Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Bedrettin Gündeş - Sosyolog, Yazar
Bedrettin Gündeş - Sosyolog, Yazar

KENDİ SESİNİ BULAN İNSAN

Çağımızın en büyük sorunlarından biri, insanların kendi seslerini kalabalıkların gürültüsü içinde kaybetmesidir.

İnsan, başkasının öfkesiyle değil kendi vicdanıyla; başkasının sloganlarıyla değil kendi aklıyla, başkasının korkularıyla değil kendi umutlarıyla yol aldığında gerçek anlamda özgürleşir.

Bugün dünyanın birçok yerinde olduğu gibi ülkemizde de insanlar uzun yılların biriktirdiği ekonomik sıkıntılarla, sosyal gerilimlerle, adalet arayışlarıyla, gelecek kaygılarıyla ve toplumsal travmalarla yaşamaya çalışıyor.

Kimi zaman geçim derdi, kimi zaman belirsizlikler, kimi zaman da sürekli büyütülen kutuplaşmalar insanların ruhunda derin yorgunluklar yaratıyor.

Yorulan yalnız bedenler değildir. Yorulan aynı zamanda umutlardır. Yorulan birbirine güvenme duygusudur. Yorulan ortak gelecek hayalidir.

Tam da bu nedenle toplumların en çok ihtiyaç duyduğu şey, yeni düşmanlar üretmek değil; yeni anlayışlar geliştirmektir. Çünkü insanlık tarihi göstermiştir ki siyasal mücadelelerin dili sertleştikçe toplumların kalbi yumuşamaz; aksine daha fazla kırılır.

Kışkırtıcı sözler kısa süreli alkışlar getirebilir; ancak uzun vadede birlikte yaşama kültürünü aşındırır. Öfke kalabalıklar yaratabilir; fakat medeniyet kuramaz. Nefret taraftar kazandırabilir; fakat huzur üretemez.

Bu nedenle birey, öncelikle kendisini güçlendirmelidir. Bilgiyle… Kültürle… Sanatla… Düşünceyle… Sorgulama cesaretiyle… Ve yurttaşlık bilinciyle…

Çünkü güçlü birey; bağıranların peşine takılan değil, düşünebilen insandır. Güçlü birey; kalabalığın yönüne göre şekil alan değil, vicdanının ışığında karar verebilendir.

Güçlü birey; farklı fikirlerden korkmayan, farklı kimlikleri tehdit olarak görmeyen, insan olmanın ortak değerlerinde buluşabilendir.

Irkçılık, dar milliyetçilik, ayrımcılık ve ötekileştirme; çoğu zaman gücün değil korkunun ürünüdür.

Kendine güvenen toplumlar farklılıklardan korkmazlar.

Çünkü bilirler ki insanlığı büyüten şey tek seslilik değil, çok sesliliktir. Bir orkestrayı anlamlı kılan tek nota değildir.

Bir ülkeyi güçlü yapan da yalnızca aynı düşünen insanlar değil; farklı düşüncelerin ortak bir gelecek fikrinde buluşabilmesidir.

Bugün siyaset dünyasına baktığımızda çoğu zaman iktidar mücadelelerinin, parti içi hesaplaşmaların ve güç yarışlarının gündemi belirlediğini görüyoruz.

Oysa sıradan insanın gündemi çok daha farklıdır.

Bir annenin çocuğuna iyi bir gelecek hazırlama çabası… Bir gencin hayallerine ulaşma isteği… Bir emeklinin huzurlu yaşama arzusudur.

Bir öğrencinin özgürce düşünebildiği bir ülke özlemidir.

Bunlar siyasal tartışmaların çok ötesinde insani beklentilerdir.

Ne var ki kimi zaman siyasetin sert dili, bu doğal beklentileri gölgede bırakmakta; insanlar kendi sorunlarını unutup başkalarının öfkelerine taşıyıcı olmaya yönlendirilmektedir.

İşte tam bu noktada bireyin en büyük sorumluluğu ortaya çıkmalı.

Kimsenin peşine körü körüne takılmamak… Kimsenin öfkesini kendi öfkesi haline getirmemek… Kimsenin düşmanını kendine miras almamaktır.

Ve olaylara kendi aklıyla, kendi vicdanıyla bakabilmektir asıl olan

Çünkü özgür yurttaş olmanın özü budur. Kendi kararlarını verebilmek… Kendi geleceğine sahip çıkabilmek…

Kendi hayallerini koruyabilmek… Gerçek değişim de burada başlar.

Toplumlar önce bireyin iç dünyasında değişir. Barış önce insanın kendi ruhunda kurulur. Demokrasi önce kişinin düşüncesine gösterdiği saygıyla büyür.

Medeniyet önce insanın ötekine bakışında şekillenir. Bu yüzden geleceği inşa edecek olan şey yalnızca siyasal projeler değildir.

Asıl belirleyici olan; düşünebilen, sorgulayabilen, vicdanını koruyabilen ve insan olmanın evrensel değerlerine sahip çıkabilen yurttaşların çoğalmasıdır.

Belki de bugün hepimizin ihtiyacı olan şey; Biraz daha az slogan… Biraz daha çok düşünce… Biraz daha az öfke… Biraz daha çok anlayış… Biraz daha az kutuplaşma… Biraz daha çok insanlık.

Çünkü hayat, başkalarının çizdiği sınırlar içinde savrulmak için değil; kendi vicdanımızın rehberliğinde anlam kazanmak için vardır.

Ve insan, kendi sesini bulduğu gün; kalabalıkların peşinden yürümeyi bırakır, geleceğe yön verenlerden biri haline gelir.

Bedrettin GÜNDEŞ / SOSYOLOG-YAZAR

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER