Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

‘Casusluk’ davasında 3. celse: Savcılıktan tutukluluğa devam talebi

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün “siyasal casusluk” suçlamasıyla yargılandığı davanın üçüncü celsesi başladı.

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, Necati Özkan

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen “siyasal casusluk” davasının üçüncü celsesi başladı. Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün yargılandığı davada mahkeme, önceki celselerde Milli İstihbarat Teşkilatı’na sanıkların casusluk faaliyetinde bulunup bulunmadığına ilişkin herhangi bir rapor veya tespit olup olmadığını sormuştu.

İkinci celsede MİT’ten beklenen yanıtın henüz mahkeme dosyasına ulaşmadığı belirtilmiş, dört sanığın da tutukluluk halinin devamına karar verilerek duruşma 29 Eylül’e ertelenmişti. Üçüncü celsede ise MİT’e yazılan müzekkerenin dosyaya ulaşıp ulaşmadığı ve sanıkların tutukluluk durumlarının yeniden değerlendirilmesi gündeme geldi.

Savcı dört sanığın da tutukluluğunun devamını istedi

Tanıkların dinlenmesinin ardından duruşma savcısı ara mütalaasını açıkladı. Savcı, MİT Başkanlığına daha önce yazılan ve henüz yanıtlanmayan müzekkerenin akıbetinin sorulmasını talep etti. Savcılık ayrıca Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün tutukluluk hallerinin devamını istedi. Ara mütalaada, “kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil bulunduğu” değerlendirmesiyle adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı belirtildi. Savcının ara mütalaasının ardından mahkeme duruşmaya bir saat ara verdi. Aranın ardından sanıkların avukatlarının, tutukluluğun devamı talebine karşı savunma yapması bekleniyor.

Tanıklar Hüseyin Gün’ün toplantılarını anlattı

Duruşmada tanıkların dinlenmesine de devam edildi. İlk tanık Zeynep Şen, Hüseyin Gün’ün “manevi annem” dediği Seher Deniz Alaçam’ın sekreteri olduğunu ve halen Alaçam’ın oğlu Ümit Deniz Alaçam’ın yanında çalıştığını söyledi. Şen, Gün’ün toplantılarını gizlilik içinde gerçekleştirdiğini belirterek, İngilizce bilmediği için yabancı konuklarla yapılan görüşmelerin içeriğini anlamadığını ifade etti. Gün’ün eski şoförü Berkay Yağlıcı da duruşmada dikkat çeken iddialarda bulundu. Yağlıcı, Gün’ün “Biz de destek olalım” dediğini, farklı tarihlerde hesabından 5 bin ve 10 bin Euro çektiğini ve bu paraları TELE1 binasının turnike girişinde Merdan Yanardağ’a teslim ettiğini öne sürdü.

Yanardağ, para iddiasını reddetti

Merdan Yanardağ, eski şoför Berkay Yağlıcı’nın para verdiğine ilişkin iddiasını reddetti. Yanardağ, daha önce de benzer konuda ifade verdiğini belirterek herhangi bir para almadığını söyledi. Yanardağ, Seher Alaçam’ın TELE1’in sponsorlarından biri olduğunu ancak bir şoförün kendisine para verdiği yönündeki iddianın gerçeği yansıtmadığını savundu. Yanardağ, tanığın “yalan söylediğini” ifade etti. Duruşmada daha sonra Seher Alaçam’ın oğlu Ümit Deniz Alaçam, SEGBİS aracılığıyla duruşmaya bağlandı. Hüseyin Gün ile husumetli olduğu belirtilen Alaçam, Gün’ü annesini kandırmakla suçladı. Alaçam’ın önündeki bir metinden anlatımda bulunması üzerine sanık avukatları itiraz etti. Mahkeme hakimi de tanıktan önündeki kağıdı kaldırmasını istedi.

İmamoğlu savunmasında “MİT neden yanıt vermiyor?” diye sordu

Ekrem İmamoğlu savunmasının önemli bölümünü MİT’e yöneltilen sorular üzerinden şekillendirdi. İmamoğlu, mahkemenin MİT’e iki kez soru yönelttiğini ancak yaklaşık dört aydır yanıt beklediğini söyledi. İmamoğlu, kendisinin ve diğer sanıkların casusluk faaliyetinde bulunduğuna ilişkin MİT’in elinde bir rapor veya tespit olup olmadığının sorulduğunu aktardı. Ayrıca Hüseyin Gün’e ait olduğu belirtilen veriler ile İBB’nin internet sitesinden elde edildiği ileri sürülen verilerin devlet güvenliği veya iç ve dış siyasi çıkarlar açısından gizli kalması gereken bilgiler olup olmadığının da sorulduğunu ifade etti. İmamoğlu, “4 soru soruldu, 0 yanıt” sözleriyle MİT’ten henüz yanıt gelmemesine tepki gösterdi.

“Ey CIA, ey MI6!” sözleriyle göndermede bulundu

İmamoğlu savunmasının bir bölümünde uluslararası istihbarat kuruluşlarına göndermede bulunarak dikkat çeken ifadeler kullandı. NATO ülkelerinden Türkiye’ye gelen yetkililer üzerinden bir örnek veren İmamoğlu, “Ey CIA! Ey MI6!” diyerek, kendisi hakkında casusluk suçlaması bulunduğuna ilişkin uluslararası çevrelerden bilgi alınmasını beklediğini söyledi. İmamoğlu, konuşmasının devamında bu yönde bir bilgi bulunmadığını savunarak, “Yapamaz, çünkü yok! Ekrem İmamoğlu öyle bir insan değil” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu “Hangi somut deliller?” diye sordu

İmamoğlu, hakkındaki casusluk suçlamasının dayandığı delillerin açık biçimde ortaya konulmasını istedi. Tutukluluk kararlarında “kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunduğu” yönündeki ifadelere dikkat çeken İmamoğlu, hangi somut delillerin kastedildiğini sordu. İmamoğlu, bir yıldır tutuklu olduğunu belirterek mahkeme dosyasındaki delillerin açık şekilde ortaya konulması gerektiğini savundu. Dosyanın tutukluluğun devamına ilişkin kararlarla sürekli genişlediğini söyleyen İmamoğlu, sürece tepki gösterdi.

“Fon vurgunu” iddialarını da gündeme getirdi

İmamoğlu savunmasının bir bölümünde son dönemde gündeme gelen fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Vatandaşların birikimlerinin korunmadığını öne süren İmamoğlu, milyarlarca dolarlık “fon vurgunu” olduğunu iddia etti. İmamoğlu, daha önce bazı kişilerin fonlarla ilgili uyarılarda bulunduğunu ve bu uyarıları yapan kişilerin gözaltına alındığını öne sürerek, soruşturma sürecine ilişkin eleştiriler yöneltti. İmamoğlu ayrıca fon soruşturması üzerinden iktidar ve bürokrasiye yönelik çeşitli suçlamalarda bulundu. Bu kapsamda yakınlık ilişkileri ve nepotizm iddiasını da gündeme taşıdı.

İmamoğlu’ndan yargı sürecine yönelik sert eleştiriler

Savunmasında hakkındaki diğer davalara da değinen İmamoğlu, son iki yılda kendisi hakkında çok sayıda dava açıldığını söyledi. Diplomadan belediyecilik faaliyetlerine kadar farklı konularda savunma yaptığını belirten İmamoğlu, bugün ise “casusluk” iddiasıyla sanık kürsüsünde bulunduğunu ifade etti. İmamoğlu, davanın kendisi açısından ağır bir suçlama içerdiğini belirterek, iddianın ağırlığıyla orantılı bir hukuki ciddiyet görmek istediğini söyledi. İmamoğlu ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yönelik siyasi müdahale iddialarını dile getirerek, yargı süreçlerinin siyasi talimatlarla yürütüldüğünü savundu. Bu ifadeler İmamoğlu’nun savunmasında dile getirdiği değerlendirmeler olarak kayda geçti.

Duruşma salonu tamamen doldu

Duruşmayı Hollanda Konsolosluğu temsilcilerinin yanı sıra YENİ Parti Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Gökhan Durmuş, Dilek İmamoğlu ile Necati Özkan ve Merdan Yanardağ’ın aileleri de takip etti.

Gazeteciler, siyasiler ve izleyicilerin bulunduğu salonun tamamen dolduğu aktarıldı.

İmamoğlu savunmasının ardından salondan ayrıldı

Ekrem İmamoğlu, “casusluk” davasındaki savunmasını tamamladıktan sonra duruşma salonundan ayrıldı. İmamoğlu, aynı gün görülen İBB davasının duruşmasına katılmak üzere başka bir salona geçti.

Kaynak: Cumhuriyet