Bu yazımda, bölge ekonomimizin ve tarımımızın can damarı olan üzüm üreticilerimizin karşı karşıya kaldığı başlıca sorunları ve çözüm bekleyen meseleleri ele almak istedim. Son yıllarda iklim değişikliğiyle birlikte artan düzensiz yağışlar, zamansız dolu yağışları, aşırı sıcaklar ve don olayları rekolteyi ciddi şekilde düşürmektedir. Ayrıca baş gösteren kuraklık, bağlarda hem verim hem de kalite kaybına yol açarak üreticiyi doğrudan etkilemektedir. İklim koşullarının yanı sıra ekonomik yükler de her geçen gün ağırlaşmaktadır. Gübre, mazot, zirai ilaç, elektrik ve işçilik giderlerindeki sürekli artış, üretim maliyetlerini katlamakta ve üreticinin kâr marjını iyice daraltmaktadır. Özellikle mildiyö (enek) ve külleme gibi mantari hastalıklar ile bağ uyuzu gibi zararlılarla mücadele, üreticiye hem ek ilaçlama maliyeti getirmekte hem de zamanında müdahale edilmediğinde büyük ürün kayıplarına neden olmaktadır. Tarımsal pazarlama noktasında ise taban fiyatların geç açıklanması veya beklentilerin altında kalması, aracı tüccar bağımlılığını artırmaktadır. Serbest piyasadaki fiyat dalgalanmaları, üreticinin döktüğü alın terinin ve emeğinin karşılığını almasını zorlaştırmaktadır. İhracata giden ürünlerdeki pestisit (zirai ilaç) kalıntı sınırları nedeniyle yaşanan geri dönme riskleri, iç piyasada fiyatların aniden düşmesine sebep olabilmekte ve zincirleme zararlara yol açmaktadır. Bağ bakımı ve özellikle yoğun geçen hasat döneminde nitelikli ve yeterli tarım işçisi bulmakta yaşanan zorluklar ise yevmiye maliyetlerini günden güne artırmaktadır. Tüm bu tablonun yanında, üretici birlikleri ve kooperatiflerin etkinliğinin yetersiz kalması; üreticilerimizin girdi alımında ve ürün satışında pazarlık gücünü zayıflatmaktadır. Emekle toprağa hayat veren üreticilerimizin desteklenmesi ve bu sorunlara kalıcı çözümler üretilmesi sürdürülebilir tarım için kaçınılmazdır.
Damla Nalçacıoğlu

YORUMLAR