KÖŞE YAZISI / ANALIZt
Tabelayı Değiştirmek Kolay… Özgür Özel ve ekibinin yeni bir parti kurma süreci, Türk siyasetinin son dönemdeki en hareketli ve ciddi kulislerinden biri haline geldi. Kamuoyunda ve siyaset koridorlarında aynı soru dalgalanıyor: “Kuracak mı, kurulabilecek mi?” Ancak gelen sinyaller, bu kurma ihtimalinin her geçen gün daha da güçlendiğini ve hazırlıkların artık son aşamaya geldiğini açıkça ortaya koyuyor. Özgür Özel’in son dönemde yaptığı stratejik açıklamalar da bu adımın bir ihtimal olmaktan çıkıp, somut bir eylem planına dönüştüğünün en net göstergesi. Kurmay çevrelerinden sızan bilgilere göre, en az 30 kişiden oluşan dinamik bir kurucular kurulu listesi çoktan hazırlandı. Hatta İçişleri Bakanlığı’na verilecek resmi kuruluş dilekçesi aşamasına kadar gelindiği belirtiliyor. Olası bir baskın seçime karşı alternatif senaryolar da masada. Sıfırdan parti kurmanın getireceği zamansal risklere karşı, mevcut ve hukuken hazırda bekleyen bir partiyi devralıp dönüştürme seçeneği üzerinde de ciddi teknik ve hukuki çalışmalar yürütülüyor. Yeni oluşumun hayata geçmesi durumunda, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu eksenindeki bu yeni harekete yaklaşık 80 milletvekilinin katılabileceği konuşuluyor. Kulislere yansıyan bir diğer iddia ise bu geniş yelpazeyi bir arada tutmak adına ikna çalışmalarının yoğun şekilde sürdüğü, ancak bazı isimlerin iknası konusunda zorluklar yaşandığı yönünde. “Özgür Özel ve arkadaşları şu an yeni parti için resmen gün sayıyor. Hukuki süreçlerden ve parti içi değişim olanaklarından tamamen ümit kesildiği an, bu yeni partinin kuruluşu resmi olarak kamuoyuna duyurulacak.” Ancak bu iddialı girişimin önündeki en büyük psikolojik bariyer, iktidar bloku değil, bizzat muhalif seçmenin kendisidir. Muhalefet tabanı, mevcut siyasi konjonktürde oyların bölünmesinden, parçalanmaktan ve bu bölünmenin doğal bir sonucu olarak seçimin kaybedilmesinden ciddi bir endişe ve korku duyuyor. Özel her ne kadar ‘seçmen yeni oluşuma sıcak bakıyor’ tezini savunsa da sandık ufukta göründüğünde seçmenin refleksleri değişebilir. Seçmenin ‘oy boşa gitmesin’ kaygısıyla hareket ederek en güçlü alternatife yönelme şeklindeki ‘stratejik oy verme eğilimi’ her an devreye girebilir. Unutulmamalıdır ki Cumhuriyet Halk Partisi, sadece sıradan bir siyasi parti değildir; Türkiye’nin en köklü kurumsal markalarından ve yapı taşlarından biridir. Logosu, tarihi ve Tabelayı Değiştirmek Kolay… 1’Atatürk’ün partisi’ olma mirası, arkasında devasa bir sosyolojik sadakat ve aidiyet barındırır. Özgür Özel ve ekibi bireysel olarak ne kadar popüler olurlarsa olsunlar, CHP tabelasını ve çatısını geride bıraktıkları an, o güçlü tarihsel meşruiyet zeminini tamamen geride kalan Kılıçdaroğlu ekibine ve parti yerleşik nizamına bırakmış olacaklar. Yeni kurulacak bir partinin sıfırdan bu ölçekte bir kurumsal kimlik, hafıza ve toplumsal aidiyet inşa etmesi ise şüphesiz uzun yıllar alacaktır. Özgür Özel’in önündeki en büyük siyasi sınav da tam bu noktada düğümleniyor: Kuracağı parti, Türk siyasi tarihindeki pek çok örnekte olduğu gibi CHP’den kopmuş geçici bir ‘küskünler hareketi’ olarak mı kalacak, yoksa merkez siyaseti domine edebilecek yepyeni ve kalıcı bir kitle partisine mi dönüşecek? Zamanın bize göstereceği çok şey var ama değişmeyen tek bir hakikat duruyor önümüzde: Tabelayı değiştirmek kolay, zihinleri değiştirmek zordur.
Damla Nalçacıoğlu | 20 Temmuz 2026

YORUMLAR