Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Feyzullah Turan
Feyzullah Turan

İNSAN OLAMIYORUZ…

“İnsan, diliyle insan olur; sözüyle yücelir, sözüyle de küçülür.”

 Sabahın ilk saatleriydi.

Bir kahvehanenin yanından

geçerken içerideki sohbetler kulağıma ilişti.

Masalarda emekliler, çalışanlar, gençler…

Herkes bir şeyler anlatıyor, herkes bir şeylere kızıyor, herkes konuşuyor.

 Dikkatimi çeken konuşulan konular değil, konuşma biçimleri.

Nezaketin yerini kabalık, sohbetin yerini hakaret, mizahın yerini küçümseme almıştı.

A….. Kodumun, A…… Koyayım vb. Bolca küfürler…

 İnsana “Öküz” deniliyor…

Kurnaz olana “Tilki”…

Çalışana “İnek”…

Sessiz olana “Koyun”…

İnatçı olana “Keçi”…

Korkana “Tavşan”…

Güçlü olana “Ayı”…

Başarılı olana “Aslan” Deniliyor,

Ne gariptir ki, herkese bir isim buluyoruz; bir tek “insan” demeyi becermiyoruz.

Üstelik mesele sadece benzetmelerle de sınırlı değil.

Bugün biraz dikkatle dinleyin. Kahvede, sokakta, trafikte, iş yerinde, hatta aile sofralarında… Cümlelerin arasına sıkışmış küfürler dolaşıyor. Öyle sıradanlaşmış ki, çoğu zaman söyleyen de dinleyen de bunun farkına varmıyor.

Yıllarca öğretmenlik yapmış bir insan… Ömrünü devlet hizmetinde geçirmiş bir memur… Üniversite mezunu, makam sahibi kişiler…

Konuşurken neredeyse her cümlede bir küfür…

Sanki küfür, konuşmanın ayrılmaz bir parçası olmuş.

Oysa insanı gösteren, makamı değil; ağzından çıkan sözdür.

Eskiden büyüklerimiz, “Evladım, ağzından çıkan söze dikkat et.” derdi. Çünkü bilirlerdi ki, söz insanın aynasıdır. Dil bozulursa düşünce bozulur; düşünce bozulursa davranış bozulur; davranış bozulunca da toplumun huzuru yara alır.

Bugün çocuklarımız bizi dinliyor. Gençlerimiz bizi örnek alıyor. Onlara sadece nasihat etmiyoruz; farkında olmadan konuşma biçimimizi de miras bırakıyoruz.

Eğer biz hakareti normalleştirir, küfrü mizah sanır, aşağılamayı cesaret zannedersek; yarın çocuklarımızdan nezaket beklemeye hakkımız olur mu?

Belki de yeniden başlamamız gereken yer siyaset değildir… Ekonomi değildir… Teknoloji de değildir…

 Önce dilimizdir.

Çünkü güzel söz, güzel düşüncenin; güzel düşünce ise güzel insanın habercisidir.

İnsan olmak; diploma sahibi olmak değildir. Makam sahibi olmak değildir. Servet sahibi olmak da değildir.

İnsan olmak; öfkesine hâkim olabilmek, dilini kirletmemek, karşısındakini incitmeden konuşabilmek, farklı düşüneni düşman görmemektir.

 Unutmayalım…

Bir toplumun seviyesi, kurduğu binalarla değil; kurduğu cümlelerle ölçülür.

Belki de bugün hepimizin kendine sorması gereken soru şudur:

Teknolojide ilerledik, şehirlerimizi büyüttük, imkânlarımızı artırdık… Peki, insanlığımızı büyütebildik mi?

Çünkü bu toprakların en büyük ihtiyacı; daha çok konuşan insanlar değil, konuştuğunda gönül incitmeyen, öfkelendiğinde bile insan kalabilen insanlardır.

İnsan olmak doğuştan gelen bir sıfat olabilir; ama insan kalabilmek, ömür boyu verilmesi gereken bir ahlak mücadelesidir.

05 Temmuz 2026

ESEN KALINIZ.

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER