Her Yıl 1 Eylül geldiğinde adliyelerin kapıları yeni bir çalışma dönemi için açılır. Cübbeler giyilir, açılış mesajları yayımlanır; hukukun üstünlüğüne ve adaletin tecellisine dair temenniler dile getirilir. Ancak adliye koridorlarına yolu düşen her vatandaş, her usta ya da mağdur için asıl mesele basında çıkan mesajlar değil, duruşma salonundan çıkan kararın hızı ve adaletidir.
Bugün Türkiye’de adalet mekanizmasının karşı karşıya kaldığı en büyük sınav, hukukun teorideki varlığı değil, sahadaki gecikmesidir. Bir ihtilafın çözülmesi, bir alacağın tahsili ya da bir hakkın teslim edilmesi yıllarca sürüyorsa; orada çıkan karar nihayetinde haklıya hakkını verse bile sarsılan güveni tamir etmeye yetmiyor.
Yargılamanın uzaması iş dünyasında sermayeyi kilitliyor, ticari cesareti kırıyor. Toplumsal ilişkilerde ise bireylerin adaleti mahkemelerde değil başka yollarda araması gibi son derece tehlikeli bir eğilime kapı aralıyor. “Adalet sadece mahkeme binalarının ihtişamıyla veya mevzuattaki maddeler ile ölçülmez. Adalet, temsil ettiği güven hissiyle vatandaşın başını yastığa koyduğunda ‘Bir haksızlığa uğrarsam hukuk arkamda’ diyebilmesidir.” Son yıllarda arabuluculuk ve alternatif çözüm yollarıyla adliyelerin yükü hafifletilmeye çalışılsa da, dosya sayılarının artışı ve bürokratik yük hâlâ temel sorun olarak karşımızda duruyor. Kiracı-ev sahibi uyuşmazlıklarından ticari davalara, kentsel dönüşümdeki imar kilitlenmelerinden işçi-işveren anlaşmazlıklarına kadar her alanda hızlı, pratik ve öngörülebilir kararlara ihtiyaç vardır.
Hukuk sisteminin öngörülebilir olması yalnızca bireysel huzur için değil, genel anlamda ekonomik ve toplumsal istikrar için de oksijen niteliğindedir. Önünü göremeyen, mahkeme sürecinin ne kadar süreceğini öngöremeyen bir sistemde ne nitelikli yatırım yapılabilir ne de sürdürülebilir bir düzen kurulabilir. Yeni adli yıla girerken temennimiz; yargılama süreçlerini kısaltacak somut adımların atılması, uzlaşmanın artırılması ve en önemlisi haklı olanın hakkını zamanında alabildiği bir işleyişin kararlılıkla tesis edilmesidir.
Adliye kapısından giren her bir insanımızın oradan adalete ve devlete olan inancını tazeleyerek çıkması, bu ülkeye yapılacak en büyük hizmettir. Damla Nalçacıoğlu – Köşe Yazısı 1Yeni adli yılın hâkiminden savcısına, avukatından adliye personeline kadar tüm yargı camiasına ve adaleti bekleyen tüm vatandaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum.
Damla Nalçacıoğlu

YORUMLAR