Tarihin akışını değiştiren bazı günler vardır; bir dönemi kapatır, yenisini açar. Bizim tarihimizde de 9 Eylül, tek bir takvim yaprağına sığdırılmış iki büyük destanın, iki devasa sembolün adıdır.
1922 yılının 9 Eylül sabahı Türk ordusunun İzmir’e girişi, sadece bir şehri işgalden kurtarmadı; bir milletin tutsak edilemeyeceğini tüm dünyaya ilan etti. Kocatepe’den başlayan Büyük Taarruz, Akdeniz’e dökülen düşmanla son bulurken vatanın bağımsızlığı silahla, kanla ve inançla tescillendi. İzmir’in dağlarında açan çiçekler, küllerinden doğan bir milletin müjdecisiydi.
Ancak Gazi Mustafa Kemal Atatürk için askerî zafer yolun sonu değil, asıl mücadelenin başlangıcıydı. Nitekim zaferden tam bir yıl sonra, yine bir 9 Eylül günü (1923), Halk Fırkası’nın (sonraki adıyla Cumhuriyet Halk Partisi) kuruluşu için dilekçe verildi. Buradaki sembolizm ve bilinçli tercih gözden kaçırılmayacak kadar açıktır.
Peki, İzmir’in kurtuluşu ile CHP’nin kuruluşu arasındaki temel bağ ve ilgi çekici nokta nedir?
İzmir’in kurtuluşu askerî cephenin sonudur; partinin kuruluşu ise siyasi, ekonomik ve toplumsal devrimler cephesinin açılışıdır. Atatürk; silahla kazanılan bağımsızlığın cehaletle, yoksullukla ve geri kalmışlıkla mücadele edilmediği sürece kalıcı olamayacağını gayet iyi biliyordu. Bu yüzden vatanın kurtulduğu günü, modern Türkiye Cumhuriyeti’ni kuracak olan siyasi iradenin doğum günü yaptı.
Dünyada çok az ülkede, bir şehrin düşmandan temizlendiği gün ile o ülkenin kurucu siyasi aklının sahneye çıktığı gün aynı tarihe denk gelir. Bu bir tesadüf değil; askerî zaferi sivil, cumhuriyetçi bir iradeye emanet etme vizyonudur. Partinin temelleri meclis koridorlarında değil, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin cephedeki direniş ruhunda atılmıştır.
Bugün 9 Eylül’e baktığımızda, sadece geçmiş bir zaferi ya da bir partinin yıldönümünü anmıyoruz. Aynı zamanda bağımsızlık aşkı ile çağdaşlaşma vizyonunun nasıl aynı potada eritildiğini görüyoruz.
9 Eylül; ordunun kılıcını kınına soktuğu, devlet adamının ve reformcunun kalemini eline aldığı gündür. Kurtuluşun ve kuruluşun harmanlandığı bu özel gün, Cumhuriyetimizin ne kadar köklü ve sarsılmaz temeller üzerine oturduğunun en somut kanıtıdır.
9 Eylül İzmir’in kurtuluşunun ve Cumhuriyete giden yolun mihenk taşı olan kuruluşun günü kutlu olsun!

YORUMLAR