Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Aleyna Semercioğlu
Aleyna Semercioğlu

İnsanın En Temel İhtiyaçlarından Biri: Anlaşılmak

İnsan bazen yalnızca dinlenmek değil, gerçekten duyulmak ister. Söylediklerinin karşı tarafa ulaşmasını, hissettiklerinin fark edilmesini ve yaşadıklarının anlaşılmasını bekler. Çünkü insan ilişkilerinde yakınlık, yalnızca birlikte geçirilen zamanla değil, birbirimizin iç dünyasına ne kadar temas edebildiğimizle de şekillenir. Aynı ortamda bulunmak, uzun uzun konuşmak ya da hayatı paylaşmak, her zaman birbirimizi gerçekten anladığımız anlamına gelmez.

 

Görülmek, duyulmak ve anlaşılmak, insanın psikolojik ihtiyaçları arasında önemli bir yere sahiptir. Görülmek, yalnızca varlığımızın fark edilmesi değil; duygularımızın, ihtiyaçlarımızın ve deneyimlerimizin de dikkate alınmasıdır. Duyulmak, söylediklerimizin bir cevap verilmek üzere değil, anlamak amacıyla dinlenmesidir. Anlaşılmak ise karşımızdaki kişinin dünyaya bizim penceremizden bakabilmek için çaba göstermesidir.

 

Bu ihtiyaçlar özellikle yakın ilişkilerimizde daha belirgin hâle gelir. Bazen bir tartışmanın görünen nedeni oldukça küçük olabilir. Söylenen bir söz, unutulan bir detay ya da gösterilmeyen bir ilgi, beklenenden daha büyük bir kırgınlığa dönüşebilir. Çünkü kimi zaman yaşanan çatışmanın altında, o anki olaydan çok daha derin bir ihtiyaç bulunur: “Benim ne hissettiğimi fark ediyor musun?”

 

İlişkilerde sıklıkla karşılaştığımız durumlardan biri, anlamaya çalışmadan çözüm üretmeye yönelmektir. Bir kişi yaşadığı zorluğu anlattığında karşısındaki hemen tavsiye verebilir, durumu mantıklı bir açıklamayla çözmeye çalışabilir ya da yaşananları önemsizleştirerek onu rahatlatmak isteyebilir. Oysa her duygu bir çözüm beklemez. Bazen kişinin ihtiyacı, ne yapması gerektiğinin söylenmesinden önce ne yaşadığının anlaşılmasıdır.

 

Burada önemli bir ayrım vardır: Birini anlamak, onunla aynı fikirde olmak zorunda olduğumuz anlamına gelmez. Bir insanın yaşadığı duyguyu kabul etmek, onun bütün düşüncelerini veya davranışlarını onaylamak değildir. Örneğin, “Böyle hissetmeni gerektiren bir şey yok.” demek yerine, “Bu durumun seni neden üzdüğünü anlamaya çalışıyorum.” diyebilmek, iletişimin yönünü değiştirebilir. Çünkü duygularının ciddiye alındığını hisseden kişi, kendisini sürekli açıklamak veya savunmak zorunda kalmadan iletişim kurabilir.

 

Diğer taraftan, anlaşılma ihtiyacımızın karşılanmasını beklerken kendi ihtiyaçlarımızı ifade etme biçimimiz de önem taşır. Karşımızdaki kişinin ne hissettiğimizi kendiliğinden bilmesini beklemek, zaman zaman hayal kırıklığı yaratabilir. “Beni hiç anlamıyorsun.” demek yerine, “Sana bir şey anlattığımda hemen çözüm sunmandan ziyade önce beni dinlemene ihtiyaç duyuyorum.” diyebilmek hem kendi ihtiyacımızı görünür kılar hem de karşımızdaki kişiye bizi anlama fırsatı verir.

 

Elbette her ilişkide zaman zaman yanlış anlaşılmalar, iletişim kopuklukları ve karşılanmayan beklentiler olabilir. Sağlıklı bir ilişkinin ölçütü, iki insanın birbirini her an eksiksiz anlaması değildir. Asıl önemli olan, anlamadığımızı fark ettiğimizde yeniden merak edebilmek, dinleyebilmek ve gerektiğinde kendi bakış açımızın dışına çıkabilmektir.

 

Belki de ilişkilerimizde birbirimize daha sık sormamız gereken soru, “Neden böyle düşünüyorsun? “an önce “Bunu yaşarken nasıl hissettin?” sorusudur.

 

Çünkü bazen insanın ihtiyacı, haklı olduğunun kanıtlanması ya da yaşadığı sorunun hemen çözülmesi değildir. Bazen yalnızca hissettiklerinin bir başkası için de anlam taşıdığını bilmektir.

 

Uzman Klinik Psikolog Aleyna Semercioğlu

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER