Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ekrem İmamoğlu’nun ‘makam aracı’ davasında ara karar

Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde şirketine ait aracı makam aracı olarak kullanmasına ilişkin davanın ikinci duruşmasında mahkeme ara kararını açıkladı.

Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde şirketine ait aracı makam

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kendisine ait aracı makam aracı olarak kullanması nedeniyle yargılandığı davanın ikinci duruşması, Silivri’de görüldü. Büyükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 12 sanık yargılanıyor.

Savcılık, belediyeye bedelsiz tahsis edilen aracın bakım, onarım, lastik ve yakıt giderlerinin kamu bütçesinden karşılanması nedeniyle 122 bin 305 lira 70 kuruş kamu zararı oluştuğunu öne sürüyor. İmamoğlu ise araç kiralama giderlerinden tasarruf sağlandığını savunarak suçlamalara karşı çıktı. Duruşmada yalnızca makam aracı dosyasına ilişkin hukuki tartışmalar değil, yatırım fonlarına yönelik soruşturma, siyasi parti değişiklikleri ve yargının işleyişine ilişkin eleştiriler de gündeme geldi.

Duruşma 12 Şubat 2027’ye ertelendi

Mahkeme heyeti, dosyada daha önce hazırlanan bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla üç kişilik yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verdi. Duruşma, 12 Şubat 2027 tarihine ertelendi. Duruşmayı Ekrem İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu da takip etti. Hasan İmamoğlu, duruşma öncesinde yaptığı kısa açıklamada, “Ne söylesek hikaye” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, 122 bin liralık kamu zararı iddiasına karşı tasarrufu anlattı

Savunmasında iddianameyi eleştiren İmamoğlu, kamu zararının hesaplanmasında yalnızca aracın giderlerinin dikkate alındığını, belediyenin araç kiralamayarak elde ettiği ekonomik faydanın ise hesaba katılmadığını ileri sürdü. İmamoğlu, iddia makamının hesaplamasını bir esnafın gelir-gider defterine benzeterek, “Her esnafın, tacirin bir defteri vardır. O defterin iki sütunu vardır. Bir yanda gelir, diğer yanda gider. T cetveli” dedi. İddianamede yalnızca giderlerin yer aldığını savunan İmamoğlu, yakıt, bakım ve lastik masraflarının toplam 122 bin 305 lira olarak hesaplandığını belirtti. Beylikdüzü Belediye Başkanı seçildiği dönemde makam aracı için aylık 7 bin 200 lira kira ödenmesinin planlandığını söyleyen İmamoğlu, kendi aracını dört yıl iki ay boyunca belediyenin kullanımına bedelsiz sunduğunu ifade etti. Bu uygulamanın bugünün parasıyla yaklaşık 15 milyon liralık tasarruf sağladığını öne sürdü. İmamoğlu, “Benim aracım var, milletin parasını harcamaya gerek yok dedim. Olayın özü bu kadar basit” sözleriyle savunmasını sürdürdü.

“122 bin lirayı faiziyle 216 bin 612 lira olarak ödedik”

İmamoğlu, savunmasında kamu zararı iddiasına konu olan tutarın daha önce ödendiğini de dile getirdi. 2021 yılında hazırlanan bilirkişi raporunda kamu zararına ilişkin yeterli delil bulunmadığının belirtildiğini savunan İmamoğlu, tartışmanın sona ermesi amacıyla şirketi aracılığıyla ödeme yaptıklarını söyledi. İmamoğlu, “122 bin lirayı faiziyle 216 bin 612 lira olarak belediyenin veznesine gidip yatırıyor, tartışma olmasın diye” ifadelerini kullandı. Belediye başkanlığı görevinin sona ermesinden sonra araç için yapılan yaklaşık 21 bin liralık onarım harcamasının da ödendiğini ileri süren İmamoğlu, aynı bedelin daha sonra mükerrer şekilde tahsil edildiğini iddia etti. Savcılık ise aracın belediyeye bedelsiz tahsis edilmesinin bakım ve diğer giderlerin kamu bütçesinden karşılanmasını hukuka uygun hâle getirmediğini savunuyor.

Fon soruşturmasını gündeme getirerek denetim kurumlarını eleştirdi

İmamoğlu, makam aracı davasında kamu zararı olarak gösterilen tutarın ödenmiş olmasının suçlamayı ortadan kaldırmadığı yönündeki değerlendirmelere tepki gösterdi. Bu noktada yatırım fonlarına yönelik soruşturmayı gündeme taşıdı. Fon soruşturmasında yüksek kazanç elde ettikten sonra para yatırılması yoluyla bazı kişilerin durumlarının farklı değerlendirildiğini öne süren İmamoğlu, yargı makamlarının benzer olaylara yaklaşımını sorguladı. İmamoğlu, “Devletin bütün gücü, 12 yıl önceki bir arabanın lastiğine bu kadar dikkatle bakarken, 500 bin insan soyulurken, vurgun yapılırken o terazi neredeydi?” diyerek Sermaye Piyasası Kurulu, Maliye Bakanlığı ve savcılık makamlarını eleştirdi. Fon soruşturmasındaki mağdur sayısı ve parasal büyüklüklere ilişkin ifadelerinin kendi değerlendirmelerini yansıttığı belirtilirken İmamoğlu, kamu kaynaklarının ve denetim mekanizmalarının kullanımında eşitlik sağlanması gerektiğini savundu.

Erdoğan’ın “cerrah titizliği” sözlerine göndermede bulundu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fon soruşturmasına ilişkin kullandığı “cerrah titizliği” ifadesini de hatırlatan İmamoğlu, farklı dosyalara yönelik yaklaşımın aynı hassasiyetle yürütülmediğini ileri sürdü. Bir tarafta makam aracı için yapılan harcamaların incelendiğini, diğer tarafta ise milyarlarca liralık işlemlerin bulunduğunu söyleyen İmamoğlu, yargı süreçlerinde siyasi iktidarın etkili olduğu iddiasını dile getirdi. İmamoğlu, “Bir terazi, bir kefede bir araba lastiğini tartıyor, öbür kefede 100 milyarları görmüyorsa o terazi bozuk değildir, o terazi, siyasi erk tarafından gayet titiz bir şekilde… Hani diyor ya Sayın Cumhurbaşkanı, ‘cerrah titizliğince’ ayarlanmış demektir” ifadelerini kullandı.

Cemil Tugay hakkındaki beraat talebini gündeme getirdi

İmamoğlu’nun savunmasında öne çıkan başlıklardan biri de CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin ceza davası oldu. İmamoğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılmasının ardından hakkında beraat talep edilmesini eleştirdi. Tugay’ın 7 Ekim’de AK Parti’ye katıldığını, 21 Ekim’de ise savcılığın kendisi hakkında beraat istediğini hatırlatan İmamoğlu, iki gelişme arasındaki zamanlamaya dikkat çekti. İmamoğlu, “Ne oldu biliyor musunuz? Tek şey, rozet değişmişti rozet. Rozet. Yani 7 Ekim’de yakasına başka bir rozet takıldı, 21 Ekim’de beraat istedi. Ne tesadüf?” dedi. Savcılığın beraat talebinin siyasi parti değişikliğiyle bağlantılı olduğunu ima eden İmamoğlu, yargı süreçlerinde siyasi aidiyetin belirleyici hâle geldiğini öne sürdü. Ancak parti değişikliği ile mütalaa arasında doğrudan bir bağlantıyı ortaya koyan bağımsız bir delil bulunmuyor. Ayrıca Cemil Tugay hakkında henüz mahkeme tarafından verilmiş bir beraat kararı yok.

“Türkiye’de yeni bir makam aracı var, rozet”

Cemil Tugay hakkındaki değerlendirmelerini kendi davasıyla ilişkilendiren İmamoğlu, siyasi parti rozetinin bazı siyasetçiler açısından hukuki süreçlerde avantaj sağladığını iddia etti. Makam aracı nedeniyle yargılandığını hatırlatan İmamoğlu, “Bu davada da mazot konuşuyoruz. Oysa bu ülkede insanı taşıyan asıl makam aracı, sistem değişti, yeni bir sistem kurdular, bilmiyorsanız duyurayım; rozettir” diye konuştu. İmamoğlu, “Türkiye’de yeni bir makam aracı var, rozet” sözleriyle savunmasını sürdürdü. AK Parti’ye geçen siyasetçilerin hukuki süreçlerde farklı muamele gördüğünü öne süren İmamoğlu, siyasi tercihler ile yargı kararları arasındaki ilişkiye yönelik eleştirilerini dile getirdi.

Gelibolu Belediye Başkanı’nın aracını örnek gösterdi

İmamoğlu, Gelibolu Belediye Başkanı Ali Kamil Soyuak’ın kendi özel aracını makam aracı olarak kullandığını açıkladığını da hatırlattı. Benzer uygulamaların başka belediyelerde de bulunduğunu belirten İmamoğlu, bu durumların kamu yararı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Kendi uygulamasının da belediyenin araç kiralama maliyetlerini azaltmayı amaçladığını belirten İmamoğlu, özel aracın bedelsiz tahsis edilmesinden kamu zararı çıkarılmasına tepki gösterdi.

Gazetecilerin tutuklanmasına tepki gösterdi

İmamoğlu, savunmasında gazeteciler Murat Ağırel ve İsmail Arı’nın tutuklanmasına da değindi. Gazetecilik faaliyetlerinin cezalandırıldığını savunan İmamoğlu, “Mesleğini yapan gazeteciler tutuklu. İşini yapan belediye başkanları tutuklu. Sadece işini yapanlar hapiste, ama vurguncular serbest” ifadelerini kullandı. Medya kuruluşlarına yönelik müdahaleleri de eleştiren İmamoğlu, duruşmaların canlı yayımlanması tartışmasını gündeme getirdi.

29 Ekim için demokrasi ve hukuk çağrısı yaptı

Savunmasının son bölümünde Cumhuriyet Bayramı’na değinen İmamoğlu, 29 Ekim’de yurttaşları Cumhuriyet’i kutlamaya ve demokrasi ile hukuk taleplerini dile getirmeye çağırdı. İmamoğlu, Cumhuriyet Bayramı’nın yalnızca bir kutlama günü olarak görülmemesi gerektiğini savunarak gazetecilerin düzenleyeceği eylemlere de destek verilmesini istedi.

İmamoğlu hakkında iki yıla kadar hapis cezası isteniyor

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, İmamoğlu’nun ortağı olduğu İmamoğlu İnşaat’ın 4 Şubat 2015’te Beylikdüzü Belediyesine başvurarak şirkete ait Mercedes Vito marka aracın belediye başkanlığı hizmetinde bedelsiz kullanılmasını teklif ettiği belirtiliyor. İddianameye göre belediye, aracın bakım, yakıt ve diğer giderlerinin karşılanmasını öngören teklifi kabul etti. Savcılık, özel mülkiyetteki aracın tahsisi ve giderlerinin belediye bütçesinden karşılanması konusunda Belediye Encümeninin yetkisi bulunmadığını savunuyor. Dosyada İmamoğlu ve diğer bazı sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan altı aydan iki yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. İmamoğlu ise aracın belediyeye ekonomik fayda sağladığını ve kiralama giderlerini azalttığını savunuyor.