Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin Mayıs 2026’da verdiği mutlak butlan kararı karşısında, Özgür
Özel’in geliştirdiği refleksleri, stratejiyi ve gidişatı değerlendirmek istediğimizde dikkat çekici bir
tabloyla karşılaşıyoruz.
Özel; mahkemenin 38. Olağan Kurultay’ı iptal edip kendisini görevden uzaklaştırınca ve yönetimi
tedbir yoluyla eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na devreden kararına oldukça sert ve net bir direnç
gösterdi. Hukuki kararın meşruiyetini tanımadığını belirterek, il ve ilçe örgütlerini dış müdahalelere karşı
kenetlemeye çalıştı. Özgür Özel’in bu süreçteki en dikkat çekici stratejik hamlesi, “yeni parti seçeneğini”
ortaya sürmesi oldu. Felaket senaryosunu açıkça ilan eden Özel, kendisi doğrudan hemen geçmese bile,
olası bir baskın seçime karşı seçime yeterliliği olan alternatif bir yapıyı hazır tuttuğunu belirtti.
Mutlak butlan öncesinde normalleşme ve müzakere zeminini de yoklayan bir siyaset izleyen Özel,
kriz sonrasında söylemini mücadele ve erken seçim aksına kaydırdı. Ayrıca Anadolu buluşmalarına
devam ederek liderlik iddiasını sokakta ve meydanlarda sürdürmeyi hedefliyor. Özgür Özel; mahkeme
kararıyla Genel Merkez binasından ve resmi görevinden uzaklaştırılmış olsa da siyasi ağırlığını ve örgüt
üzerindeki etkisini kaybetmediğini kanıtlama gayretinde.
Gidişat; hukuki bir tasfiyeyi, yeni bir siyasi hareketin doğum sancısına dönüştürme ve meşruiyetini
mahkeme salonlarından ziyade sandıkta arama stratejisi olarak okunabilir.
Özel’in stratejik hata olarak görebileceğimiz süreç içinde; kenarda duran alternatif parti ihtimaline
karşı, “Parti kenarda tutulmaz, partimi bırakıp gitmem” derken DEM Parti örneğini kullanması, CHP’nin
asırlık kurumsal kimliğine sadakat noktasında eleştirilere neden oldu. Kürsüden umudunu butlana
bağlayanlara yönelik sarf ettiği, “Bırak saraylara mermer olmayı, toprak ol” gibi çok sert ifadeler ise
parti içindeki kırılmayı daha çok derinleştirdi. Kemal Kılıçdaroğlu’nu saraydan medet ummakla itham
etmesi, kriz içindeki duygusal kopuşu artıran ve partide tam bir iç barış sağlanmasını zorlaştıran bir hamle
olarak görüldü.
Siyasette stratejik doğru hamle yapanın başarılı olduğu, hata yapanın ise seçmen tarafından
cezalandırıldığını siyasi tarihimizde çok gördük. Kimin doğru, kimin yanlış yaptığını seçim sandığı
geldiğinde seçmen sözünü söyleyerek netleştirecektir
Damla Nalçacıoğlu

YORUMLAR