Sabah uyandığımız andan itibaren karar vermeye başlarız. Ne giyeceğimiz, kahvaltıda ne yiyeceğimiz, hangi işe öncelik vereceğimiz, hangi mesaja cevap yazacağımız, akşam ne yapacağımız… Farkında olmasak da gün içerisinde yüzlerce, hatta binlerce küçük ve büyük karar alırız.
Çoğu zaman zihinsel yorgunluğumuzu yoğun çalışma temposuna, strese ya da fiziksel yorgunluğa bağlarız. Oysa bazen bizi tüketen şey yaptığımız işlerin miktarı değil, gün boyunca vermek zorunda kaldığımız kararların sayısıdır.
Psikoloji literatüründe bu durum “karar yorgunluğu” (decision fatigue) olarak adlandırılmaktadır. Karar yorgunluğu, art arda verilen kararlar sonucunda zihinsel kaynakların azalması ve sonraki kararların kalitesinin düşmesi olarak tanımlanabilir.
Bir başka ifadeyle, beynimiz sınırsız bir karar verme kapasitesine sahip değildir.
Karar verme süreçlerinde dikkat, özdenetim, planlama ve değerlendirme gibi bilişsel işlevler görev alır. Bu süreçler yoğun şekilde kullanıldığında zihinsel enerji tüketilir ve zamanla daha basit, daha hızlı ya da daha dürtüsel seçimler yapmaya başlarız.
Bu durumun en çarpıcı örneklerinden biri, yargıçlar üzerinde yapılan araştırmalarda görülmüştür. Bazı çalışmalar, günün erken saatlerinde değerlendirilen şartlı tahliye başvurularının kabul edilme oranlarının daha yüksek olduğunu, gün ilerledikçe ve zihinsel yük arttıkça ret kararlarının belirgin şekilde yükseldiğini göstermiştir. Araştırmacılar bu durumu yalnızca hukuki değerlendirmelerle değil, zihinsel kaynakların tükenmesiyle de açıklamaktadır.
Karar yorgunluğu günlük yaşamımızda da kendisini sıkça gösterir.
Örneğin gün boyunca yoğun çalışan bir kişi akşam eve geldiğinde sağlıklı yemek hazırlamak yerine daha kolay ve hızlı seçeneklere yönelebilir. Benzer şekilde, günün ilerleyen saatlerinde gereksiz harcamalar yapmak, ertelediğimiz işlerden kaçınmak ya da düşünmeden kararlar almak daha olası hale gelebilir.
Aslında burada sorun irade eksikliği değildir.
Uzun yıllar boyunca insanlar özdenetimi yalnızca kişilik özelliği olarak değerlendirmiştir. Ancak günümüzde biliyoruz ki özdenetim ve karar verme becerileri, zihinsel kaynaklardan etkilenmektedir. Yani bazı günler kendimizi daha kararsız, daha dağınık ya da daha dürtüsel hissetmemizin nedeni karakterimiz değil, zihinsel yükümüz olabilir.
Karar yorgunluğu aynı zamanda kaygıyla da ilişkilidir. Özellikle mükemmeliyetçi eğilimleri olan bireyler, karar verirken her seçeneği ayrıntılı biçimde değerlendirmeye çalışabilirler. Yanlış karar verme korkusu arttıkça süreç uzar, zihinsel enerji daha fazla tüketilir ve kişi sonunda karar vermekte zorlanabilir.
Bu nedenle bazen bizi yoran şey yanlış karar vermek değil, karar verme sürecinin kendisidir.
Modern yaşamın sunduğu seçenek bolluğu da bu durumu artırmaktadır. Geçmişte insanlar sınırlı seçenekler arasında seçim yaparken, bugün hangi diziyi izleyeceğimizden hangi ürünü satın alacağımıza kadar sayısız alternatifle karşılaşıyoruz. İlk bakışta daha fazla seçeneğe sahip olmak özgürlük gibi görünse de araştırmalar, seçenek sayısı arttıkça karar vermenin zorlaştığını ve memnuniyetin azalabildiğini göstermektedir.
Peki karar yorgunluğunu azaltmak mümkün müdür?
Araştırmalar, rutinlerin bu noktada önemli bir koruyucu faktör olduğunu göstermektedir. Günlük yaşamın bazı alanlarında standart seçimler yapmak, zihinsel enerjiyi gerçekten önemli kararlar için korumaya yardımcı olabilir. Bu nedenle birçok başarılı kişinin benzer kıyafetler tercih etmesi ya da belirli rutinlere bağlı kalması tesadüf değildir.
Ayrıca önemli kararları günün daha erken saatlerinde almak, aynı anda çok fazla seçeneği değerlendirmemek ve karar verme süreçlerini küçük adımlara bölmek de faydalı stratejiler arasında yer almaktadır.
Kendimizi yorgun, kararsız ya da tükenmiş hissettiğimiz bazı günlerde aslında ihtiyacımız olan şey biraz daha fazla irade göstermek değil, zihinsel yükümüzü fark etmektir.
Çünkü insan zihni yalnızca çalışmaktan değil, sürekli seçim yapmaktan da yorulur.
Belki de zaman zaman kendimize şu soruyu sormamız gerekir:
Gerçekten karar veremiyor muyum, yoksa yalnızca çok uzun süredir karar vermeye çalıştığım için mi yoruldum?
Bazen zihinsel sağlığımızı korumanın yolu, daha fazla seçenek üretmekten değil, gereksiz seçenekleri azaltmaktan geçer.

YORUMLAR