Aylar önce söyledik, yine söyleyelim… İran öyle herkesin istediği zaman hizaya sokabileceği bir ülke değil. Bunu anlamak için kahin olmaya da gerek yoktu. Dilimizde tüy bitti. Bugün dönüp baktığımızda İran’ın Hürmüz Boğazı konusunda geri adım atmadığını görüyoruz. Tam tersine, “Bu boğazdan ne geçecekse benim bilgim ve kontrolüm dahilinde geçecek.” mesajını vermeye devam ediyor. Çünkü İran da biliyor ki Hürmüz Boğazı’nı kontrol eden, dünyanın enerji damarlarından birini elinde tutuyor. ABD’nin Hürmüz’e bu kadar kilitlenmesinin sebebi de belli. Washington’ın derdi, petrodolar hakimiyetinin kendi elinde kalması. Bunun için de kadim bir medeniyet olan İran’a karşı aylardır baskıyı artırıyor; kadın, çocuk, yaşlı, genç demeden yaşanan yıkım ise dünyanın gözleri önünde büyüyor. Sonra çıkıp bütün bunları “güvenlik” başlığı altında anlatmaya çalışıyorlar. E söylemedik mi biz bunu? Petrolün olduğu yerde insan hakları nutukları genelde bir yere kadar sürer. Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var. ABD seçim atmosferine girmişken kimsenin kolay kolay “Haydi yeni bir savaşa girelim.” diyeceğini de pek sanmıyorum. Çünkü savaşın faturası sadece cephede ödenmiyor, sandıkta da ödeniyor. Bunu Amerikan siyasetçileri gayet iyi biliyor. İsrail cephesinde ise tablo biraz daha farklı. Yaklaşan seçimler öncesinde Netanyahu’nun gerilimi düşürmesini beklemek bana göre gerçekçi değil. Lübnan cephesi yıllardır İsrail’in en zorlandığı alanlardan biri oldu. 1982’den bu yana yaşananlar da bunu açıkça gösteriyor. Güney Lübnan’da yıllarca süren çatışmalar, ağır kayıplar ve sonunda geri çekilmek zorunda kalınması hafızalarda. Üstelik bugün karşısındaki yapı, İran’ın desteklediği güçlü bir vekil aktör olan Hizbullah. Bu yüzden bana göre Lübnan, Netanyahu’nun siyasi mezarı olacak. Çünkü Lübnan öyle dışarıdan bakıldığı kadar kolay bir coğrafya değil. Tarih bunun örnekleriyle dolu. Ortadoğu’nun hafızası güçlüdür, bu coğrafya kendisini küçümseyenleri çoğu zaman yanıltmıştır. Hürmüz’de yaşanan her gerilim ise dünyanın cebine dokunuyor. Birkaç tanker bekledi diye ne olacak demeyin. O bekleyen tankerler akaryakıt fiyatı olarak pompaya, enflasyon olarak mutfağa, zam olarak market rafına geliyor. Sonra da dönüp “Bu fiyatlar neden artıyor?” diye şaşırıyoruz. Velhasıl… İran geri adım atmıyor. ABD petrodoların hakimiyetini kaybetmek istemiyor. İsrail ise içerideki siyasi hesaplarını dış politikayla birlikte yürütüyor. Dünya da bir kez daha Ortadoğu’dan gelecek haberlere kilitlenmişken bir baktık ki ABD-İsrail ve İran savaşı durmuş. Ha bitmiş demiyoruz, durmuş. Anladık ki bu emperyalist batıya ve siyonist İsrail’e karşı dik durmak ve sağlam durmak başarıyı getirebiliyormuş. Bunları biz söyledik, yaşadık ve gördük. Kimse bize geçmişte “niye söylemedin bunları, “niye bilemedin” diyemez. Çünkü; gördük anladık, bildik ve söyledik.
Ebru ÇANAK
Haber Müdürü

YORUMLAR