Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Yıldırım Kaya Eğitimci / Siyasetçi
Yıldırım Kaya Eğitimci / Siyasetçi

TÜRKİYE’NİN ÇOCUKLARINA YALNIZCA GÜVENLİK GÖREVLİSİ DEĞİL, GÜVENLİ BİR GELECEK BORCUMUZ VAR

Değerli eğitimciler,
Sevgili veliler;

Bugün burada bir eğitimci olarak, bir öğretmen olarak ve yıllarca eğitim emekçilerinin mücadelesinin içinde bulunmuş birisi olarak soruyorum:

Çocuklarımızın can güvenliğini nasıl sağlayacağız?

Dün, 21 Eylül’de Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 81 ilin valilerinin de katıldığı bir “Okul Güvenliği Toplantısı” gerçekleştirdi.

Yedi bakanlığın taraf olduğu bir protokol imzalandı.

Okullardaki kameralar konuşuldu.
X-ray cihazları konuşuldu.
El dedektörleri konuşuldu.
Polis görevlendirmeleri konuşuldu.
31 bin bahçe görevlisi konuşuldu.

Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bütün bunları anlatırken PISA sonuçlarından ve Türkiye’nin eğitimdeki “başarısından” da söz etti.

Aradan daha 24 saat bile geçmeden bugün, Manisa Turgutlu’da İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin önünde silahlar konuştu.

Son gelen bilgilere göre 11 öğrencimiz yaralandı, iki öğrencimizin entübe edildiği bildiriliyor.

Yaralanan bütün öğrencilerimize acil şifalar diliyorum. Entübe edilen çocuklarımızdan gelecek güzel haberleri bekliyoruz.

Ailelerine sabır ve geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Okulumuzun öğretmenlerine, yöneticilerine, öğrencilerine ve bütün eğitim camiamıza geçmiş olsun diyorum.

SAYIN YUSUF TEKİN, ŞİMDİ PISA’YI DEĞİL ÇOCUKLARIMIZIN CAN GÜVENLİĞİNİ KONUŞALIM

Buradan Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soruyorum:

Bir okul güvenliği toplantısında PISA başarısını anlatmanın zamanı mıdır?

PISA puanlarını elbette konuşalım.

Çocuklarımızın akademik başarısını elbette yükseltelim.

Ama önce o çocukları sağ salim okula götürüp sağ salim evlerine gönderebiliyor muyuz?

Bugün önümüzde duran soru budur.

Çocuklarımız okul kapısında silah sesleriyle karşılaşıyorsa hiçbir başarı tablosu bu gerçeğin üzerini örtemez.

Bir eğitim sisteminin ilk başarı ölçütü, çocuğun yaşam hakkını ve güvenliğini koruyabilmesidir.

TURGUTLU’DAKİ SALDIRININ BÜTÜN YÖNLERİ AYDINLATILMALIDIR

Bu saldırıyla ilgili çok ciddi soruların yanıtlanması gerekiyor:
Saldırıyı gerçekleştiren kişi kimdir?

Bu silahı nasıl ve nereden temin etmiştir?

Neden bir okulun önünü hedef almıştır?

Saldırıya gelinceye kadar hangi işaretler gözden kaçırılmıştır?

Çocukların, okulun ve çevrenin güvenliğine ilişkin daha önce herhangi bir ihbar ya da risk tespiti yapılmış mıdır?

Bütün bunlar hiç zaman kaybedilmeden araştırılmalı; adli ve idari soruşturma bütün yönleriyle yürütülmeli ve sonuçları kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

Ancak mesele bundan ibaret değildir.
Kahramanmaraş’ta yaşadık.
Şanlıurfa’da yaşadık..
Şimdi Manisa Turgutlu’da yaşıyoruz.

Daha kaç çocuğumuzun yaralanması, daha kaç çocuğumuzun yaşamını kaybetmesi gerekiyor?

OKULUN KAPISINA GÜVENLİK YIĞARAK BU SORUNU ÇÖZEMEZSİNİZ

Çok açık söylüyorum:

Elbette okul çevresinde gerekli güvenlik önlemleri alınacaktır.

Elbette suçun ve silahın okul kapısına ulaşmasına izin verilmeyecektir.

Ancak çocukların etrafına yalnızca polis, kamera, X-ray cihazı ve güvenlik görevlisinden oluşan bir duvar örerek bu sorunu çözemezsiniz.

Biz çocuğun etrafına silah duvarı değil; bilgi, rehberlik, danışmanlık ve dayanışma duvarı örmek zorundayız.

Çünkü güvenli okul, kapısında en fazla silahlı görevlinin bulunduğu okul değildir.
Güvenli okul; çocuğunu tanıyan, dinleyen, davranışındaki değişikliği fark eden, sorun büyümeden müdahale eden okuldur.

Çocuğun öğretmeni olacak.

Rehber öğretmeni olacak.

Psikolojik danışmanı olacak.

Sosyal hizmet uzmanı olacak.

Sağlık görevlisi olacak.

Ailesi okulun gerçek bir katılımcısı olacak.

Çocuk kendisini yalnız hissetmeyecek.

ÇÖZÜMÜMÜZ AÇIK VE SOMUTTUR

Cumhuriyet Halk Partisi olarak ne yapılması gerektiğini açıkça söylüyoruz.

1- Her 50 öğrenciye bir rehber öğretmen ve psikolojik danışman görevlendirilmelidir.

Binlerce öğrencisi bulunan okullara birkaç rehber öğretmen vererek çocuklarımızın psikolojik, sosyal ve gelişimsel sorunlarını takip edemezsiniz.

2- Her okulda en az bir sosyal hizmet uzmanı bulunmalıdır.

Okul ile aile arasındaki sosyal sorunları izleyecek, risk altındaki çocukları belirleyecek ve gerektiğinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıyla doğrudan koordinasyon kuracak profesyonel bir sistem kurulmalıdır.

3- Her okulda en az bir sağlık görevlisi bulunmalıdır.

Binlerce çocuğun saatlerce bulunduğu bir eğitim kurumunda sağlık personelinin bulunması lüks değildir; zorunluluktur.

4- Okul-aile-rehberlik-sosyal hizmet sistemi ana sınıfından itibaren kurulmalıdır.

Sorun ortaya çıktıktan sonra çocuğun peşinden koşmak yerine, sorunu daha ortaya çıkmadan fark eden koruyucu ve önleyici bir sistem oluşturmalıyız.

5- Okul güvenliği yalnızca polisiye bir başlık olmaktan çıkarılmalıdır.
Güvenlik; eğitim politikasıdır.
Güvenlik; sosyal politikadır.
Güvenlik; sağlık politikasıdır.
Güvenlik; çocuk politikasıdır.
ÇOCUKLARIMIZI YALNIZCA KURŞUNDAN DEĞİL, GELECEKSİZLİKTEN DE KORUMALIYIZ

Bir başka gerçeği de görmezden gelemeyiz.

Çocuklarımız ve gençlerimiz yoksullukla, umutsuzlukla, gelecek kaygısıyla, akran zorbalığıyla, uyuşturucuyla, sanal kumarla ve ekran bağımlılığıyla karşı karşıya.

Bunların hiçbirini okul kapısına bir X-ray cihazı koyarak çözemezsiniz.

Çocuğun çantasını kontrol edebilirsiniz.

Ama çocuğun yaşadığı umutsuzluğu X-ray cihazıyla göremezsiniz.

İşte bunun için rehber öğretmene ihtiyaç vardır.

Psikolojik danışmana ihtiyaç vardır.

Sosyal hizmet uzmanına ihtiyaç vardır.

Sağlık görevlisine ihtiyaç vardır.

Öğretmenle, aileyle ve çocukla birlikte çalışan güçlü bir kamusal sisteme ihtiyaç vardır.

BİZİM GÜVENLİ OKUL ANLAYIŞIMIZ BUDUR

Biz çocukların etrafına yüksek duvarlar örülmesini değil, güçlü bir kamusal destek ağı kurulmasını istiyoruz.

Bizim Kamusal Eğitim Cumhuriyeti anlayışımızda hiçbir çocuk yalnız bırakılmaz.

Hiçbir öğretmen çaresiz bırakılmaz.

Hiçbir aile, çocuğunun sorunuyla tek başına mücadele etmek zorunda bırakılmaz.

Ve hiçbir okul yalnızca polisiye önlemlerle yönetilecek bir güvenlik alanına dönüştürülmez.

Buradan Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e bir kez daha sesleniyorum:

Gerçeği görün Sayın Bakan.

PISA puanlarını konuşacağız.

Sınav sonuçlarını konuşacağız.

Akademik başarıyı da konuşacağız.

Ama önce çocuklarımızın yaşam hakkını konuşacağız.

Önce çocuklarımızın sabah evinden çıkıp okuluna güvenle gidebilmesini ve akşam sağ salim ailesine dönebilmesini sağlayacağız.

Çünkü bir eğitim sisteminin en temel başarı ölçütü budur.

Türkiye’nin çocuklarına yalnızca güvenlik görevlisi değil, güvenli bir gelecek borcu vardır.

Çözüm öğrencinin etrafına güvenlik duvarı örmek değildir.

Çözüm; öğrencinin etrafına bilgiyle, eğitimle, rehberlikle, psikolojik danışmanlıkla, sosyal hizmetle ve sağlık hizmetiyle güçlü bir koruma duvarı örmektir.

Başka çocuklarımız yaralanmadan, başka ailelerin ocağına ateş düşmeden bunu yapmak zorundayız.

Çünkü çocuklarımızı yalnızca kurşunlardan değil, geleceksizlikten de korumak zorundayız.

22 Eylül 2026
Ankara

Yıldırım Kaya
CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu
Genel Başkan Yardımcısı

https://we.tl/t-Hj1gWJJVmmVo0ijd

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER