izni vermeye ihtiyaç duyar.
Aleyna SEMERCİOĞLU & 09.01.2026







YORUMLAR