Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Murat Güreş
Murat Güreş

MUHALEFET BİZİ SİYASİ KAVGA ROLÜ İLE KANDIRDI MI?

 

Ülkemizde son 10 yıla dair seçimler  bir tarih olmanın ötesinde; siyasi, tarihi ve  sosyal açıdan klasik anlamlar içerdiği gibi geleceğe dair fenomen sembolleri de içinde barındırıyordu.

Her seçim sonrası sonuçların açıklanmasıyla birlikte halkımız; sevinç, hüzün, hayal kırıklığı, öfke, zafer, ötekileştirme, yansıtma neyi arasanız o içeriği bulabilecek bir iklimi aynı anda, aynı saatlerde yaşadı.

Bu tür toplumsal tepkimelere baktığımız zaman siyasi simgelere ki bu CHP gibi bir siyasi parti de Recep Tayyip Erdoğan gibi siyasi bir aktör olabilir, haddinden fazla, hatta gereksiz denilebilecek kadar çok duygusal yatırım yaptığımızı rahatlıkla söyleyebilirim.

Seçim sonrası sandıktan çıkan sonucun ortaya çıkardığı tabloya yönelik sevincimizi, üzüntümüzü, öfkemizi, yılgınlık ve yorgunluğumuzu  işte bu semboller üzerinden şekillendirmekle gerçekleri gözden  kaçırdığımız gibi gerçeğe de uzak kalıyoruz.

Bana göre ‘seçimler’, güç yapısı içinde nasıl temsil edileceğimiz sorusunun hem yanıtının hem de  sonucunun arandığı mecradır. Ama bu güç yapısının devlet geleneği ile birlikte nasıl şekillendiği ve Türk siyasetinde kuralları kimin koyduğu mevzusu birlikte ele alındığında, bir farkında olamama, hatta olanı biteni algıla(ya)mama sorunu ortaya çıkıyor.

Eğer meseleyi sandıktan çıkan sonuç üzerinde değerlendirmek gerekirse ki klasik toplumlarda tercih edilen arayış budur. İşte burada bir siyaset halüsinasyonuna neden olmamak için “NEDEN?” sorusuna yanıt aramak yerine “, “NEDEN OLMADI?” sorusuyla bir alan derinliği yaratmak gelecek stratejileri açısından sağlam verilerin ulaşılmasını sağlar.

Çünkü ister AKP, ister Yeni Parti, CHP, MHP, İYİ Parti, HDP,  ve tüm diğer partilerin aslında bize ‘aynılığı’ satmak istemektedirler.  Çünkü toplumun homojenize olduğunu düşünüyorlar. Tabiri caiz ise her birimiz politik olarak paketlemiş-etiketlenmiş ve raflarda yerini almış birer ürün haline getirilmişi, yani ister istemez siyasi hikâyenin bir parçası olmuşuzdur.

Ben 30 yılı aşkın süredir sahada aktif olarak gazetecilik yapıyorum. Siyaset bilimcisi değilim. Kaldı ki politikanın içinde olan arkadaşlarımla konuştuğum zaman Türkiye’nin, hatta bölge ve şehirlerin zaten siyaset bilimini hunharca parçalandığı yerle yeksan ettiği konusunda hemfikiriz.

Bu dinamik akışkanlık içerisinde Recep Tayyip Erdoğan’lı Cumhur İttifakı ile tüm diğer siyasi partiler arasında yoğunlaşan politik rekabete baktığımda şunları düşünmeden edemiyorum:

-Acaba, siyasi açıdan doğru olan nedir?

-Muhalefet neden dışarıya bakarak genişlemek yerine, içeriye bakarak (iç kavga) daralmayı tercih ediyor?

– Gönüllü körlüğün kutsanması neden bu denli yaygın hale geldi? Bu toplu tapınmanın nedenleri neler?

Ve kafama en fazla takılan ve Türkiye koşullarından bana göre en can alıcı olan soru da şu:

*Muhalefetin aktörleri acaba yeterince siyasi olamadı mı?

*Sadece “siyasi kavga rolü yaparak” bizi yıllarca oyalamış olabilirler mi?

Aslında siz değerli okurlara yönelttiğim tüm bu soruların elbette bende bir karşılığı var. Ben, en azından yeni bir siyasal kültürün oluşturulmasına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

Ama sizlerle beraber tartışmak daha faydalı olacağına inanıyorum.

Ne dersiniz, görünüşe göre kötü olandan bir ‘iyi’ çıkarılabilir mi?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER