Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Murat Güreş
Murat Güreş

KEREMİ ÖLDÜRMEYEN AŞIKLAR BAŞIMIZA GELEN ONCA ŞEYLER!

KEREMİ ÖLDÜRMEYEN AŞIKLAR

BAŞIMIZA GELEN ONCA ŞEYLER!

 

Murat GÜREŞ

 

Kışın kasvete çalan bu esintili sabahında oturmuş balkonda çay içiyorum. Ne hikmetse son zamanlarda erken kalkmak bende bir alışkanlık oldu.Artık yeşilini, sarısını kaybetmeye başlayan ağaçlar ve çiçeklere gelen kumruların ürkek ürkek bakışları, belli belirsiz çocuk sesleri, kahvaltı telaşı, kahve kokusu, arka planda Dario Moreno…

 

Sabahın, serinlik ve sessizlik, enginlik ve dinginlik zamanlarında en fazla yaşadığım veya içinden geçtiğim kentleri düşünürüm. ‘Çelişkilerin Başkentleri’, faydasız ilişkilerin öbeği. Şişmanı zayıf, kısayı uzun gösteren sirk aynalarının adı konulmamış fenomeni, maskeli balo geçidi…

 

İzmir, Balıkesir, Ayvalık, İstanbul, Ankara, memleketim Antep ve daha nereler!…

 

Az sayıdaki mutlu azınlığın çizdiği arsızlık tablosuna, şirinlik muskası gibi asılmak istendiğimiz, çok sayıda mutsuzun, “mış” gibi yaptığı; bazı şeylerin haddinden fazla gerçek, bazılarının anlatılamayacak kadar kirli olduğu  ergen metropollere takılır kafam!

 

‘Tantalos İşkencesi’ ile yaşayıp giden sessiz yığınları yönetmek için, her sabah yeni bir “model” yaratma çabasının alkışlanmasındaki eller değildir patlayan…

 

Su toplayan ve irinlenen aklımız ve  kalbimizdir oysa…

 

Yöneten mi kafasını kuma gömmüştür, yoksa yönetilen mi?

 

Sahte cennet yaratmak bir talep midir, yoksa dayatma mı?

 

Senin, emeksiz mutluluğun mudur acaba beni mutsuz eden?

 

Bir dolu çetrefilli ama susularak cevap verilen kelimesizliğin kentleridir o bir dolu anlam yüklenen!

 

Manevi gettoların, mottosu olmuyor oysa.

 

Kafadan koparılmıştır bir kere iradenin ve cesaretin gücü!

 

Ne derler, “yoksulun yüzü, soğuk olur!”

 

Orospularının bile aç kaldığı zamanları vardır buralarda.

 

Görgüsüzlük, seviyesizlik, liyakatsizlik, yalakalık artık yadsınamayan birer kartvizittir ahlaksızlığın sahte cennetinde!..

 

Şehir efsaneleri bile kimvurduya gider, bir daha gelmez.

 

“Kral çıplak” diyecek olursanız, taşı atacak olanlar  hemen hazırdır!..

 

Bir avuç mutlu azınlığın yarattığı sahte cennetlerdir umarsızca adımladıklarımız.

 

Refik Halid Karay anlatır: Abdülhamid devrinde, ozanlar Kerem ile Aslı  destanını anlattığında  aşkın sonu vuslatla bitmeyince intihar vakaları yaşanır. Bunun üzerine bir ferman yayımlanır. Artık hikâyenin sonu ‘mutlak kavuşmayla’ bitecektir.

Kerem ile Aslı’yı yakıp kül eden halk âşıklarının da vallahi  kellesi gidecektir. Bu yüzden halk âşıkları ikiye ayrılır.

Sonuçta kelle korkusu ağır basar.

 

Hikâyeyi, kavuşmayla bitirenlere  ‘Kerem’i öldürmeyen âşıklar’ denir.”

 

İşte başımıza ne geliyorsa bu “Kerem’i öldürmeyen âşıklar” yüzünden geliyor.

 

Bizimkisi boş bir kavuşma hikayesi…

 

Ne diyordum ben, Dario Moreno mu?

 

NOT:  İlk yazım bu siteye. Okuyan herkese Gaziantep’ten selam olsun…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER