Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Feyzullah Turan
Feyzullah Turan

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

Çanakkale yalnız bir savaşın adı değildir.

Çanakkale, bir milletin var olma iradesinin toprağa, kana ve zamana yazılmış destanıdır.

1915 yılında dünyanın en güçlü orduları, en modern silahları ve en büyük donanmalarıyla Anadolu’nun kapısına dayandılar. Amaç belliydi: İstanbul’u almak, Türk milletini tarih sahnesinden silmek ve Anadolu’yu paylaşmak.

Karşılarında yorgun bir imparatorluk vardı. Yıllardır savaşlardan çıkmış, fakirleşmiş, yıpranmış bir millet…

Fakat onların hesap edemediği bir şey vardı. Bu milletin imanı, karakteri ve vatan sevgisi.

Çanakkale’de savaşan askerlerin çoğu daha bıyığı terlememiş gençlerdi. Kimi medreseden, kimi köyünden, kimi okulundan kalkıp gelmişti. Aralarında kalem tutanlar, kitap okuyanlar, çift sürenler, çocuk büyüten babalar vardı.

Onlar cepheye yalnız silahlarıyla değil, inançlarıyla geldiler.

Çünkü biliyorlardı ki arkalarında bir vatan vardı.

Bir millet vardı. Bir tarih vardı.

Düşman donanmaları boğaza girdiğinde dünya bu savaşın birkaç gün içinde biteceğini sanıyordu.

Ama hesaplar Çanakkale’de bozuldu.

Çünkü o gün o cephede yalnız askerler değil, bir milletin ruhu savaşiyordu.

Siperler bazen birbirine birkaç metreydi. Kurşunların, top seslerinin ve ölümün arasında genç insanlar bir avuç toprağı vatan yapmanın ne demek olduğunu bütün dünyaya gösterdiler.

Günler geçti… Aylar geçti… Ama dünya bir gerçeği gördü:                                   Çanakkale geçilmedi.

Çünkü Çanakkale’de bir millet yalnız toprak savunmadı.

Onurunu savundu. İnancını savundu.         Var olma hakkını savundu.

Türk’üyle, Kürt’üyle, Çerkez’iyle, Arnavut’u ve Boşnak’ıyla Anadolu’nun bütün evlatları aynı siperde omuz omuza durdu.

O gün dünya şunu gördü:                            Bu topraklarda yaşayan insanlar yalnız bir topluluk değil, büyük bir millettir.

Fakat Çanakkale yalnız bir zafer değildir.

Aynı zamanda büyük bir bedeldir.

On binlerce genç toprağa düştü. Bir milletin en zeki, en eğitimli, en umut dolu evlatları o cephede şehit oldu. Üniversiteler, köyler ve aileler nice evladını kaybetti.

Bir millet zafer kazandı ama en değerli evlatlarını toprağa verdi.

İşte bu yüzden Çanakkale, yalnız bir askeri başarı değil; aynı zamanda bir insanlık dramıdır.

Bugün bize düşen görev, Çanakkale’yi yalnız törenlerle anmak değildir.

Asıl görev, Çanakkale’de ortaya çıkan o millet ruhunu koruyabilmektir.

Çünkü bir millet silahla değil, önce ruhunu kaybettiğinde yenilir.

Bugün bizi ayakta tutacak olan şey; teknoloji, para veya güç değil, Çanakkale’de ortaya çıkan o birlik ruhudur.

Milletleri yıkan en büyük tehlike dış düşmanlar değil, iç ayrılıklar ve unutulan değerlerdir.

Bu yüzden milleti ayrıştıran sözlerden, nefret dilinden ve kavga siyasetinden uzak durmak her vatandaşın görevidir.

Çünkü Çanakkale’de toprağa düşen gençler bize bir miras bıraktı:

Vatan.

Birlik.

Hürriyet.

Biz o mirasın emanetçileriyiz.

Şehitlerimizin ruhu şad olsun.

Gazilerimizin yüreği serin olsun.

Çünkü bu millet tarih boyunca bir gerçeği dünyaya defalarca göstermiştir:

Müslüman Türk, vatanı için bir ölür ama bin dirilir.                                                         Söz konusu vatansa gerisi gerçekten teferruattır. 17 Mart 2026

ESEN KALINIZ

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER