E ylül ayı takvimlerde sonbaharın başlangıcı, edebiyatta hüzün ve romantizmdir. Ancak milyonlarca anne baba için Eylül’ün anlamı çok daha somuttur: Hesap makinesi, kabaran ekstreler ve denk getirilemeyen bir bütçe. Okulların açılmasıyla birlikte her evde benzer bir telaş başlar. Fakat bu telaş, çocukların duyduğu o tatlı heyecandan oldukça farklı; veliler için çalan zil genellikle ceplerde yankılanan alarm sesidir.
Bir yandan yeni eğitim-öğretim yılına neşeyle başlamak isteyen çocuklar, diğer yandan kırtasiye listeleri, servis ücretleri, okul formaları, ayakkabılar ve bitmek bilmeyen ihtiyaç listeleriyle baş başa kalan ebeveynler… Son yıllarda raflardaki etiketler ile hane gelirleri arasındaki makas öyle bir açıldı ki, okul alışverişi artık rutin bir harcama değil, aylar öncesinden planlanması gereken ağır bir finansal sınava dönüştü. Sadece temel bir sırt çantasını doldurmanın, standart bir önlük ya da forma almanın maliyeti bile asgari ücretin ya da orta gelirli bir ailenin aylık bütçesinin ciddi bir kısmını yutuyor.
“Eğitim parasızdır” ilkesi kâğıt üzerinde duradursun, pratikte bir çocuğun okula başlaması; ailenin mutfak masrafından, tatilinden veya acil durum birikiminden feragat etmesi anlamına geliyor. İşin en acı kısmı ise bu durumun yarattığı psikolojik baskı. Anne babalar çocuklarına “yok” demenin mahcubiyetiyle kıvranıyor; kredi kartlarına yükleniliyor, taksitler erteleniyor, borç borçla kapatılmaya çalışılıyor. Eğitim bir toplumun geleceğine yapılan en büyük yatırım olması gerekirken, ailelerin omuzunda her yıl tekrarlanan bir yük haline geliyor.
Peki çözüm nerede? Ailelerin bu ekonomik cendereden kurtulması sadece bireysel tasarruf tedbirleriyle mümkün değil. Kırtasiye ve okul ihtiyaçlarındaki vergi yüklerinin hafifletilmesiyle, yerel yönetimlerin ve sosyal devlet mekanizmalarının eğitim desteğini doğrudan ve daha güçlü bir şekilde hissettirmesi şarttır. Çünkü bir ülkenin geleceği, çocukların sınıflara doldurduğu defterlerin kalitesine ve sıralarda hissettikleri özgüvene bağlıdır. Ziller çaldığında sadece ders başlamamalı; anne babaların üzerindeki bu ağır finansal baskı da artık son bulmalıdır.

YORUMLAR