Bağcılıkta kâğıt üzerindeki rakamlar bir yana, asıl olan sabahın köründe bağa girip akşam o salkımlara bakarken çekilen içtir. Bir üretici sabah bağa girmeden önce traktörün deposunu doldururken ve mildiyö (yaprak yanıklığı) ilacını hazneye dökerken artık iki kez düşünür hale geldi.
Eskiden bir dönüm bağa atılan ilaç mahsulü koruma adımıydı, şimdiyse adeta bir kumara dönüştü. Yağmur azıcık fazla yağsa atılan ilaç boşa gidiyor; tekrar ilaçlamak ise bir depo traktör mazotu ve koca bir kutu pahalı ilaç demektir. Güneş tepedeyken sıcağın altında kesim yapan, kasaları taşıyan o emektar eller…
Ancak artık bağda çalışanların neredeyse tamamı 50 yaş üzeri. Gençler şehre gitti, bağda makas tutacak genç el kalmadı. Sabahın ilk ışıklarında bağa girecek ekip bulmak her sezon ayrı bir kriz haline geliyor. Üretici, dalında olgunlaşan üzümü zamanında toplayamazsa birkaç günde mahsulün çürüdüğünü izlemek zorunda kalıyor.
Üreticinin aylarca tozunu yuttuğu, gözü gibi baktığı üzümü kasa kasa tüccara teslim ettiği an ile akşam mahalle manavının önünden geçerken etikete baktığı an arasındaki uçurum ise derin bir yaradır. Bağ sahibi aylarca emek verip tüm riski üstlenirken, o üzümün üzerindeki tek bir tanenin hesabını tüccara veriyor.
Fakat ne hikmetse alın terinin karşılığı bağ kapısında kalıyor; etiket şehir merkezine geldikçe katlandıkça katlanıyor. “Fabrikada şalteri kapatıp beklersiniz ama bağda doğayla pazarlık olmuyor. Bir gecelik donda tüm yıllık emek tek bir anda sıfırlanabiliyor.” Tam “Bu yıl rekolte iyi olacak” derken, nisan ayındaki tek bir günlük don veya temmuzda iki günlük sıcak kavurması tüm umutları alıp götürebiliyor. Fabrikada şalteri kapatıp üretimi durdurabilir ve bekleyebilirsiniz; ancak bağda doğayla pazarlık olmuyor.
Bir gecelik donda tüm yıllık emek tek bir anda yok olabiliyor. Bir salkım üzümü manav tezgâhından alıp poşete koymak birkaç saniye sürüyor. Peki, o salkımın o tezgâha gelene kadar kaç defa gece uykusunu kaçırdığını hiç düşündünüz mü? Bağcılık sadece toprağı sürmek değil; gökyüzüyle, mazot pompasıyla ve pazar tezgâhıyla her gün ayrı bir pazarlığa oturmaktır.

YORUMLAR