Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet Halk Partisinin genel, geleneksel ve katı seküler taban algısını kıracak, sağ ve muhafazakâr seçmenle diyalog kanallarını açtı. “Helalleşme” çağrısı ve farklı siyasi gelenekleri aynı masa etrafında toplayan Millet İttifakı mimarlığını yapması, muhalefetteki parçalanmışlığı gideren tarihsel bir hamle oldu. 2019 Yerel Seçimlerinde İstanbul ve Ankara başta olmak üzere birçok Büyükşehir Belediyesinin 25 yıl sonra kazanılmasında izlediği strateji ve ittifak politikası belirleyici rol oynadı. Ankara’dan İstanbul’a gerçekleştirilen Adalet Yürüyüşü; hem parti tabanını hem de toplumun farklı kesimlerini ortak bir paydada birleştiren, uluslararası alanda ses getiren kitle eylemlerinden biri oldu. Sert, kutuplaştırıcı ve çatışmacı üsluba karşı daha birleştirici, bürokratik disipline dayalı ve mütevazı bir profil sergiledi. CHP’yi sadece reaksiyon gösteren değil; vaatler, ekonomik projeler, emeklilere ikramiye ve taşeron işçilere kadro gibi somut sosyal politikalar üreten bir parti konumuna taşıdı. 2023 Seçimlerinde aday belirleme sürecinde; anketlerde kendi adaylığını dayatma ve kendi adaylığı üzerinden stratejik plan yaptığı algısının yaratılması akabinde yıpratılması, 13 yıllık Genel Başkanlığı sürecinde genel seçimlerde partisini birinci parti yapamaması, mağlubiyetlere rağmen istifa mekanizmasını çalıştırmama algısı parti içi ve dışı kamuoyunda güven erozyonuna neden oldu. 2023 sürecinde Zafer Partisi ile Genel Başkan sıfatıyla imzaladığı ve parti kurullarından gizlediği gizli protokoller algısı da bu süreci olumsuz etkiledi. Kamu görevi ve tüm siyasi hayatında yolsuzluk, hırsızlık ve ahlaksızlıkla hiç adı anılmamış, konusu dahi olmamış bir insandır. Birçok usulsüzlük yapıldığını bildiği hâlde 38. Olağan Kurultay sonucuna itiraz etmemiş; Genel Başkanlık makamını, seçilen Özgür Özel’e çiçeklerle devretmiştir. Devir teslim ederken partisi için gerekli uyarıları ve tavsiyeleri aktarmış, bunların tüm kamuoyu önünde gerçekleşmesine ve hiçbir olumsuzluğa meydan verilmemesine özen göstermiştir. CHP’nin 38. Olağan Kurultayında oy kullanan, bizzat değişimci kanatta yer alan isimlerin mahkemeye başvurarak usulsüzlük yapıldığını itiraf etmeleri sonucunda; mahkeme kararı ile 38. Olağan Kurultayın iptaline karar verilmiş, bunun sonucunda da Kemal Kılıçdaroğlu ve parti yönetiminin göreve iadesi gerçekleşmiştir. Kemal Kılıçdaroğlu görevine dönmüştür. Parti içi tartışmalar bölünmeye dönüşmüş; Dünün “Kemal Babası”, kiminin “Yoldaşı”, kiminin “Pîri” iken, bugün “hain” ilan edilmiştir. Nasıl bu duruma gelindi? Bu durum aklıselim olarak konuşarak, bazı konularda anlaşarak çözülemez miydi? Zaten olağan kurultay 3-5 ay içinde yapılacak, partiyi kimin yöneteceğine kurultay delegeleri karar verecekti. Bu acelenin altında yatan sebebi doğru anladığımdan emin değilim. Emin olduğum bir şey varsa; Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin kurucu partisidir, Cumhuriyetin bekasıdır.
Damla Nalçacıoğlu
Yüreğimde İnce Bir Sızı Var
YAZARLAR
TÜMÜ
-
Nazif OkumuşHenüz yazısı bulunmuyor -
Tolgahan ErdoğanHenüz yazısı bulunmuyor

YORUMLAR