Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Feyzullah Turan
Feyzullah Turan

BİRLİK Mİ? OYUN MU?

“Mekke Antlaşması” üzerine baya bir düşündüm ve güncel dünya konjonktürünü de dikkate alarak, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın bir araya gelmesini, Müslüman ülkelerin kendi güvenlikleri ve gelecekleri açısından daha fazla işbirliği arayışı olarak görmek elbette olumlu, iyi niyetli bir düşüncedir.
Ancak ben bu tabloya biraz daha temkinli bakıyorum.
Çünkü uluslararası siyasette sadece “Kimler bir araya geliyor?” sorusunu sormak yetmez. Kim, hangi amaçla bir araya geliyor ve bu birlikteliğin arkasında hangi büyük güçlerin çıkarları bulunuyor? sorusunu da sormak gerekir.
Suudi Arabistan’ın, ABD ile yıllardır devam eden güvenlik ve stratejik ilişkileri ortadayken, Riyad’ın Türkiye ve Pakistan ile yakınlaşmasının ABD’den bağımsız bir politika olduğunu düşünmek gerçekçi olabilir mi?
Diğer tarafta Hindistan-Pakistan rekabeti var. Pakistan’ın Türkiye ile yakın ilişkileri bizim açımızdan değerlidir. Pakistan’ın Hindistan’la yaşadığı sorunların Türkiye’nin sorununa dönüşmesi olabilir mi?
Başka ve daha önemli mesele; İran ile Suudi Arabistan arasında ciddi bir gerilim yaşanması halinde Türkiye nasıl bir politika izleyecektir? İran’ın içinde milyonlarca Azeri Türk’ü yaşarken, Türkiye’nin olası bir askeri çatışmanın içine çekilmesi, Türkiye açısından çok daha ağır sonuçlar doğurmaz mı?
Üstelik İran meselesine yalnızca, “İran-Suudi Arabistan savaşında Azerbaycan’a ne olur?” penceresinden bakmak da yeterli olmaz. Böyle bir savaşın, Türkiye, Azerbaycan, Irak, Suriye, Kafkasya ve bölge üzerindeki sonuçlarının çok daha geniş düşünülmesi gerekir.
Bir de şu soruyu soralım; Türk dünyası ile Arap dünyasının yakınlaşması gerçekten ortak bir stratejik gelecek mi oluşturacak, yoksa belli dönemlerdeki ortak çıkarların oluşturduğu geçici bir beraberlik mi olacak?
Tarih bize devletlerin dostluklardan çok kendi çıkarlarını esas aldığını defalarca göstermiştir.
İngiltere’nin tarihsel ve bölgesel rolünü, ABD’nin bölgedeki etkisini, İsrail’in güvenlik politikalarını, İran’ın bölgesel ağırlığını ve Hindistan-Pakistan rekabetini hesaba katmadan sadece Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan üçgenine bakarsak, denklemin önemli parçalarını dışarıda bırakmış oluruz diye düşünüyorum.
Ben Türkiye’nin güçlü ittifaklar kurmasına karşı değilim. Tam tersine, Türkiye’nin dünyada yalnız kalmaması gerektiğini düşünüyorum.
Fakat ittifak kurmak başka, başkasının kurduğu oyunun içine girmek başkadır. Tamda burada okuyucuya bir düşünce alanı açıyorum.
Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda kendi iradesiyle m? Bir güç merkezi oluşturacağı, yoksa başka güçlerin hesapları içerisinde kendisine biçilen bir role mi? Sürüklenecek sorusunu sormak ve düşürmek çok önemlidir.
Bu nedenle böyle bir anlaşmaya sadece “Evet, yeni bir güç merkezi doğuyor” diyerek hamasi söylemler ile bakmak yeterli değildir.
Aşağıdaki sorulara alınan cevapların tartışılması, Ülkemizin geleceği açısından çok faydalı olacağını düşünüyorum. *Bu oyunun kurucusu kim, *Türkiye hangi konumda, *Türkiye’nin kazancı ne olacak?
Asıl olan; ⁶Yapılan anlaşmaya karşı olmak değil, Türkiye’nin, farkında olmadığı başka bir gücün hesabının parçası haline gelmesinin önüne geçebilecek doğru fikirler üretilmesine hizmet etmektir. Birlik mi? Oyun mu? Devletler için en büyük güç, sadece güçlü müttefiklere sahip olmak değil, kendisi ile ilgili kararları kendisinin vermesidir.

12 Ağustos 2026 ESEN KALINIZ

YORUMLAR

Bir adet yorum var

  1. Feyzullah hocam dediğiniz gibi Bu anlaşmanın arkasında Amerika ve İsrail olduğundan maalesef ülkemizi bir tuzağın içine çekme niyeti var. Inşallah beklemediğimiz durumlarla karşılaşmayız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER