Geçmiş yüzyıllarda yakılan ateşlerin açtığı, bir türlü sarılamayan yaraların ve unutulmayan düşmanlıkların kaynayan kazanıdır Ortadoğu…
Bu coğrafya; bir-iki günlük, bir-iki aylık, hatta bir-iki asırlık bir gerilimin değil, asırlardır yanan bir ateşin içindedir.
Bu ateşin ortasında, Allah inancına sahip medeniyetler var olma ve birbiriyle imtihan olduğu yerdir.
Geçmiş yüzyıllarda yakılan ateşlerin açtığı yaralar hâlâ sarılabilmiş değildir.
Unutulmayan düşmanlıklar, nesilden nesile aktarılmış; acılar ise büyüyerek bugüne taşınmıştır.
Bugün yaşananlar, yeni bir savaşın başlangıcı değil; eski hesapların devamıdır.
Ama bu defa tehlike daha büyüktür.
Çünkü artık sadece silahlar konuşmuyor…
Hafızalar da kaydediyor.
Bugün atılan her füze, sadece bir hedefi vurmaz; yarının kinini, öfkesini ve intikam duygusunu da büyütür.
Bu yüzden açık konuşmak gerekir.
Bugün atılan adımlar, sadece bugünü değil, belki de yüz yıl sonrasını zehirlemektedir.
İran mesaj veriyor…
İsrail karşılık veriyor…
Amerika denge kurduğunu söylüyor…
Dünya seyrediyor…
Ama gerçekte yapılan şey şudur:
Ateşe su dökmek yerine, herkes elindeki benzini döküyor…
Bu gidişatın kazananı olmaz.
Sadece daha derinleşen düşmanlıklar olur.
Bugün birçok yorumcu, stratejist, köşe yazarı, Komplo teorisyenleri konuşuyor.
Ama ne yazık ki büyük bir kısmı yangını söndürmek yerine, alevi büyütüyor.
Tarafgirlik, öfke ve peşin hüküm; aklın. ve vicdanın önüne geçiyor.
Oysa insanlık, böyle zamanlarda aklı büyütmek zorundadır.
En acı taraf ise şudur:
Bu coğrafyada en büyük bedeli yine halk ödüyor. Çocuklar ölüyor, şehirler yıkılıyor, gelecekler kararıyor…
Ama yönetenler hâlâ güç hesapları yapıyor.
Burada herkesin kendine sorması gereken bir soru var:
Yangın neden bu kadar kolay büyüyor?
Cevap acıdır ama gerçektir.
Adaletin zayıf olduğu, demokrasinin kök salamadığı, özgürlüklerin eksik kaldığı ptoplumlar, dış müdahalelere, çatışmalara ve istismara açık hale gelir.
Kendi halkına güven veremeyen devletler,
başkalarının hesaplarına zemin hazırlar.
Bu, dış güçleri aklamak değildir…
Ama iç zaafları görmeden de doğruyu bulmak mümkün değildir.
Bugün yapılan hatalar sadece devletlerin hatası değildir.
Toplumların, yönetim anlayışlarının ve yıllarca biriken yanlışların sonucudur.
Eğer bu gerçek görülmezse,
yarın aynı acılar tekrar yaşanır.
Bu yazımı bir tarafı savunmak için değil,
bir gerçeği hatırlatmak için yazıyorum.
Düşmanlık kolaydır…
Ama kalıcıdır.
Barış zordur…
Ama tek çıkış yoludur.
Ve unutulmamalıdır ki;
Bugün atılan nefret tohumları, yarın çocukların kaderi olur.
Tarih bir gün bugünü yazacaktır.
O gün geldiğinde, herkesin önüne şu soru konacaktır:
Ateşi mi büyüttünüz, yoksa söndürmeye mi çalıştınız?
Gül yetiştirmek zordur…
Diken büyütmek kolaydır.
Ama dikenle dolu bir bahçede, huzurlu yaşamakta zordur. 24 Mart 2026
ESEN KALINIZ

YORUMLAR