Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Damla Nalçacıoğlu
Damla Nalçacıoğlu

Kırk Katır mı, Kırk Satır mı?

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) Mayıs 2026’da Ankara Bölge Mahkemesi’nin verdiği
“mutlak butlan” kararı, Türk siyasi tarihinde eşine az rastlanır cinsten bir hukuki ve siyasi
krizi beraberinde getirdi. 38. Olağan Kurultay’ın hukuken geçersiz sayılması ve Özgür Özel
yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılarak parti yönetiminin Kemal Kılıçdaroğlu’na ve
eski parti organlarına iade edilmesi, siyasette taşları tamamen yerinden oynattı.
Bu tarihi dönemeçten sonra, tamamen stratejik bir taktik gözetilerek iki tarafın da ardı ardına hamleler
yaptığına şahit oluyoruz ve bu hamleler zincirinin kararlılıkla devam edeceği açıkça hissediliyor. Mahkeme
kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu, vakit kaybetmeden yeni bir Olağan Kurultay süreci üzerinde
çalışmaya başladı. Bu doğrultuda birçok il ve ilçe yönetimini yenileme hamlesine girişen Kılıçdaroğlu, süreci
kendi lehine tahkim etmeyi amaçlıyor.
Krizin diğer tarafında ise, yenilenen il ve ilçe yönetimlerinin parti disiplinine uymadığını savunan,
mahkeme kararını ve “mutlak butlan” gerekçesiyle yönetime geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu’nu adeta “yok
hükmünde” sayan bir irade mevcut. Özgür Özel’in genel başkanlık makamını mahkeme kararı doğrultusunda
boşaltmasının hemen ertesi günü, kapalı grup toplantısında milletvekillerinin Özel’i yeniden Grup Başkanı
seçmesi, Cumhuriyet Halk Partisi bünyesinde fiili bir iki başlılığın fitilini ateşledi. İki tarafın da uzlaşma
yolları aramak yerine, keskin bir ayrışmayı tercih ettiği net bir şekilde görülüyor.
“Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu cephesinin yeni bir oluşum veya tamamen yeni bir parti çatısı altında
mücadele etme kararı aldığı yönündeki sinyaller güçlenirken; Kılıçdaroğlu ise partiyi tamamen arındıracak
tüzük maddelerine dayanarak kendisine yeni ve sadık bir taban inşa etmeye çalışıyor.”
Mevcut tabloda CHP, kâğıt üzerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun tedbiren liderliğinde yasal bir kurultay
sürecine doğru ilerlemeye çalışıyor gibi görünse de, fiiliyatta durum çok daha karmaşık. Parti örgütlerinin,
Meclis grubunun ve seçmen tabanının önemli bir kısmı; Özgür Özel ile hukuki/tutukluluk süreci devam eden
Ekrem İmamoğlu çizgisine olan bağlılığını kararlılıkla sürdürüyor.
Ana muhalefet partisinin bu sancılı cendereden tek parça halinde çıkıp çıkamayacağı, bugünlerde siyasi
analistlerin, yazarların, çizerlerin ve kulis habercilerinin en büyük gündem ve yorum malzemesi haline gelmiş
durumda. Ancak herkesin hemfikir olduğu yegâne gerçek şudur: Yaşanan bu derin bölünme ve belirsizlik
ortamı, en büyük zararı yine CHP’ye vermektedir.
Siyasette 24 saatin bile çok uzun bir süre olduğu ve bu kadim topraklarda her zaman kriz anlarında
rasyonel çözümler üretebilenlerin başarıya ulaştığı unutulmamalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi şimdi tarihinin
en zorlu yol ayrımlarından birinde. Önümüzdeki süreç ana muhalefet için bir yenilenme mi yoksa kaçınılmaz
bir parçalanma mı getirecek? Kırk katır mı, kırk satır mı? Hep birlikte bekleyip göreceğiz…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER