ABD ve İran arasındaki çatışma, geleneksel bir kara savaşından ziyade; asimetrik askeri temaslar, doğrudan füze/İHA misillemeleri ve bölgesel vekil güçler üzerinden yürüyen bir yıpratma savaşıdır. ABD; yüksek teknoloji, hava hakimiyeti ve müttefiklerini (İsrail, Körfez) koruma odaklı hareket ediyor. İran ise geniş füze/İHA kapasitesi, Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş güvenliğini riske atma gücü ve vekil örgütleri üzerinden caydırıcılık sağlamaya çalışıyor. Dünya petrolünün yaklaşık %20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki olası bir aksama, küresel enerji krizine ve enflasyonist şoklara yol açabilir. Nükleer diplomasi tıkanırken tarafların benimsediği “kontrollü tırmanma” stratejisindeki en büyük risk hesap hatasıdır. Kontrolsüz tek bir hamle, iki taraf da arzu etmese dahi krizi topyekûn bölgesel bir savaşa dönüştürebilir. Kısaca taraflar doğrudan bir varoluş savaşına girmekten kaçınsa da kırılgan denge üzerindeki en ufak bir kıvılcım, küresel boyutta sonuçlar doğurma potansiyeline sahiptir. Savaştan en çok etkilenenler şüphesiz çocuklardır. Suçu günahı olmayan çocuklar, bebekler ateş çemberi altında korkuyla yaşamayı neden hak ediyorlar? Savaş baronları hiç düşünüyorlar mı, başlarını yastığa nasıl rahat koyabiliyorlar? Çok merak ediyorum.
YAZARLAR
TÜMÜ
-
Nazif OkumuşHenüz yazısı bulunmuyor -
Tolgahan ErdoğanHenüz yazısı bulunmuyor

YORUMLAR