Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Damla Nalçacıoğlu
Damla Nalçacıoğlu

Hızlı Koşan Atın Poku Seyrek Düşer

30 Ağustos Zafer Bayramı’nda protokoller yapıldı, Boğaz’da geçitler bitti, ışıklar söndü. Siyasetin sert gerçekliğine döndüğümüzde ise Meclis aritmetiğini bir gecede değiştiren, 90’ın üzerinde milletvekiliyle kurularak ana muhalefet koltuğuna oturan “Yeni Parti” gerçeğiyle yüz yüzeyiz.

Büyük laflarla; işçinin, çiftçinin, gençlerin partisi sloganlarıyla; ne görkemli Cuma namazı, Anıtkabir ve 1. Meclis yürüyüşleriyle yola çıktılar. Ancak tabelanın üzerindeki boya henüz kurumadan kamuoyunda haklı bir soru yüksek sesle sorulmaya başlandı: “Siz gerçekten YENİ misiniz? Yoksa ‘eski’ diye terk ettiğiniz ama yanınızda ‘eski’ dediğiniz kim varsa gönüllü gönülsüz götürmeye çalışarak, aynı aktörlerle yeni adres olunca yeni olduğunuzu mu sanıyorsunuz (ya da bizi sanacak mı sanıyorsunuz)?” Gelin vitrine bir bakalım. Yeni Parti kurucular kuruluna, Meclis’teki grup yönetimine ve öne çıkan isimlere göz attığımızda karşımıza çıkan tablo hiç de yabancı değil.

Yeni değil; eski… Kendi deyimleriyle parlamentoda 4, 5 hatta 6 dönemi devirmiş; senelerdir kararları alan, listeleri belirleyen, muhalefet stratejilerini çizen aktörler bugün karşımıza önce “değişim”, şimdi de “yeni” diyerek “Yepyeni bir sayfa açıyoruz” diye çıkıyorlar. Sormak gerekmez mi? Yıllarca içinde bulunduğunuz siyasetin her kademesinde karar verici olduğunuz siyaset tarzı başarısız olduğunda, bunu sadece parti içi bürokrasiye ya da mahkeme kararı meselesine bağlayıp kenara çekilebilir misiniz? CHP çatısı altındayken üretemediğiniz o büyük toplumsal vizyonu, sadece yakanıza takacağınız rozeti Türk bayrağıyla değiştirince sihirli bir değnek değmiş gibi üretebilecek misiniz?

Atatürk’ün mirası olan 100 yıllık çınar Cumhuriyet Halk Partisi’nde mücadele etmek yerine, yeni partide “yeni hikaye” yazacaksınız. Hadi bakalım, görelim… Ama her hikayenin mutlu bitmediğini hatırlatmak isterim. CHP’de kalanlar en azından Ata ocağının bacasını tüttürecek, Cumhuriyet’in bekçileri olmaya devam edecek. Bizim buralarda büyüklerimizin söylediği bir sözle yazımı tamamlayalım.

Derler ki: KELAM-I KIBAR “Hızlı koşan atın poku seyrek düşer.”

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER