Yaradan, her insana doğuştan bir bahçe emanet etmiştir.
Bu bahçede, kimi zaman güller açar, Sevgi, İyilik, Merhamet,Tevazu, Sabır ve Gönül zenginliği yetişir.
Kimi zaman da dikenler büyür, Kibir, Haset, Kin, Riya ve Cimrilik artar.
Düşündürücü olan,
Bahçeyi bize emanet eden, neleri yetiştireceğimize kendimizin karar vermesini istediğini kabul edemeyiz.
İnsan, başkasının bahçesindeki dikenleri görmekte çok mahirdir.
Kimin kibirli olduğunu, kimin haset ettiğini, kimin kin beslediğini, kimin gösteriş yaptığını hemen fark eder.
Fakat, sıra kendi gönül bahçesine geldiğinde, nedense aynaya bakmak zorlaşır.
Kibir, insanın kendisini olduğundan büyük görmesidir. Başkalarını küçümsemeye başladığı anda, aslında kendi değerinide küçültmeye başladığını fark etmez.
Haset, insanın kendi elindeki gülleri görmeyip, başkasının bahçesindeki güllere takılıp kalmasıdır
“Neder onda varda bende yok”
Bu soru, gönülde büyüyen birçok dikenin başlangıcıdır.
Kin, geçmişte yaşanan bir kırgınlığı bugünün yüreğinde taşımaktır. İnsan, başkasına zarar verdiğini düşünürken aslında çoğu zaman kendi huzurundan eksiltir.
Riya, insanın yaptığı iyiliğin içine görünmeyen bir “alkış” beklentisi koymasıdır.
İyilik güzeldir, ama iyiliği kimin için yaptığımız daha önemlidir.
Cimrilik, sadece maddi paylaşımda değil, bazen bir güzel söz esirgemek, gönül almak için adım atmamak, ihtiyacı olanın hâlini sormamak da manevi cimriliktir.
İnsanın gerçek zenginliği, sahip olduklarının çokluğu değil, paylaştığı güzelliklerin büyüklüğüdür.
Bütün bu dikenlerden daha tehlikeli bir diken daha vardır.
İnsanın kendi bahçesinde yetişen dikenleri görememesidir.
İnsan, kusurunu kabul etmediği sürece asla o dikenleri göremez.
Cennet Mekân Babam,
“Oğlum kendi K…ndaki Özdöveri görmeyen, elin gözünde saman çöpü arar” derdi.
*Kibirli insan kendisini “özgüvenli” sanabilir.
*Haset eden, “Adaletsizlik duygusu” diye açıklayabilir.
*Kin tutan, “Sadece unutmuyorum” diyebilir.
*Riya yapan, “İnsanlara örnek oluyorum” diyebilir.
*Cimri olan ise “Ben sadece tutumluyum” diyebilir.
İnsan, kendisini kandırmaya başladığında gönül bahçesindeki dikenleri çiçek zannetmeye başlar.
İşte burada insanın kendisiyle yüzleşmesi gerekir.
*Gönlümde hangi güller açıyor?
*Hangi dikenleri büyütüyorum?
Belki de hayatın en zor soruları bunlardır.
Başkasını eleştirmek kolay, kendini değiştirmek çok zor gelir.
Güzel bir gönül, kendiliğinden oluşmaz.
*Kibir, tevazuyla budanır.
*Haset, şükürle kurutulur.
*Kin, affetmenin serinliğiyle azalır.
*Riya, samimi bir niyetle yok olur.
*Cimrilik, paylaşımla küçülür.
İnsan, her sabah gönül bahçesine biraz daha özen göstermelidir.
Dünyaya bıraktığımız en değerli miras, ne mal, ne makam, gönüllere ektiğimiz sevgi tohumlarıdır.
Kim bilir, yıllar sonra bizim için söylenecek en güzel söz, “İyi bir insandı.” olacaktır.
Bunun için önce içimizdeki dikenleri tanıyıp, sonra gülleri çoğaltmalıyız. “Dikenleri fark etmek, gülleri çoğaltmanın ilk adımıdır.”
Unutmayalım:
Gönülbahçesi boş bırakılmaz.
Ya gül yetişir ya da diken.
Kendi gönül bahçesinin bahçıvanı olmayı öğrenemeyen, başkasının dikenlerinden şikâyet etmemelidir. 20 Ağustos 2026

YORUMLAR