Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Aleyna Semercioğlu
Aleyna Semercioğlu

Bağlanma Biçimleri İlişkilerimizi Nasıl Şekillendiriyor?

Bazı insanlar ilişkilerinde kolayca güvenebilirken bazıları en küçük uzaklaşmada terk edileceğini düşünür. Kimileri sevdiği kişiye yakın olmaktan mutluluk duyarken kimileri ilişki ciddileştiğinde geri çekilir. Hatta bazen bir insan hem yakınlık ister hem de yakınlaşmaktan korkar. Peki, aynı sevgi duygusu neden herkeste farklı davranışlara dönüşür?

Bu sorunun cevaplarından biri, psikolojide “bağlanma biçimleri” olarak adlandırılan kavramda saklıdır. Bağlanma biçimleri; sevgiye, güvene, yakınlığa ve ayrılığa nasıl tepki verdiğimizi anlatan duygusal eğilimlerdir. Temelleri çoğunlukla çocukluk döneminde atılsa da ilerleyen yıllarda yaşadığımız ilişkiler ve edindiğimiz deneyimler bu eğilimleri değiştirebilir.

Çocuk, dünyaya geldiğinde ihtiyaçlarını tek başına karşılayamaz. Korktuğunda veya huzursuz olduğunda yanında güvenebileceği birinin bulunmasına ihtiyaç duyar. Bakım veren kişinin çocuğun ihtiyaçlarına nasıl karşılık verdiği, onun zihninde bazı temel soruların cevaplarını oluşturur: “İhtiyacım olduğunda biri yanımda olur mu?”, “Duygularım önemsenir mi?”, “Sevilmeye değer miyim?”

Bu sorular çocuklukta açıkça sorulmaz. Ancak cevapları zamanla kişinin davranışlarına yerleşebilir. Yıllar sonra bir mesajın geç gelmesi, tartışma sırasında partnerin susması veya ilişkinin geleceğine ilişkin belirsizlik, geçmişten gelen duygusal inançları yeniden harekete geçirebilir.

Güvenli bağlanan kişiler, yakınlık kurarken kendi bireyselliklerini de koruyabilir. Sevgilerini göstermekten, ihtiyaçlarını dile getirmekten ve destek istemekten çekinmezler. Bu kişilerin hiç kıskanmadığı veya kaygılanmadığı düşünülmemelidir. Onlar da ilişkilerinde zorlanabilir; ancak yaşanan her sorunu ilişkinin sonu olarak değerlendirmezler. Anlaşmazlıkların konuşularak çözülebileceğine inanırlar.

Kaygılı bağlanan kişiler içinse ilişkinin en zor tarafı belirsizliktir. Partnerlerinin sevgisini kaybetmekten veya terk edilmekten korkabilirler. Bir mesajın geç cevaplanması, ses tonundaki değişiklik ya da kısa süreli bir uzaklaşma bile yoğun endişe yaratabilir. “Beni hâlâ seviyor mu?”, “Bir hata mı yaptım?” ve “Benden uzaklaşıyor mu?” gibi sorularla sık sık karşı karşıya kalabilirler.

Kaygılı bağlanan kişi, partnerinden sürekli ilgi ve güvence bekleyebilir. Bazen karşı tarafın sevgisini ölçmek amacıyla küsebilir, iletişimi kesebilir veya geri çekilebilir. Aslında gitmek istemez; partnerinin peşinden gelip gelmeyeceğini görmek ister. Bu davranışların arkasında çoğu zaman sevgiyi kontrol etme isteğinden çok, onu kaybetme korkusu bulunur.

Kaçıngan bağlanan kişiler ise bağımsızlıklarına büyük önem verir. Duygusal ihtiyaçlarını göstermekte ve başkasından destek istemekte zorlanabilirler. İlişki derinleşmeye başladığında kendilerini baskı altında hissederek mesafe koyabilirler. Dışarıdan soğuk veya ilgisiz görünseler de uzaklaşmalarının altında incinme korkusu olabilir. Başkasına ihtiyaç duyduğunu kabul etmek, hayal kırıklığı ihtimalini de kabul etmek anlamına geldiği için kişi yakınlıktan kaçabilir.

Tartışma sırasında susmak, konuyu değiştirmek veya fiziksel olarak uzaklaşmak kaçıngan davranışlara örnek gösterilebilir. Kişi sorunu önemsemediğinden değil, yoğun duygularla nasıl başa çıkacağını bilemediğinden geri çekiliyor olabilir. Ancak bu tavır, partnerinde önemsenmediği düşüncesini yaratabilir.

Özellikle kaygılı ve kaçıngan bağlanan kişilerin ilişkilerinde yorucu bir döngü oluşabilir. Kaygılı kişi yakınlık aradıkça kaçıngan kişi bunalmış hissederek uzaklaşır. Kaçıngan kişi uzaklaştıkça kaygılı kişi daha fazla ilgi ve güvence ister. Bir süre sonra taraflar gerçek ihtiyaçlarını anlatmak yerine birbirlerinin savunma davranışlarına tepki vermeye başlar.

“Yanımda olduğunu hissetmeye ihtiyacım var” demek yerine suçlamalar başlayabilir. “Biraz sakinleşmeye ihtiyacım var ama sonra konuşacağım” demek yerine iletişim tamamen kesilebilir. Böylece iki taraf da anlaşılmadığını düşünürken aslında ikisi de farklı yöntemlerle kendisini korumaya çalışır.

Bağlanma biçimleri değişmez bir kader değildir. İnsan, farklı ilişkilerde farklı tepkiler gösterebilir. Güven veren bir partner, açık iletişim ve olumlu deneyimler kişinin daha güvenli bağlar kurmasına yardımcı olabilir. Değişimin ilk adımı ise otomatik tepkilerimizi fark etmektir. Bir mesaj geciktiğinde zihnimiz hemen en kötü senaryoyu mu yazıyor? Partnerimiz duygularını paylaştığında kendimizi baskı altında mı hissediyoruz?

Sağlıklı bir ilişki, hiç sorun yaşanmayan ilişki değildir. Tarafların duygularını, ihtiyaçlarını ve sınırlarını birbirlerine zarar vermeden konuşabildiği ilişkidir. Bunun için yalnızca doğru insanı bulmak değil, ilişkide nasıl davrandığımızı anlamak da gerekir.

Çünkü bağlanma biçimimiz geçmişimizin izlerini taşısa da geleceğimizi tek başına belirlemez. İnsan kendisini tanıdıkça, ihtiyaçlarını açıkça ifade ettikçe ve karşısındakini gerçekten dinledikçe daha güvenli bağlar kurmayı öğrenebilir.

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER