Küresel piyasalarda artan iyimserlik ve jeopolitik risklerde yaşanan azalma, Türkiye’nin finansal göstergelerine de olumlu yansımaya başladı. Özellikle gösterge tahvil faizlerinde görülen gerileme, kredi ve finansman maliyetlerine ilişkin beklentileri yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı.
22 Mayıs’ta yüzde 44,60 seviyesine kadar yükselen Türkiye’nin 2 yıllık gösterge tahvil faizi, son işlemlerde yüzde 41,76 seviyesine kadar çekildi. Böylece tahvil faizleri yaklaşık son altı haftanın en düşük seviyelerine gerilemiş oldu.
Risk primindeki düşüş piyasaları rahatlattı
Uzmanlar, küresel enerji fiyatlarında yaşanan düşüşün özellikle enerji ithalatçısı ülkeler açısından olumlu bir tablo oluşturduğunu belirtiyor. Bu süreçte Türkiye’nin de pozitif ayrışan ülkeler arasında yer aldığı ifade ediliyor. Ülke risk priminde yaşanan gerilemenin de piyasalardaki olumlu havayı desteklediği belirtilirken, Türkiye’nin kredi risk göstergelerinin son ayların en düşük seviyelerine yaklaşmasının yatırımcı güvenini artırdığı değerlendiriliyor.
Gözler Merkez Bankası’nın adımlarında
Piyasalardaki iyimserliğin devam etmesi halinde gözler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın para politikası kararlarına çevrilecek. Analistler, mevcut koşulların sürmesi durumunda Merkez Bankası’nın öncelikle fonlama maliyetini politika faizi seviyesine yaklaştırabileceğini ifade ediyor.
Faiz indirimi beklentisi güçleniyor
Ekonomistler, yaz aylarında gıda fiyatlarında görülebilecek mevsimsel rahatlama ve enerji maliyetlerindeki düşüşün enflasyon üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini belirtiyor. Bu gelişmelerin gerçekleşmesi halinde Merkez Bankası’nın yılın ilerleyen dönemlerinde faiz indirimi sürecine başlayabileceği öngörülüyor. Özellikle eylül ayından itibaren para politikasında yeni adımların gündeme gelebileceği yönündeki beklentiler, kredi ve finansman maliyetlerinin geleceğine ilişkin tahminleri de etkiliyor.
Konut ve taşıt finansmanında düşüş beklentisi
Tahvil faizlerindeki geri çekilme ve olası politika faizi değişiklikleri, konut ve taşıt finansman oranlarında da aşağı yönlü hareket beklentisini artırdı. Uzmanlar, finansman maliyetlerinin düşmesinin hem konut piyasasında hem de otomotiv sektöründe talebi destekleyebileceğini ifade ediyor. Mevcut oranlar halen yüksek seviyelerde bulunsa da piyasalarda oluşan yeni beklentiler, önümüzdeki aylarda bankaların ve katılım finans kuruluşlarının sunduğu finansman paketlerinde daha uygun oranların görülebileceğine işaret ediyor. Özellikle ev ve araç sahibi olmak isteyen vatandaşlar, Merkez Bankası’nın önümüzdeki dönemde atacağı adımları yakından takip ederken, finansman maliyetlerinde yaşanabilecek olası düşüşler piyasaların en önemli gündem başlıklarından biri olmaya devam ediyor.
